X

İnsan ne için yaşar?

Gözlemlerime göre insan ölüm için yaşar. Ölümü o kadar büyük görür ki, var oluşun tümünden bile büyük…

“Şimdi kadar yakın” ama “asla kadar uzak” bir zamanda gelecek simsiyah korkunç bir belirsizlik gibi bahseder ondan. Tüm yaşamını ölüm üzerine kurar ve bu yüzden tüm yaşamı o olur. Yaşlanmaktan korkmak, ölümlü kalımlı dünya, gülmekten ölmek, öldürmeyenin güçlendirmesi… Hepsi odağında ölüm olan insan icatlarıdır. 

İnsan, ölümden duvarlar örer ve yaşamın bu kısmı benim der. Kendi sınırlarını çizince ölümsüz olacakmış gibi. Sanki ölümün ne olduğunu kesin olarak biliyormuş gibi.

Öyle mi gerçekten? Siz de ölümü böyle mi hayal ediyorsunuz?

Mesela ölüm kara çarşaflara sarmalanmış sarı saçlı renkli gözlü çok güzel bir kadın olamaz mı? O kadar güzel ki uzun süre bakmaya dayanamayacağımız kadar göz alıcı, dokunamayacağımız kadar sonsuz ve bildiğimiz her şeyi unutturacak kadar saf.

Ben bazen zihnimle çarşafın ötesine bakmaya çalışırım ama düşünce akışım en fazla çarşafı kaldırmaya yeltenecek kadar ilerleyebilir ve orada fazla uzun kalamam. Hep birlikte yarattığımız duvarlara çarpa çarpa hızla geri dönerim.

Ölümden korkmak bana hep çok saçma gelir ama kendimi buna henüz tam olarak ikna edemedim.

Bazen düşünürüm sonsuzluğun içinde kendi huzurunda dönen ve her an başka bir şeye dönüşmek için içten içe ölen milyonlar dolusu yıldız hakkımızda kim bilir ne düşünüyordur diye.

Muhtemelen dalından koparırken zerre kadar korku hissetmediğimiz ölümü evde suya koyarken yaşadığımız sevinci anlayamıyorlardır. Ya da birbirimizden farklı yönlerde değiştiğimiz için dönüştüğümüz ölüme koala gibi yapışıp “gitme n’olur sensiz yapamam” deyişimizi de anlamıyor olabilirler.

Belki içimizden geçen ve kimsenin duymadığını sandığımız her düşünce sonsuzlukta çığlık çığlığa yankılanıyor ve tüm yıldızlara ulaşıyor da olabilir. O zaman neler için ölmek istediğimize epey şaşırıyor olmalılar, ölümden bu kadar korkan bizlerin.

“Nee sipariş vermek için aylardır beklediğim ayakkabının numarası mıı kalmamışşşşş? Bu imkansız yarınki o davete o ayakkabıyla gitmeliyim. Şimdi ben ne yaparım? Ölmek istiyorummm….” (buraya birkaç timsah göz yaşı bırakıyorum).

Eğer düşündüğümüz her şeyi duyuyorlarsa tüm gezegene rezil olmuş olmamız çok mümkün. Belki de insan içgüdüsel olarak bunu bildiğinden ölmekten korkuyordur. “Şuna bakınn işte yeni ölmüş bir insan geliyor. Aaa hatırlıyor musunuz en son istediği ayakkabının numarası kalmamış diye ölmek isteyen kız bu. Ya sen çok yaşa 1.000 yıl buna güldük biz”.

Şimdi düşündüm de belki de ölebildiğimizi sanabildiğimiz için bizi kıskanıyorlardır…

Belki de sınırsızlığın içinde yaşamak çok sıkıcıdır. Dön dön ne bileyim ben… Ayrıca buna 1.000 yıl gülmüş biriyle ne konuşacağız ki yani. Bir espri yapsak demek ki bir milyon yıl gülecek. Evet evet sıkıcı.

Acaba bu yüzden mi sınırlar dolusu bir yaşam yarattık? Sonsuzlukta dans eden bir yıldız olmayı sıkıcı bulduğumuz için…

Eski uygarlıklardan bu yana giderek daralan bir düşünce yapısı eğlenceli bulunmasaydı yaratılmazdı gibi geliyor bana. Atalarımız hala sırrı çözülemeyen piramitler yaparken biz mercimek çorbası yapmak için önce internetten tarifine bakıyoruz.

O zaman insan sınırlı olmayı sevdiği için ölümden korkar diyebilir miyiz?

Peki sınırlı olmayı seviyorsa yaşam içinde bu kadar mutsuz olması nedendir ?

Peki insan odağına ölümü değil de yaşamı koyarsa? Yaşam için yaşarsa… O zaman dünyada ölümsüz olabilir mi?

Bence evet.

İlginizi çekebilir: Varoluşun tümü bir danstır.- OSHO

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Diğdem Girici: İnanıyorum ki doğru bilgiye ulaşabilen ve bu bilgiyi hayatında doğru şekilde kullanmayı öğrenen her insan hayal ettiği yaşamı yaratabilir. İşte bu yüzden yazıyorum, yaşamımı hafifleten bu muhteşem bilgiler daha çok insana ulaşabilsin ve daha çok insan yaşamdan keyif alabilsin diye. Sorularınız veya paylaşımlarınız için bana giricidigdem@gmail.com adresimden veya @digdemgiriciyoga Instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz. Sevgiler.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale