X

İçgüdülerini ne kadar dinliyorsun?

İçgüdünün psikolojideki tanımı, canlıları araya akıl, düşünce ve bilinç girmeksizin, kendilerine yararlı ya da gerekli birtakım eylemlere yönelten doğal duygu. İçgüdülerimizin ortaya çıkışı evrimleşmeye kadar dayanır. Evrimleşme derken, ilk yaratılışla başlayan, hayatta kalmak için içgüdü denen, insanlığı, bilinmeyen birçok canlı ve tehlikeden korumaya yarayan doğal duygularımız, günümüzde büyük tehlikelerle karşılaşmamamıza rağmen halen içimizde aktif şekilde çalışmaktadır. Burada düştüğümüz yanılgı, içgüdülerimizi çoğunlukla görmezden gelmektir. Oysa düşünce ve bilinçten etkilenmeden verilen kararlar genelde bizi en çok başarı ve mutluluğa ulaştıran kararlardır. Tabii burada dikkat etmemiz gereken hususlar vardır:

  • İçgüdüyle, beynimize işlenmiş fikirlerin ayrımını doğru yapabilmek. Günlük hayatın içinde birlikte zaman geçirdiğimiz insanların, ailemizin ve kendimizin tecrübelerine dayanarak oluşan fikirlerle salt içimizde oluşan doğal duygular denen içgüdüleri karıştırmamalıyız. Bu yanılgıya düşmemek için içimizden gelen sesi değerlendirirken önce “Bu aslında kimin sesi?” şeklinde farkındalık oluşturacak sorular sormak, içgüdü gibi gelen sesin değerlendirilmesinde önemli bir rol oynar. Diğer taraftan içgüdüleri bastırmak, görmezden gelmek de kendinize yapabileceğiniz haksızlıkların başında gelir.
  • İçgüdülerinizi dinlerken, onları zaman süzgecinden geçirmeyi unutmayın. Bazı içgüdüler sizi mutlak doğruya götürse de onları dinlemenin, uygulamaya koymanın zamanlaması fazlasıyla mühimdir. Bu esnada içgüdünüz tekrar devreye girerse direnmenin lüzumu yoktur. Harekete geçmek sizi yanıltmayacaktır. Aksi halde, zamanlama konusunda, tecrübeyle yoğrulmuş düşüncelerinize başvurabilirsiniz.

Yaşanmışlık

Eski iş yerimden ayrılmam gerektiğini içgüdülerim uzunca bir süredir söylüyordu. Fakat zamanlamayı kestiremiyordum. Doğru zaman ne zamandı kararsız kalmıştım, istifa etmeme sebep olacak görünür bir neden yoktu ortada. Senelerdir aynı şirkette aynı görevde çalışıyor, arkadaşlarımla uyumlu bir sosyal birliktelik yaşıyordum. Fakat en başından beri hissettiğim kendini ait hissetmeme duygusu son zamanlarda daha da yoğun şekilde kendini gösteriyor, zamanın yaklaştığını söylüyordu. Nitekim bir ay içinde hem iş yerindeki görev paylaşımıyla ilgili değişiklikler hem de ailemdeki sağlık problemleri dışarıdan bakınca ani gelen bir istifa kararı olarak yansıdı.

Halbuki içgüdüsel olarak çok daha öncesi vardı. Fakat zamanlaması konusunda olayların akışına güvenmeyi seçmiştim. Son bir aydaki tetikleyici nedenler olmadan istifa etseydim, aklımda hep bir keşke kalabilirdi. Zamanın doğal akışında gelişen olaylar, doğru zamanın geldiğini yaşanan gelişmelerle hissettirmişti. İstifa etmeden bir gün daha dayanamayacağımı hissettiğimde, bu içgüdümü dinlememin zamanının geldiğini anlamıştım. Aradan geçen zaman süresince içgüdülerim beni yanıltmadığı için gönül rahatlığıyla diğer kararlarımı uygularken, içgüdülerime danışmaya devam ettim.

Diğer yandan içgüdülerinizi her zaman mistik bir güç gibi yorumlamayın. Her olay karşısında içgüdüleriniz devreye girecek diye bir kaide maalesef yok. Bu sebeple her karar aşamasında ilham gelmesi gibi içgüdülerinizin oluşmasını beklemek sizi yanlış yönlendirebilir.

İçgüdüler zorlayınca ya da odaklanınca oluşacak bir durum değildir. Kendiliğinden oluşur, karşı koymak sizde rahatsız edici bir his uyandırır. İçgüdüyle, tecrübeyle oluşmuş düşüncenin farkı budur.

Hayatın akışında kendine, ruhuna kulak verirken diğer yandan da gerçeklik süzgecini de hassas bir terazi gibi değerlendirmeyi unutma…

İlginizi çekebilir: Kaos zamanlarında kendinizi tanıyın

Şeyma Gizem Taşar: Şeyma Gizem TAŞAR 1984 yılında İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ortadoğu Koleji’nde tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü’nde yaptı. Dokuz sene boyunca enerji alanında faaliyet gösteren firmaların finans pozisyonlarında görev aldı. İş hayatını sürdürürken Yaşam ve Kariyer Koçluk sertifikalarını tamamladı. Uzun süredir koçluk hizmeti vermektedir. Yol Arkadaşım Mutluluk yazarın ilk kitabıdır. Üniversitelere ve iş yerlerine motivasyon konuşmacısı olarak katılmaktadır. İletişim: gizemtasar@yahoo.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale