X

İletişim kurarken farkındalık hali: Konuşan siz misiniz, başkası mı?

İlişkiler… Genelde en çok konuşulması gereken ama hep hasır altı ediken dinamiklerden birisi olduğunu düşünüyorum.

İlişki içinde olduğunuz yakın çevreniz, aileniz, eşiniz, dostunuz ve sevdiğiniz insanlar ve siz… Nasıl bir resmin içindesiniz? Eğer şimdiye kadar bunu düşünecek fırsat ve zamanınız olmadıysa buyrun devam eden satırlarda birlikte keşfetmek için bir adım atalım.

Doğduğumuz andan itibaren başlayan iletişim, ihtiyacımız olan bir eylem. Zaman geçtikçe, insan hamuru yoğuruldukça iletişimin de bir kimliği oluşmaya başlıyor. Bu rengi biraz biz, biraz geçmişimiz, hatta DNA’mız bile etkiliyor.

Peki ya biz, hangi roldeyiz?

Şöyle bir düşünelim: En basiti doğdunuz eve doğru bir bakalım. Aile bireylerinizle olan ilişkiniz nasıl? Belki bu esnada çocukluktan gelen bazı anılar canlanabilir aklınızda ya da en son aile bireylerinizden biriyle yaşadığınız bir diyalog. Biraz daha yukarı doğru açıldığımızda siz nasıl bir rol üstlenmiş olabilirsiniz. Hatta bazen belki yakın arkadaşınıza, belki hayatınızı paylaştığınız insana karşı örneğin “Annenizin tepkilerine benzer tepkiler” veriyor olabilir misiniz? Ya da sizi büyüten insan her kimse, ondan bir şeyler sizin de davranışlarınızı etkiliyor olabilir mi?

Aslında fark etmeden, usul usul işlenen iletişim becerisi, çocukluktan yoğurulan, modellenenen davranış kalıplarını da alıp bizim bugünkü iletişimimizin rengini belirliyor. Ne kadarı gerçekten senin özüne ait? İşte bu soruyu sormaya başlayınca kendine insan, bir yola girmiş oluyor.

Aklınıza gelen zorlu bir iletişim üzerine biraz düşünelim. Bu yaşadığınız anı canlandırmanızı isteyeceğim zihninizde. Nasıl başladı, nasıl bir hal aldı bu konuşma. Ve ne hissettin? En önemlisi kim gibi hissettin? Gerçekten, sen gibi miydi her şey?

Üzerinde biraz düşününce insan, resmin başka açılarından bakmaya başlıyor. Görmeye, duymaya, fark etmeye başlıyor. Ve bir kere fark edince, artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Dönüşüm, değişim burada başlıyor. Ve aslında değişim bazen insanı korkutan, kaygılandıran bir şekle bürünse de… İşte içinde yürüdüğün yol burada, yani yine fark etmekten geçiyor.

Ne kalıyor ki eskisi gibi, bir saniye önce bir önceki kelimeyi okuduğundan bu yana bir sürü şey değişti aslında. Arkadanki ağaçtan bir yaprak düştü ve artık eski yerinde değil. Belki bir koku duymaya başladın, ve belki bir müzik sesi işitiyorsun. Hatta tüm bunlar hakkında bir fikrin bile oluşmaya başladı. Müzik seni bir anda aldı bambaşka bir anıya götürdü, koku belki içine huzuru doldurdu. Yani aslında, var olan her şeyin, hepsi, senin mevcudiyetinle, aynı anda var…

İlginizi çekebilir: Bugün dışarıdaki sesleri sustur, kalbine kulak ver

Şebnem Pınar: Merhaba! Yazılarımda benim 'anlama yolculuğumu' okuyor olacaksınız. Beni anlamak için yazan birisi olarak tanımlamak da isteyebilirsiniz. Şimdi daha önceden edindiğiniz tüm varsayımları ve okurken yapacağınız tüm kritikleri bir kenara bırakıp, sadece okuyun. İdraki de doğal sürecine bırakın... Okuduğunuz an anladığınız şey az sonra değişebilir! Bunu hatırlayın. Bu sizin size yapabileceğiniz en güzel şey!

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale