X

Huzursuzluğun Kitabı: Pessoa’nın nevi şahsına münhasır otobiyografik romanı

Nedendir bilmem ama beni, yaşarken yeterince değeri bilinmemiş, sesi duyulmamış veya o zamanki koşullarda anlaşılamamış yazarlar, sanatçılar hep hüzünlendirir. Ölümünden sonra eserlerinin bunca sevilmesi, sahiplenilmesi veya ilgi görmesi yaşarken olsaydı onları mutlu eder miydi neler hissederlerdi diye düşünürüm. Bir yandan da ardında bıraktıkları eserler ile hala konuşuluyor olmasına, varoluşlarını ölümsüz kılma haline imrenirim. Duygular burada biraz karışık.

Pessoa da ölümünden sonra ünlü olan yazarlardan. Yaşarken yayınlanan 4 kitabı bulunuyor, geri kalan kitapları ise ölümünden sonra evinde bulunan notların derlenmesinden oluşuyor. Pessoa’nın yaşamı birden çok benlik mücadelesi ve kendi kabuğuna gömülmüş hüzünlü bir yalnızlık ile geçiyor. Huzursuzluğun Kitabı‘nı okurken yalnızlık bir kitap olsaydı hiç kuşkusuz bu huzursuzluğun kitabı olurdu diye düşündüm. Ve kitaba dair bir yazı hazırlamak istedim.

Pessoa: Umutsuz aforizmalarla dolu bir kitabın baş kahramanı

Pessoa, Portekiz edebiyatının dünyada tanınmasını sağlayan en önemli yazarlardan. Kendisinin birçok eseri olmasına rağmen en fazla ses getireni ve bilineni Huzursuzluğun kitabı oluyor. İç dünyasında birden fazla kişiliği barındıran Pessoa, bu eserinde “Biz kimiz ve kim değiliz?” sorularına yanıt ararken buna verilecek cevapların kesinlik taşıyamayacağına değiniyor. Gerçek benliğinin arayışı içerisinde günce, anlatı, deneme ve yer yer aforizmalar biçiminde huzursuzluğun kitabını kaleme alıyor. Bu yüzden sanırım nevi şahsına münhasır bir otobiyografik roman olarak adlandırılması.

Bernardo Soares’in düşlerinin izinde kederli bir yolculuk

Almada Negreiros, Retrato de Fernando Pessoa, 1964

Huzursuzluğun kitabı, sıkıcı bir ofis çalışanı ve anti sosyal bir karakter olan Bernardo Soares’in ağzından yazılan satırlar -günlük düş ve düşüncelerden- oluşuyor. Eser, birbirinden bağımsız bölümler şeklinde ilerliyor. Pessoa’nın günlük izlenimlerimi karalıyorum dediği huzursuzluğun kitabında onun kırılgan ve olabildiğince yalnızlık çeken ruhunun itiraflarına tanıklık ediyoruz.

Hiçliği aralamak… Pessoa bunu iyi yapıyor!

“…kelimelerim başka birinin ruhunda zil çaldırıyor mu?” diye soruyor kitabın bir bölümünde. Kesinlikle evet! Kitapta o kadar çok yerin altını çizdim ki. Birçok satırda kendimden bir parça buldum sanki. Okuyan herkesin de benzer hisleri yaşayacağını tahmin ediyorum. Kitaptan birkaç alıntı ile yazımı sonlandırmak istiyorum:

“İçimde ne kadar çok cehennem, araf ve cennet var!”

“Gerçekten acı çekenler bir grup oluşturmazlar veya sürü halinde dolaşmazlar. Acı çeken yalnız çeker.”

“ En fazla acıtan duygular, en fazla sızlatan heyecanlar, en sıra dışı olanlardır; olanaksız oldukları için olamayacak şeyleri arzulamak; olmamış olanın özlemi; geçmişte olabilecek olan için istek; başkası olamamanın üzüntüsü; dünyanın varoluşundan tatminsizlik.”

“Yaşam istemeden yaptığımız deneysel bir yolculuktur.”

“Bilincin alacakaranlığında yaşarız. Kim olduğumuz veya kim olduğumuzu düşündüğümüzle hiçbir zaman uyum sağlayamayız.”

Ve kitabın sonlarından en çok alıntılanan o soru: “Hissetmek ne renktir acaba?”

İlginizi çekebilir: Almati gezi rehberi: New York Times 2024 Yılı Gidilecek Yerler Listesi’nde 25. sıradaAlmati gezi rehberi: New York Times 2024 Yılı Gidilecek Yerler Listesi’

Seda İstifciel: Mehabalar, ben Seda. 2014 yılından beri çeşitli markalara ve e-ticaret alanında içerik uzmanlığı yapmaktayım. Ege Üniversitesi Felsefe bölümünü bitirdikten sonra kısa bir öğretmenlik tecrübem oldu. Sonrasında sosyal medya, SEO ve blog tarafında farklı mecralarda ve markalarla çalışmaya başladım. Okumak ve yeni yerler keşfetmek sanırım bu hayatta en keyif aldığım şeylerin başında geliyor. Burada görmekten keyif aldığım yerleri ve okuduğum kitaplarla ilgili etkilendiğim, sorgulamayı sevdiğim konuları paylaşmaktan mutluluk duyacağım. Doğayı, tüm hayvanları özellikle de kuşları, huzurlu ve şirin mekanları fotoğraflamayı, buralarda kahve içip hayaller kurmayı seviyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale