X

Hücre hasarına karşı az tanınmış bir savaşçı: Glutatyon

Glutatyon kelimesi daha önce karşınıza çok çıkmamış olsa da eminim antioksidan kelimesini daha önce defalarca duymuşsunuzdur. Antioksidanlar vücudumuzda oluşan ve birçok sağlık sorununa, hastalığa sebep olabilen serbest radikallere ve oksidatif strese karşı vücudu korurlar. Vücudumuz kendi başına bir miktar antioksidan üretir ve glutatyon da bunlardan biridir.

Vücut hücreleri tarafından doğal olarak üretilen bir antioksidan olup vücutta detoksifikasyon, yani toksinleri vücuttan uzaklaştırmada da etkilidir. Ayrıca bağışıklık sisteminin işleyişinde, önemli hücresel olayların düzenlenmesini sağlamada, E ve C vitaminlerinin yenilenmesinde, cıvanın beyinden ve hücrelerden taşınmasında ve hücrelerin çoğalmasında ve ölmesinde hayati bir role sahiptir. Vücutta oluşabilmesi için ise üç önemli aminoasite ihtiyaç vardır: Glutamat, sistein, glisin. Vücuttaki glutatyon seviyeleri, beslenme tarzı, yaşam tarzı, çevresel toksinler ve stres dahil olmak üzere birçok faktörden etkilenir. Yaşla beraber ise glutatyon seviyeleri azalışa geçer. Bu yüzden dışardan besinlerle ve takviyelerle desteklenmesi gerekir.

Glutatyon düzeyleri azaldığında ne olur?

Vücutta glutatyon seviyelerinin tükenmesi demek oksidatif strese duyarlılığın artması demektir ve bu durum birçok hastalığa sebep olabilir. Alzheimer, Parkinson, Multiple Skleroz gibi çeşitli nörodejeneratif hastalıklar; astım, KOAH gibi akciğer hastalıkları, otoimmün hastalıklar; hipertansiyon, miyokard enfaktüsü gibi kardiyovasküler hastalıklar; katarakt, masküler dejenerasyon, işitme zorluğu gibi kronik ve yaşa bağlı hastalıklar ve karaciğer hastalıkları gibi bir çok sağlık problemi bu durumun sonucu olabilir.

Yapılan bir çalışma da glutatyon tükenmesinin hastalıklarla ve yaşla beraber fonksiyon azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Glutatyon düzeyi nasıl artar?

Glutatyon sentezinin yaşla birlikte azaldığını gösteren çalışmalar var. Ayrıca yetersiz beslenme, alkol, sigara kullanımı, bazı kronik hastalıklar, enfeksiyon, stres de glutatyon seviyelerinin azalmasına neden olabiliyor. Glutatyon içeren besinlerin tüketiminin vücuttaki glutatyon seviyeleri üzerindeki etkisi tam olarak net değil. Ama yine de bazı besinlerin oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olduğu biliniyor. Bunun dışında bazı besinleri tüketmek de glutatyon sentezini destekleyebiliyor. Dokulardaki glutatyon düzeyinin artmasından E vitamini, C vitamini, karotenler ve flaonoid gibi vitaminler ve bileşenler sorumludur. E vitamini yağda çözünen vitaminlerden biri olup yağları oksidatif hasara karşı korur ve serbest radikallere karşı bu etkisi glutatyon peroksidaz ile beraber olduğunda daha etkili olur. Yine ortamda suda eriyen vitaminlerden biri olan C vitaminin olması serbest radikallerin etkilerini ortadan kaldırmaya yardımcı olur. 

Hangi besinlerde glutatyon var?

Kükürt bakımından zengin besinler vücutta glutatyon seviyelerinin artmasına yardımcı olabilir. Bu besinler arasında, sığır eti, tavuk ve balık gibi hayvansal kaynaklı besinler; brokoli, Brüksel lahanası, karnabahar ve lahana gibi sebzeler yer alır. Bu besinlerle C vitamini içeren besinleri yeteri kadar tüketmeniz de glutatyon seviyenizin artmasına yardımcı olur. American Journal of Clinical Nutrition’da yayımlanan çalışmada ise, yaşlı bireylerde daha fazla süt tüketimi ile daha yüksek glutatyon konsantrasyonunun ilişkili olduğu bulunmuş. Çalışma sonucu, süt ve süt ürünlerinin, beynindeki glutatyon sentezine yardımcı olabileceğini söylüyor.

İlginizi çekebilir: Beslenmenizde daha çok yer vermeniz gereken 3 yeşil sebze ve yeşillikli kahvaltı kasesi

Dilara Koçak: 1990 yılında beslenme ve diyet mesleğine gönül veren Koçak, Hacettepe Üniversitesi, “Beslenme ve Diyetetik” mezunudur. Yüksek lisansını da aynı üniversitede tamamlayarak uzman ünvanını almıştır. Hâlâ Mezura Kliniğinde bireysel ve kurumsal beslenme ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale