X

İşe ruh katma zamanı: Başarı için kurumsal değerleri belirlemenin önemi

Değerler bizim kimliğimizi temsil eden öğelerdir.

İnsanlar yaşamları boyunca sahip oldukları; çevreden, aileden kazandıklarıyla oluşturdukları değerlerini inançlarıyla birlikte yansıtıp, davranışlarıyla dile getiriyorlar.

Değerlerimiz, varlığımızı diğerlerinden ayırmamızı sağlıyor. Birçoğumuzun duruş, benlik, nitelik dediği kavramlar toplumdaki kişileri kendiliğinden sınıflandırıyor. İşte nasıl bireyler değerleriyle fark yaratıyorsa, kurumlar da aynı şekilde oluşturdukları değerlerle diğerlerinden ayrılıyor.

Bir kurumun gücü; çalışanlarının mevcut değerlerle yarattıklarına bağlı olarak ölçülüyor. Çoğu zaman yöneticiler ya da patronlar, çalışanlarından birçok konuda şikayetçi oluyorlar;

  • Çalışanın aidiyet duygusunun zayıf olması,
  • Çalışanların geri bildirim konusundaki zayıflıkları,
  • Kendi aralarında fikirlere saygı duymamaları,
  • Kimsenin sorumluluk almaması,
  • Kabul etme yerine sürekli suçlama yapılması,
  • Dayanışmanın olmaması,
  • Güven ve inanç eksikliği,
  • Hoşgörü eksikliği,
  • İşten çabuk yorulmaları, sıkılmaları, sabırsız olmaları,
  • Herkesin sadece rutin işini yapması ve farklı projeler üretilememesi,
  • Çalışanlar arasında saygının olmayışı gibi.

Bu sebeple birçok işin yarım kaldığını, düşük performansla yapıldığını, kimsenin işi sahiplenmediğini söylüyor ve maalesef hiç bir zaman memnun olmuyorlar.

Kurumun gücü, çalışanların ortak değerlere bağlılıklarıyla ölçülür. Yukarıda bahsettiğimiz konular da, tamamen değerlere olan bağlılıkla ilgili eksikliği ifade ediyor. Her ne kadar dışarıdan bakıldığında çalışanlardan kaynaklandığı düşünülse de; kurumların yönetimindeki hatalar ve oluşturulmayan kurum değerleri bu performans düşüklüğüne sebep oluyor. Tabii bunu da ancak farkındalığı yüksek yöneticiler ve patronlar anlayabiliyor.

Çalışanlar, eğer oluşmuş bir kurum değeri gerçekten varsa, yapılan işi önemseyip, işe ruhunu katıyor.

Zuhal Baltaş’ın “Krizde Fırsatları Görmek” adlı kitabında; oluşabilecek en ufak kriz durumunda bile, çalışanların hatalı şirket politikaları sebebiyle kendilerini değersiz hissettiklerini, kurum içi çatışmaların arttığını ve gemiyi en önce onların terk ettiğinden bahsediliyor. Oysaki değerler inancı yaratıyor. İnanç ise; sabırlı ve daha güçlü olmayı, daha zor işlerin altından kalkmayı, kısacası daha çok sahiplenmeyi sağlıyor.

Şirketine inanan çalışan, verilen görevin fazlasını kendiliğinden yerine getiriyor ve çok bile çalışsa bunu önemsemeyip, şirket başarısını ön planda tutuyor. Kurum değerlerine aykırı davranıp, dışlanmayı asla göze alamıyor. Ekip ruhu da, aidiyet duygusu da (ve diğerleri) böylece kendiliğinden oluşuyor. Bir de doğru yönetim söz konusuysa, başarı profili kendiliğinden oluşuyor.

Kurum değerlerinin oluştuğu, hem çalışanların hem de yöneticilerin keyifli bir şekilde işe gittiği, ortak hedefleri ve etik değerleri olan, kısacası ruhu olan iyi iş yerlerinin artması için kurum değerlerine önem verilmesi ve kurumların bu doğrultuda kendilerini geliştirmesi gerekiyor.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. 

Saygı Günenç: Bir işletmenin en önemli kaynağı "insan" dır. Uzun yıllar yöneticilik yaptıktan sonra , insanların mutluluklarını, hüzünlerini, heyecanlarını, başarılarını paylaşabilmenin güzelliğiyle, vizyonumu bu kaynağa daha yakın bir meslekte oluşturdum. "Bu dünyadan aldığının karşılığını yerine koymak her insanın zorunluluğudur." der Albert Einstein. Bu felsefeyle hareket ediyor, yazılarımla bir nebze insanların ruhlarına dokunmaya çalışıyorum. Mesleğimi seviyorum, çünkü insanları seviyorum. Tarihi yerleri gezmeyi, büyüleyici doğayı izlemeyi, denizi çok seviyorum. Binicilik, kayak, su sporlarını yapmaktan mutlu oluyorum. Okumaktan keyif alıyor, bu farklı kapıları açan dünyada uzun süre vakit geçiriyorum. Gözümün nuru blogumda emek harcamanın keyfini çıkarıyor ve paylaşmanın ayrıcalığını yaşıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale