X

Hygge yoga: Sıcaklık, rahatlık, huzur, bedene ve zihne odaklanma, farkındalık

Bir ev düşünün içi sıcacık, mis gibi tarçınlı mum kokuyor, yemyeşil ağaçlara bakıyor, kopan bir yaprak bile can buluyor. Girdiğin anda içini mutluluk, huzur kaplıyor ve sana “güvendeyim” hissi veriyor. Bu evde yoga ve meditasyon yapılıyor, mutfakta da vanilya çayı fokurduyor… Bu düşüncelerle çıktığım yolda iki aylık arayışın sonunda home studio yapmak için evimi buldum ve Hygge felsefesine göre dekore ettim.

Peki nedir bu Hygge Yoga?

Hygge Yoga’yı anlatmadan önce sanırım önce Hygge’den bahsetmek daha doğru olur.

Hygge; Noveççe’de esenlik anlamına gelir. Aynı zamanda Norveççe, Eski Nors ve Germen dillerinden gelen “Hug, hugge, hygga, huar, hugjan, hycgan” kelimelerinden türediği düşünülmektedir. Sarılmak, kucaklamak, rahata kavuşturmak, ruh hali, düşünmek, göz önünde bulundurmak, rahatlamak anlamlarına gelir.

Hygge, bir kelime değil bir histir, bir deneyimdir. Sonuca değil sürece odaklanır, bu sayede daha kaliteli ve mutlu yaşamayı amaçlar. İskandinavların hayatı daha kaliteli ve farkında yaşama sanatıdır. Bahsettiğim kalite maddi kaliteden çok zarif zevklerle daha verimli yaşamayı bilmektir. Reçeli almaktansa kendin yapmak, o sürecin her saniyesinin tadını çıkarmak ve reçeli keyifle yiyebilmektir.

Yoga ise; Sanskrit Dili’ndeki “Yuj” kelimesinden türer. Bağlamak, bir araya getirmek, birleştirmek, bağlantı kurmak, ruh, beden, zihin birlikteliği ile bireysel benliğe ulaşmayı amaçlar. Güneşe Selam’la başlayan seans son dinlenme pozu “shavasana” ile biter. Shavasana ceset demektir ama buradaki anlamı her biten döngünün yeni bir döngüyü başlatmasıdır.

Yogaya başlama misyonum yoga yaptırtmak değil yogayı deneyimletmekti. Zihin akar gider, dikkati vücuda getirmek için de “anda kal” veya “araştır” demek bu terimleri bilmeyen bir öğrenci için hiçbir anlam ifade etmez. Bu bağlamda Hygge ve Yoga birbirine çok güzel yakıştı. İkisinin yanına bir de Mindfulness’ı koyunca deneyimlemek temeline dayanan Hygge Yoga ortaya çıktı.

Bir sonraki yazımda büyük paralar harcamadan, elimizdeki malzemelerle Hygge ortamlarımızı nasıl oluşturabileceğimizden bahsedeceğim. Önce ortamımızı oluşturacağız, sonra da Hygge Yoga’yı deneyimleyeceğiz. Görüşmek üzere.

İlginizi çekebilir: Mutluluk sanatı hygge ruhunu iliklerinizde hissetmenizi sağlayacak öneriler

Bahar Çolak: Bahar Çolak; Zen felsefesinin derinliğini modern biyomekanik ve longevity odağıyla sentezleyen ZenFit Journey metodolojisinin kurucusudur. Bilim, sanat ve felsefeyi bir yaşam mimarisi olarak kurgulayan bir Sağlık İçin Egzersiz Antrenörü, Wellness Filozofu ve sistem tasarımcısı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetimi bölümünden mezun olan Bahar Çolak, çocukluk yıllarından itibaren spor ve sanatı bir yaşam disiplini olarak birlikte geliştirdi. Basketbol ve badminton gibi dinamik branşların yanı sıra; oyunculuk, piyano ve gitar ile şekillenen bu çok yönlü geçmiş, bugün sunduğu bütüncül sistemin hem fiziksel hem de estetik temelini oluşturur. Üniversite yıllarında müzik sektörü ve sergi küratörlüğü ile başlayan profesyonel yolculuğu, yoga disipliniyle tanışmasıyla yeni bir yön kazandı. Yoga eğitmenlik programının ardından Yin, Çocuk ve Hamile Yogası ile Mindfulness alanlarında uzmanlaştı. Ancak bu pratiği yalnızca spiritüel bir alan olarak değil, bilimsel ve rasyonel bir zeminde yeniden yapılandırma ihtiyacı, yönünü belirleyen temel kırılma noktası oldu. Bu yaklaşım onu New York University’de (NYU) Yoga ve Fizyoloji eğitimi almaya yönlendirdi. 2018 yılından bu yana hareketi bir performans çıktısı olarak değil, nöromüsküler regülasyon ve yaşam organizasyonu sistemi olarak ele almaktadır. Bu süreçte bilgisini: Düzeltici egzersiz, sağlık için egzersiz (medikal egzersiz), pilates temelli hareket sistemleri ile derinleştirdi. Bu akademik ve uygulamalı altyapı, güvenlik, hizalanma ve fonksiyonel bütünlüğü merkeze alan yaklaşımının temelini oluşturur. Hareket pratiğinin odağında Zen felsefesi yer alır. Ancak burada Zen, spiritüel bir çerçeveden ziyade sadelik, dikkat ve sinir sistemi regülasyonu prensibi olarak ele alınır. Eğitmenlik yaklaşımında güç, esneklik ve mobiliteyi; longevity ve anti-aging protokolleriyle birleştirir. Bu sistem wellness’ı yalnızca egzersiz değil, bir biyo-bütüncül yaşam mimarisi olarak ele alır: hareket paternleri, sinir sistemi regülasyonu, uyku ve stres yönetimi, günlük yaşam ergonomisi, çevresel ve davranışsal düzen ZenFit Journey, Bahar Çolak’ın 2018’de temellerini attığı bu çok katmanlı deneyimlerin rafine bir sonucudur. Bu metodoloji: bilginin teoriden deneyime evrilmesini, gereksiz katmanların ayıklanmasını, beden üzerinden öğrenmeyi merkeze alır. ZenFit Journey, hareketi yalnızca fiziksel bir eylem değil, sinir sistemi üzerinden yaşamı organize eden bilimsel bir farkındalık pratiği olarak ele alır. Beden değiştiğinde, algı değişir. Algı değiştiğinde yaşam yeniden organize olur.​
İlgili Makale