X

Hünnapın Faydaları: Hünnap nedir, nasıl tüketilir?

Son birkaç yıldır, adını daha sık duymaya başladığımız hünnapın faydalarının saymakla bitmediğini biliyor muydunuz? Hünnap, diğer ismiyle çiğde, ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgelerinde, dünyada ise Güney Asya’da yaygın olarak yetişen tatlı ekşi bir meyve. Bu yazımızda hünnapın faydaları başlığı altında hünnap nedir, hünnap faydası nedir, hünnap meyvesinin faydaları, hünnapın zararları gibi merak edilen konulara değineceğiz. Siz de bu sağlıklı meyve hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için yazımızı okumaya devam edin.

Not: Bu yazıda yer verilen tüm bilgi ve öneriler bilimsel destekli makaleler baz alınarak, genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup herhangi bir uzman tavsiyesi içermemektedir. Her bireyin beslenme ihtiyaçları ve çeşitli besin gruplarına gösterdiği tolerans ve hassasiyet kendi metabolizma işleyişine göre farklılıklar gösterebilir. Olası risk durumlarına karşın sağlığınızı ilgilendiren her türlü konuda mutlaka uzman görüşüne başvurun.

Hünnap Nedir?

Her ne kadar son yıllarda adını sıkça duysak da halen hünnap nedir bilmeyenler olabilir. Hünnap aslında eski dönemlerden beri şifa niyetiyle kullanılan bir meyve. Tatlı isteğinizi karşılamak için bu büyülü meyveden yararlanabilirsiniz. Görünümü itibariyle hurmaya benzeyen hünnapın faydaları konusunu birkaç cümle ile açıklamak yeterli olmayabilir. Çünkü uyku kalitesinden bağırsak sağlığına kadar pek çok farklı konuda bu lezzetli meyvenin katkıları bulunabilir.

Hünnap Meyvesinin Faydaları

Hünnapın faydaları dendiğinde ilk olarak kan dolaşımının iyileştirilmesine yardımcı olduğu akıllara gelebilir. Bu küçük meyve; potasyum, fosfor, manganez, demir ve çinko gibi mineraller bakımından zengin olup kalp sağlığının korunması için büyük önem taşıyabilir. Ayrıca kan akışının düzenlenmesi ve kansızlığın önlenmesine de yardımcı olduğu bilinir.

Hünnap meyvesi, yaşlanma etkilerini tersine çevirmesiyle bilinen C vitamini ve antioksidanlar da içerir. Antioksidanlar, serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını önler; C vitamini ise cilt sağlığını destekler. Zengin içeriği sebebiyle hünnapın faydalarından bir diğeri, erken yaşlanma belirtilerini önlemesi ve cilt sağlığını geliştirmesi olarak sayılabilir.

Kuru meyvelerin sağlığımıza olan faydalarını az çok biliyoruz. Hünnap kurusu da kemik sağlığının gelişmesine katkıda bulunan iyi bir kalsiyum ve fosfor kaynağı. Ayrıca lif ve karbonhidrat bakımından da zengin olduğu için metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olabilir. İçeriğindeki konsantre mineraller ve vitaminler sayesinde oldukça sağlıklı bir enerji kaynağı olarak hünnapı alerji durumunuz yoksa rahatlıkla tüketebilirsiniz.

Görüldüğü üzere hünnap meyvesinin faydaları saymakla bitmiyor. Son olarak hünnapın yatıştırıcı etkisinden de söz edebiliriz. Eski Çin geleneklerine göre bu meyvenin uykusuzluğu gidermek amacıyla kullanıldığı bilinmekte. Çekirdekleri de dahil olmak üzere hünnap meyvesinin tamamı antioksidan fitokimyasallar, polisakkaritler, flavonoidler, saponinler ile dolu. Bu sayede sinir sistemini yatıştırarak rahat bir şekilde uykuya dalmaya yardımcı olabiliyor.

Hünnapın faydalarını kısaca toparlamamız gerekirse:

• Hünnap kan dolaşımını iyileştirerek kalp sağlığını destekleyebilir.
• Zengin içeriği ile daha sağlıklı ve parlak bir cilde sahip olmanızı sağlayabilir.
• Kemik sağlığını destekleyebilir ve antienflamatuvar özelliklere sahiptir.
• Lifli bir besin kaynağı olması sebebiyle sindirim için faydalıdır, bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir.
• İçeriğindeki maddeler, uykuya daha rahat geçmenize yardımcı olabilir.
• Antioksidan özelliğiyle bağışıklık sistemini destekler ve kanser türlerinin önlenmesine katkıda bulunabilir.
• Oldukça düşük kalorili ve tatlı bir meyve olduğu için sağlıklı bir atıştırmalık olarak tüketilebilir.
• Araştırmalar hünnapın zengin içeriğiyle stresi azalttığına dikkat çekmekte.

Hünnapın Zararları

Hünnap nedir, hünnapın faydaları konularını detaylıca açıklamaya çalıştık. Şimdi bir de hünnapın zararları konusuna değinelim. Hünnap yukarıda saydığımız faydaları ve daha fazlası ile çoğu insan için yararlı olabilir. Ancak tüm meyvelerde olduğu gibi bazı ilaçlarla birlikte belli yan etkileri ortaya çıkabilir. Uzmanlar antidepresan olarak bilinen ilaç gruplarının bazılarının içerikleri ile hünnapın etkileşime girebileceğini belirtmekte. Ayrıca içeriğindeki çeşitli maddeler de bazı ilaçların etkilerini güçlendirebilmekte. Bu yüzden eğer düzenli kullandığınız bir ilacınız varsa uzmanınızla görüşmeniz gerektiğini unutmayın.

Hünnapın Tarihçesi

Hünnapın kökenini merak ediyor musunuz? Hünnap ağacının meyveleri, yaprakları ve tohumları geleneksel Çin tıbbında yüzyıllardır kullanılmakta. Hünnapın en az 3000 yıldır yetiştirdildiğini, Çin’deki en eski şiir koleksiyonu olarak bilinen “Şarkılar Kitabı”nda geçen “Ağustos’ta toplanan hünnap meyvesi ve Ekim’de hasad edilen pirinç” cümlesiyle anlıyoruz. Ayrıca 2600 yıl önce yazılmış bir kitap olan “Erya”da da 11 adet hünnap çeşidi kaydedilmiş. Bazı kaynaklar, hünnapın kökeninin 7000 yıl kadar daha eskiye uzanabileceğini öne sürüyor.

Araştırmalara göre 2000 yıl önce hünnap; Çin’in tamamına yayılmış, büyük ölçekli ticari üretim alanları gelişmiş ve şeftali, kayısı, erik, kestane ile birlikte Çin’deki en önemli beş meyve ağacından biri haline gelmiş. Daha sonra Japonya ve Kore’ye, eski İpek Yolu üzerinden Orta Asya ve Avrupa’ya, yavaş yavaş da Antarktika hariç tüm kıtalarda en az 47 ülkeye ulaşmış. Kuzey Wei Hanedanlığı’nda 1500 yıl önce yazılan “’Qi Min Yao Shu” isimli kitapta hünnapın çeşitleri, ekimi, çiçeklerinin toplanması, ezilmesi gibi işleme teknikleri kaydedilmiş. Hünnapın aşılanması ilk olarak 1000 yıl önce gerçekleşmiş ve tahıl ekinleriyle birlikte ekilmesi de yaklaşık olarak 600 yıl önce popüler hale gelmiş. Bu yüzden Çin’deki hünnap üretimi, tarihte uzun yıllardır meyve ağacı üretiminin ilk sıralarında yer almakta.

Hünnapın tarihçesine baktığımızda hünnapın ilk kullanımını yine geleneksel Çin tıbbında görmekteyiz. Buna göre hünnap hurmasının tohumu, “Zizyphus” kombinasyonu olarak bilinen klasik ve sıklıkla önerilen bir formül ile kullanılıyordu. MS 220’ye dayanan bu formül, gece boyunca sağlıklı uykuyu desteklemek için öneriliyordu.

Hünnap Nasıl Tüketilir?

Hünnap meyvesinin faydalarını öğrendikten sonra eminiz aklınıza gelen bir diğer soru, hünnap meyvesinin nasıl tüketileceği. Hünnap meyvesi taze veya kurutulmuş olarak tüketilebilir. Taze hünnap sarı- yeşil benekli bir görünüme ve sulu olmayan bir dokuya sahip. Bunun tam aksine kurutulmuş hünnap ise parlak kırmızı bir renkte. Bazı kişiler tadını ekşi- tatlı olarak yorumlasa da genellikle tatlı bir meyve olarak kabul edilmekte.

Taze ve kurutulmuş meyveler sıklıkla reçel, şarap, tatlı gibi pek çok farklı tarifte ve yemekte ilave bir bileşen olarak kullanılabilmekte. Peki hünnap kurusu nasıl yenir? Hünnap kurusu da benzer şekillerde kullanılabilir; paketinden çıkar çıkmaz sağlıklı bir atıştırmalık olarak tüketilebilir. Ayrıca salatalara lezzet katması için eklenebilir veya fındık ve peynirle lezzetli bir uyum yakalayabilir.

Hünnap meyvesi doğal olarak vegan ve glutensizdir. Bu da onu çoğu diyet için iyi bir besin ve pek çok tarife kolaylıkla dahil edilebilen çok yönlü bir bileşen haline getirir.

Dilerseniz bir de hünnap meyvesinin besin değerlerine göz atalım:

100 gram taze hünnapın içeriği şu şekilde:

Kalori (kcal): 79
Yağ: 0,2 gr
Kolesterol: 0 mg
Sodyum: 3 mg
Potasyum: 250 mg
Karbonhidrat: 20 gr
Protein: 1,2 gr
Lif: 10 gr

Görüldüğü gibi hünnapın kalorisi oldukça düşük; ancak vitamin ve mineral bakımından son derece zengin. Özellikle C vitamini bakımından günlük ihtiyacınızın %77 gibi büyük bir kısmını karşılayabilir. Hünnap meyvesi, ayrıca vücudunuza enerji sağlayan doğal şeker formunda sağlıklı bir karbonhidrat.

BONUS: Kore usulü tarçınlı hünnap çayı!

Hünnapın sayısız faydasını öğrendikten sonra hünnapla ilgili tarifler aramaya başladığınızı duyar gibiyiz. Hünnapı pek çok farklı tarifte kullanabilirsiniz. Hünnap tariflerinden lezzetli bir tanesini sizler için hazırladık:

Hünnapla hazırlanabilecek leziz bir tarif olan Kore usulü tarçınlı hünnap çayı için gerekli malzemeler:

• 40 adet hünnap kurusu
• 50 gr zencefil
• 80 gr esmer şeker
• 15 gr çubuk tarçın
• 3 litre su

Yapılışı: Zencefilleri ve hünnap kurularını yıkayın. Zencefili soyarak ince ince dilimleyin. Ardından zencefil dilimlerini, çubuk tarçınları ve hünnap kurularını 3 litre su ile birlikte düdüklü tencereye alın. Karışımı orta ateşte 10 dakika kadar kaynatın. Altını kısıp 10 dakika daha kaynattıktan sonra içine şeker ekleyip 5 dakika daha kaynatın. Biraz dinlendirip afiyetle tüketebilirsiniz!

Uplifers Sağlıklı Beslenme Koleksiyonu’nu incelemek için tıklayabilirsiniz.Uplifers Sağlıklı Beslenme Koleksiyonu’

Not: Bu yazıda yer verilen tüm bilgi ve öneriler bilimsel destekli makaleler baz alınarak, genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup herhangi bir uzman tavsiyesi içermemektedir. Her bireyin beslenme ihtiyaçları ve çeşitli besin gruplarına gösterdiği tolerans ve hassasiyet kendi metabolizma işleyişine göre farklılıklar gösterebilir. Olası risk durumlarına karşın sağlığınızı ilgilendiren her türlü konuda mutlaka uzman görüşüne başvurun.

Kaynak: webmd, healthline

İlginizi çekebilir: Domatesin faydaları: Sofraların vazgeçilmezi domatesi ne kadar tanıyorsunuz?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale