X

İnsanı diğer canlılardan ayıran can sıkıntısına bilimsel bakış

Sıkılmak, sıkça deneyimlenen, ancak bilimsel olarak hakkında çok az şey bildiğimiz bir kavram. Şüphesiz ki insanı diğer canlılardan ayıran en önemli duygulardan biri can sıkıntısı. Genel olarak, bir durum ya da aktivitenin, herhangi bir sebepten dolayı bize bir değer katmadığını hissettiğimizde sıkıldığımızı söyleyebiliriz. Bunun nedeni o aktivitenin fazla kolay, fazla zor ya da kişisel olarak önemsiz bulunması hatta bazen yapılabilecek herhangi bir aktivitenin olmaması olabilir.

Can sıkıntısını depresyondan ayıran en önemli fark, sıkıntıyı bitirmeye dair olan motivasyondur. Sıkıntı durumunda depresyondan farklı olarak bu durumun asla bitmeyeceğine dair bir umutsuzluk söz konusu değildir. Ancak farklı bir aktivite ya da durumla son verilmediği takdirde, kronikleşen can sıkıntısı depresyon, anksiyete gibi pek çok sağlık sorununa yol açabilir.

Otokontrolü yüksek kişilerde sıkılmak yaratıcılığı tetikliyor

Genç yetişkinler ve beyin travması geçirmiş kişiler üzerinde yapılan bir çalışma, daha az aralıkla can sıkıntısı yaşayan kişilerin ön-kortekslerinin yeterince gelişmemiş ya da hasar görmüş olma olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Beynin bu bölümünün ise, otokontrol ve irade üzerinde kritik bir role sahip olduğu düşünülüyor.

Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda, otokontrolü yüksek olan kişilerde can sıkıntısının yaratıcılığı artırdığı gösteriliyor. Her ne kadar insanların neden sıkıldığına dair kesin bir bilgi olmasa da, doğru yorumlandığında kişiyi “yeni bir şey yapmaya ya da araştırmaya yönlendiren bir sinyal” olarak kabul edilebilir.

Can sıkıntısını nasıl avantaja çevirebiliriz?

İnternet çağında yaşayan ve hiç yaşamamış biri arasında karşılaştırmalı bir çalışma yapmak mümkün olmadığı için, sosyal medyanın can sıkıntısı üzerindeki etkisine dair bilimsel bir dayanak bulmak pek mümkün gözükmüyor. Ancak akılda tutulması gerekir ki, sosyal medyada gezinmenin ya da bilgisayar oyunu oynamanın size çok büyük bir değer kattığını düşünmediğiniz sürece, “oyalanmak” can sıkıntısına bir çözüm üretmez. Ancak size değer kattığını düşündüğünüz şeylerle uğraştığınızda avantajlı duruma geçmeye başlarsınız.

Bu durumda, içinde bulunulan duruma ya da yapılan işe olan bakış açınızı değiştirmek en etkili çözüm olacaktır. Bu durumdan sıkıldım demek yerine “beynim beni farklı bir şey yapmam konusunda uyarıyor” demek; ya da yapılan işin fazla mı kolay, zor ya da anlamsız olduğunu gözden geçirmek faydalı olabilir.  Ek olarak, her ne kadar bilimsel olarak kanıtlanmış olmasa da zihinsel egzersizler ya da meditasyonun da kronik can sıkıntısından kurtulmanıza yardımcı olabileceği düşünülmekte.

Sıkılmak için zaman ayırmak

Gündelik hayatta çok sık yaşadığımız halde çok fazla üzerinde durmadığımız bu duygu, kontrol edilmediğinde depresyon ve anksiyete gibi sorunlara yol açarak hem iş performansımızı hem de yaşam kalitemizi etkileyebileceği için, üzerine mutlaka düşünülmesi gereken bir konu. Bunu avantaja çevirebildiğinizi bildiğinizde ise, kendinize sıkılmak için özel zamanlar yaratarak hem kişisel gelişiminize hem de yaratıcılığınıza katkıda bulunabilirsiniz.

 

Kaynaklar:
https://www.livescience.com/56162-science-of-boredom.html
https://link.springer.com/article/10.1007/s10648-011-9182-7
https://www.nature.com/news/why-boredom-is-anything-but-boring-1.19140

Dilara Beyler: 1991 İstanbul doğumluyum. 2015 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü'nden mezun oldum. 2001 yılında yelkenle tanıştım ve o günden beri hayatımdan hiç çıkmadı. Yelken sporuna çocukluğumda bireysel yarışmalarla başladım. Daha sonra çocuklar için yelken antrenörlüğü yaptım ve 2011 yılında yelken hakemi oldum. 2009 yılında Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı'na katılmamla beraber yelken sporu benim için bireysellikten çıktı ve ekip sporu olan yat yelkenciliğine yöneldim. Şuan hala aktif olarak yat yarışlarına katılıyor ve hakemlik yapmaya devam ediyorum. Bunun yanında her zaman okumaya meraklı, kendini geliştirmeye çok kafa yoran biri oldum ve hem yaptığım sporda, hem de gündelik hayatımda motivasyonumu yüksek tutmak adına araştırmalar yapmak vazgeçilmezim oldu. Konuşmayı, anlatmayı seven halim de beni buraya getirdi. :)

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale