X

İnsan değil huy kötüdür: Yalnızlığa psiko-sosyal bir bakış

Zaman zaman yalnız kalmak her bireyin ihtiyaç duyduğu bir durum. Durup düşünmek, günü hatta hayatı analiz etmek, sorunlarla yüzleşmek ya da sadece ruhu ve bedeni dinlendirmek için yalnız kalmak faydalı bir seçim olabilir. Bunun bir tercih mi yoksa zorunluluk mu olduğu ise çok ince bir çizgi oluşturuyor. Bireysel Psikoloji’nin kurucusu Alfred Adler’in savunduğu “Sosyal İlgi Kuramı” bireyin gelişebilmesi için diğer insanlarla iletişim kurması gerektiğini, sosyal olarak tatmin edilmenin son derece sağlıklı olduğunu savunur. Sosyal ilgi eksikliği kişide bazı ruhsal hastalıklara sebep olabilir. Bunlar; depresyon, anksiyete, sosyal fobi, madde kullanım bağımlılığı gibi yalnızlıkla ilintili bozukluklardır.

Eğer çok sık yalnız kalma ihtiyacı hissedip izole bir hayat sürüyorsanız muhtemelen bu pek de sağlıklı görünmez. Kimi zaman bu bir zorunluluk da olabilir; o zaman yalnızlık keyif vermez hatta kırıcı bir hal alır. Peki bu dengeyi nasıl kurabilirsiniz? Öncelikle her zaman savunduğum gibi rutin oluşturun. Bu sayede kendinize ayırdığınız vakti kaliteli değerlendirmeniz kolaylaşacaktır. Örneğin; iş/okul dönüşü izlemek istediğiniz dizinin iki bölümünü izlemek, sevdiğiniz bir mekanda yemek yemek, haftanın belli bir günü arkadaşlarınızla eğlenceli vakit geçirmek, ilgi alanınıza göre bir eğitim veya kursa katılmak vb. aktiviteler rutin oluşturmaya örnektir. Kendi kendinize yetebileceğinizi görmek, benliğinizde yeni bir bakış açısı oluşturacak ve çok daha işlevsel hissettirecektir. Eğer yalnızlık, zorunlu olarak yaşadığınız bir durumsa belki de bu süreci içgörünüzü artırmak için kullanıp, yalnız kalmanıza sebep olan iç ve dış etmenleri analiz etmelisiniz. Kendinizle olan iletişiminiz, çevrenizle olan iletişiminize ayna tutar. Bu bağlamda, insanlarla iletişiminiz istediğiniz gibi gitmiyorsa, kendinize nasıl davrandığınıza bakmanın zamanı gelmiş demektir.

Şimdi sizlere sosyal hayatınızı renklendirmek için bir kaç öneri vermek istiyorum

  • Tek başınıza olduğunuzda vakit geçirebileceğiniz favori bir mekan belirleyin.
  • Dans, yoga, resim kursu gibi ruh ve beden bütünlüğü gerektiren kurslara katılın.
  • Geçmişe çok fazla takılmayın, affedici olun.
  • Evinizde arkadaşlarınız, aileniz için yemek daveti, film gecesi, oyun gecesi gibi aktiviteler düzenleyin.
  • Empati yeteneğiniz üzerinde çalışın. Bu konuda başarılı bulduğum kitaplardan birisi sevgili hocamız Üstün Dökmen’nin Empati isimli kitabı. Size iyi bir rehber olacaktır.
  • Gerekirse bir uzman yardımına başvurun.
  • Gülümseyin! Gülümsemek beynimize “Ben iyiyim, mutluyum“mesajı verir.

Unutmayın: İnsan değil huy kötüdür.

Paylaşımlarımı Instagram hesabımdan takip edebilirsiniz. 

 

İlginizi çekebilir: Kendimize ne kadar mental bakım yapıyoruz?

Ezgi Aslantas: Psikolog Ezgi Aslantaş istanbul Bilgi Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Lisans hayatı boyunca Kanada Okulları, Humanite Psikiyatri Hastanesi, Çocuk Aile Danışmanlığı merkezi gibi birçok kurumda staj yapmıştır. 2014 yılında Beşiktaş Gençlik Meclisi ile beraber "İstanbul'dan Çorum'a Dostluk Köprüsü" projesini gerçekleştirmiştir. 2016 yılında "Radyo Vesaire" isimli radyo kanalında "Şiirin Ezgisi" isimli psiko-sosyal bir radyo programı hazırlayıp sunmuştur ve yine 2017-2018 yılları arasında Doç. Dr Ayten Zara süpervizyonluğunda "Çocuğa Şiddete Dur De" ve "Van Başkale Okul Yapımı" projelerinde gönüllü olarak yer almıştır. 2019 yılında ise "Bulut Hareketi" isimli şiddete karşı bir sosyal sorumluluk projesi başlatmıştır ve proje kapsamında özel ve kamu kurumlarına seminerler vermiştir. Bilişsel Davranışçı Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, Bilişsel Beceri Eğitimi, Adli Görüşme Teknikleri, Objektif Testler, Psikofarmakoloji, Denver II gibi birçok mesleki eğitim ve atölyeye katılmıştır. Mesleki ilgileri arasında; depresyon, anksiyete bozukluğu, yas, ayrılık, obsesif-kompülsif bozukluk, ilişki sorunları, stres yönetimi, duygu yönetimi, motivasyon gibi konular yer almaktadır. Psikolog Ezgi Aslantaş, şu anda ergen ve yetişkin bireylerle yüz yüze ve online olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale