İnsanı diğer canlılardan ayıran can sıkıntısına bilimsel bakış

Sıkılmak, sıkça deneyimlenen, ancak bilimsel olarak hakkında çok az şey bildiğimiz bir kavram. Şüphesiz ki insanı diğer canlılardan ayıran en önemli duygulardan biri can sıkıntısı. Genel olarak, bir durum ya da aktivitenin, herhangi bir sebepten dolayı bize bir değer katmadığını hissettiğimizde sıkıldığımızı söyleyebiliriz. Bunun nedeni o aktivitenin fazla kolay, fazla zor ya da kişisel olarak önemsiz bulunması hatta bazen yapılabilecek herhangi bir aktivitenin olmaması olabilir.

Can sıkıntısını depresyondan ayıran en önemli fark, sıkıntıyı bitirmeye dair olan motivasyondur. Sıkıntı durumunda depresyondan farklı olarak bu durumun asla bitmeyeceğine dair bir umutsuzluk söz konusu değildir. Ancak farklı bir aktivite ya da durumla son verilmediği takdirde, kronikleşen can sıkıntısı depresyon, anksiyete gibi pek çok sağlık sorununa yol açabilir.

İnsanı diğer canlılardan ayıran can sıkıntısına bilimsel bakış

Otokontrolü yüksek kişilerde sıkılmak yaratıcılığı tetikliyor

Genç yetişkinler ve beyin travması geçirmiş kişiler üzerinde yapılan bir çalışma, daha az aralıkla can sıkıntısı yaşayan kişilerin ön-kortekslerinin yeterince gelişmemiş ya da hasar görmüş olma olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Beynin bu bölümünün ise, otokontrol ve irade üzerinde kritik bir role sahip olduğu düşünülüyor.

Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda, otokontrolü yüksek olan kişilerde can sıkıntısının yaratıcılığı artırdığı gösteriliyor. Her ne kadar insanların neden sıkıldığına dair kesin bir bilgi olmasa da, doğru yorumlandığında kişiyi “yeni bir şey yapmaya ya da araştırmaya yönlendiren bir sinyal” olarak kabul edilebilir.

Can sıkıntısını nasıl avantaja çevirebiliriz?

İnsanı diğer canlılardan ayıran can sıkıntısına bilimsel bakış

İnternet çağında yaşayan ve hiç yaşamamış biri arasında karşılaştırmalı bir çalışma yapmak mümkün olmadığı için, sosyal medyanın can sıkıntısı üzerindeki etkisine dair bilimsel bir dayanak bulmak pek mümkün gözükmüyor. Ancak akılda tutulması gerekir ki, sosyal medyada gezinmenin ya da bilgisayar oyunu oynamanın size çok büyük bir değer kattığını düşünmediğiniz sürece, “oyalanmak” can sıkıntısına bir çözüm üretmez. Ancak size değer kattığını düşündüğünüz şeylerle uğraştığınızda avantajlı duruma geçmeye başlarsınız.

Bu durumda, içinde bulunulan duruma ya da yapılan işe olan bakış açınızı değiştirmek en etkili çözüm olacaktır. Bu durumdan sıkıldım demek yerine “beynim beni farklı bir şey yapmam konusunda uyarıyor” demek; ya da yapılan işin fazla mı kolay, zor ya da anlamsız olduğunu gözden geçirmek faydalı olabilir.  Ek olarak, her ne kadar bilimsel olarak kanıtlanmış olmasa da zihinsel egzersizler ya da meditasyonun da kronik can sıkıntısından kurtulmanıza yardımcı olabileceği düşünülmekte.

Sıkılmak için zaman ayırmak

Gündelik hayatta çok sık yaşadığımız halde çok fazla üzerinde durmadığımız bu duygu, kontrol edilmediğinde depresyon ve anksiyete gibi sorunlara yol açarak hem iş performansımızı hem de yaşam kalitemizi etkileyebileceği için, üzerine mutlaka düşünülmesi gereken bir konu. Bunu avantaja çevirebildiğinizi bildiğinizde ise, kendinize sıkılmak için özel zamanlar yaratarak hem kişisel gelişiminize hem de yaratıcılığınıza katkıda bulunabilirsiniz.

 

Kaynaklar:
https://www.livescience.com/56162-science-of-boredom.html
https://link.springer.com/article/10.1007/s10648-011-9182-7
https://www.nature.com/news/why-boredom-is-anything-but-boring-1.19140

Dilara Beyler
1991 İstanbul doğumluyum. 2015 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü'nden mezun oldum. 2001 yılında yelkenle tanıştım ve o günden beri hayatımdan hiç çıkmadı. Yelken sporuna ... Devam