X

İki ayak bir pabuca girerse: Beklemeyi öğrenmek

Günlük hayatımızda, sabah elimizde simit işe koşuşturan, gözümüz saatte geç kalmamaya çalışan, ev içerisinde çocukların, eşlerin beklentilerini gerçekleştirirken hiç oturmadığımızı fark eden biz yetişkinler… Bizim iki ayağımız bir pabuca girerken, çocuklara aceleci olmamayı, beklemeyi ve sabretmeyi nasıl öğreteceğiz?

Bekleme, en önemli sosyal yaşam becerilerinden bir tanesidir. Sabretme, kuralları anlamlandırma, neden-sonuç ilişkisi kurma, sosyal farkındalık gibi birçok alt beceri grubunu barındıran bekleme davranışı, çocuğa küçük yaşlarda öğretilmelidir. Aceleci ve olayların sonucunu hızlıca görme eğilimi olan çocuklar, yetişkinlerin ‘Bekle beni’, ‘Acele etme’, ‘Dur’, ‘Yavaş yürü’ gibi uyarılarını görmezden gelen birçok davranış sergileyebilirler. Kural tanımayan, hareketli, kıpır kıpır olan çocuklarda ise durum biraz daha yoğun gözlemlenebilir. İstediğini hemen elde edemeyen çocuğun öfke patlamaları, bu durum karşısında nasıl tepki vereceğini bilemeyen yorgun anneler, ev içerisinde tartışma ve ilişki zedelenmeleri… Beklemeyi öğretmek bu kadar zor mu?

İlgili yazı: İnatçı çocuklar: Her şeye karşı çıkan çocuklarla iletişim kurmanın yolları

Çocuğa beklemeyi öğretmek her ne kadar zorlu bir süreç olsa da, bazı basit uygulamalarla bu süreci başarıyla atlatabilirsiniz.

Beklemeyi öğrenmek de, öğretmek de sabır isteyen bir süreçtir. İstediğini istediği zamanda elde eden çocuk çok mutlu olduğu gibi, istediğini beklemesi gerektiği için geç elde eden veya elde edemeyen çocuk dışavurumsal tepkiler gösterebilir. Dolayısıyla, beklemeyi öğretirken öncelikle “bekleme” davranışının amacının çocuğun elindekini almak değil, yaşamsal sürece ve “an” a uyum sağlamak olduğu çocuğa net bir şekilde anlatılmalıdır. Bekleme öğretiminde kullanılacak birkaç pratik öneri ise şöyledir:

Görsel uyaranlardan destek alın

Görsel uyaranlar yani resimler, çıkartmalar, yazılar, bizlere günlük hayatımızda yön gösteren yardımcı öğelerdir. Nasıl ki; alışveriş merkezinde tuvaleti bulmak için “WC” yazısını takip ederiz, çocuklar da birçok beceriyi görsel desteklerden yararlanarak öğrenir. Çocuğunuza “Bekle” yazan ve sizi istenilen süre boyunca düzgün bir şekilde beklemesi koşulunda kazanacağı ödülün resminin yer aldığı küçük bir kart hazırlayın. Bu süreci bir oyun haline getirebilir ve hiç beklemediği anlarda ve ortamlarda bu kartı kullanarak çocuğunuzun beklemesini isteyebilir, sonucunda da ödülünü sunabilirsiniz. Öğretimin başı her zaman istenildiği gibi olmaz. Bu durumlarda, düzgün beklemediği için çocuğunuzun ödülünü geri çekmeyin, sadece süreye şekil verin. Örneğin; sizi 3 dakika boyunca beklemesini istediğiniz halde 1 dakikanın sonunda sorun çıkardıysa, zamanı durdurun ve yanına giderek, sizi güzel beklemediğini, dolayısıyla sürenin başa alındığı ifade edin ve bekleme süresini tekrar 3 dakikaya çıkarın. Bu davranışın öğretiminde, genellikle belirli alanları tercih edin. Çocuğun dışına çıkamayacağı yuvarlak bir halı veya evin alanı sınırlı kare bir bölmesi bekleme öğretimi için idealdir. Çocuğunuzun davranışında gözle görülür bir değişme yaşandıkça alanı genişletebilir, süreyi uzatabilirsiniz.

Zaman gösterici araçlar kullanın

Çocuğunuza bekleme davranışını öğretmek için zaman düzenleyicilerinden (timer) yardım alabilirsiniz

Bazı çocuklar, zamanı planlamakta oldukça zorlanırlar ve sabırsız davranırlar. Bu durumlarda timer veya zaman düzenleyici kullanabilirsiniz. Örneğin; sizden bir video veya bir çizgi film açmanızı rica eden çocuğunuza 2 dakika beklemesini, kendi işinizi tamamladıktan sonra filmi açacağınızı söyleyebilir, bu süreci takip edebilmesi için kendisine 2 dakikayı gösteren timer’ı kurabilirsiniz. Birçok çocuk tablette oyun oynarken, “Çok oynadın, bu kadar yeter.” denip tabletin önünden çekilmesinden şikayet eder. Hatta birçok aile, “Bu çocuğu tabletin önünden nasıl kaldıracağız?” diye uzmanlardan destek alırlar. Kullanılabilecek en etkili yöntemlerden biri çocuğunuza zamanını planlamasını öğretmektir. Çocuk annesinin müdahalesine isyan ederken, cansız bir aracın “zil sesinden” sonra tableti kapayacak ve günlük yaşamına geri dönecektir. Kendiniz müdahale etmek yerine, görsel-işitsel desteklerden yardım alabilirsiniz.

Sıra almalı oyunlar oynayın

Sıra almalı oyunlar çocuğunuzun hem bekleme becerisini, hem de eğitsel becerisini geliştirir. Oynayacağınız bir oyundaki ‘Şimdi sıra sende’ ifadesi, çocuğa kendisi oynamadığı anlardaki ‘bekleme’ becerisini öğretir. Ayrıca kendisi oynarken, karşı tarafın bekliyor olması ona model alarak öğrenme fırsatı verir. Çocuğunuza sık sık bu tarz öğretim fırsatı sunabilir, bekleme öğretimini keyifli hale getirebilirsiniz.

Çocuğunuza bekleme ortamı oluştururken, psikolojik ve eğitimsel destek için info@renklerpsikoeğitim’den bilgi alabilirsiniz.

Uzm. Psk. Sandra Pasensya: Uzm. Psk. Sandra Pasensya, psikoloji eğitimini Fransa’da Sorbonne-Paris V-Üniversitesi’nde tamamlayarak, İngiltere’de Liverpool Üniversitesi’nden klinik psikoloji uzmanlığını onur derecesiyle almıştır. “Otizmli Çocukların Duyusal Süreçlerinin Davranış Problemlerine Etkisi” konulu uzmanlık tezi uluslararası platformda birinci seçilerek, Uzm. Psk. Sandra Pasensya’ya başarı ödülleri kazandırmıştır. Yurtdışındaki özel eğitim kurumlarında edindiği deneyimin ardından, davranış terapisti olarak başladığı yolculuğuna, Tohum Otizm Vakfı Rehberlik Birimi’ni kurarak devam etmiştir. Birçok araştırma ve bilimsel çalışmaya imza atan uzman psikolog, ulusal ve uluslarası kongrelere konuşmacı olarak davet edilmekte, başlattığı “Otizme Işık Tut” projesiyle sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında otizm farkındalığını daha geniş kitlelere tanıtmaktadır. Kurucusu olduğu RENKLER OTİZM AKADEMİSİ ile uzmanlık alanları olan psikoloji ve eğitimi, “psikoeğitim” çatısı altında buluşturarak, otizm alanına yenilikçi bir bakış açısı kazandırmıştır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale