X

Her şeyin yanıltma ve kandırma üzerine kurulu olduğu dünyada ‘kimi aldatıyoruz?’

Bu hafta sizlerle konuşmak istediğim konu aldatmak. Aldatmak sözcüğünü duyduğumuzda ilk olarak sizlerin aklına neler geliyor? Hayatınızdaki kişiyi fiziksel olarak aldatmak mı? O kişiyi düşüncesel, duygusal olarak aldatmak mı? Bunların hepsini bir kenara bırakırsak hayatınızdaki bir konu, kişi, olay, durum, duygu gibi konular hakkında kendinizi aldatmak mı? Bugün üzerinde duracağımız aldatmak konusu, ‘kendimizi nasıl aldatıyoruz‘ olacak.

Günümüzde her şeyi daralttığımız ve hızlandırdığımız gibi onu da anlamca ifade edişimizi biraz daralttık ve sadece olaya indirgedik. Her ne kadar biz kendisini daraltmaya çalışsak da aldatmanın hayat ve benliğimiz üzerinde yarattığı durumlar o kadar fazla ve büyük ki sürekli olarak kendimizi isteyerek, istemeyerek, dolaylı yoldan veya başkaları üzerinden bu kavramın içerisinde buluyoruz.

Aldatmak kelimesinin anlamını ele alırsak yanıltmak ve kandırmak kavramları karşımıza çıkıyor. Günümüz toplumu içerisinde teknolojinin gelişmesi ile birlikte hayata dair her şeyin hız içerisinde kaybolduğu dönemlerden geçiyoruz. Sosyal medya, reklam, pazarlama, toplum yönetim stratejileri, algı yönetimi gibi her şey yanıltma ve kandırma kavramları üzerine kurulu şekilde ilerlemekte ve internete erişim ile birlikte çok hızlı ve büyük etki alanlarına sahip olmaktadır.

Hayatta kalma duygusu sayesinde insanın her türlü olumlu ve olumsuz durumlara karşı adaptasyon yeteneği, bu durum içerisinde bizi hem olumlu hem olumsuz olarak etkilemektedir. İnsanın kendini koruma ve güven duyguları o kadar kuvvetlidir ki karşısına çıkan, baş etmekte zorlandığı duygulardan, olay ve durumlardan kaçmak veya savaşmak adına en büyük aldatmaları kendine yapar. Bu aldatmalar kimi zaman en basit halleriyle sosyal medya filtreleriyle, kimi zaman bedensel estetik kaygılarla gelir, kimi insan aşırı güç peşinde koşar, kimi insan başarı peşinde, kimi insan kavga etmek için uğraşır, kimi insan çocuk yapar, aile kurar, kimi insan önüne gelen ile sevişir, kimi insan sürekli spor yapar, kimi insan …. , kimi insan …. der, liste hepimiz için uzayıp gider.

İçimizde fark etmediğimiz, bakmaktan korktuğumuz her boşluk bir şekilde dolmaya çalışır. Gerçeğe bakmak veya onu fark etmek her zaman kolay olmaz, daha öncesinde duygusal olarak öğrendiğimiz ve kabul ettiğimiz olaylar sanki bizim davranışlarımız, sanki bizim düşüncelerimiz, sanki bizim duygularımızmış gibi gelebilir. Oyuncular role girmek, karaktere girmek kavramlarını çok fazla kullanırlar, hatta bazı iyi oyuncular o rollere girdikten sonra çıkamazlar ve buhran yaşadıkları dönemler olur, hepimiz bu tarz olayları görmüşüzdür ya da duymuşuzdur. Bazen biz de bu rollere kendimiz veya çevresel uyaranlar ile isteyerek veya istemeyerek girmek durumunda kalıyoruz. Bu aldatmaların içerisinde ne kadar çok kalırsak da o kadar kendimize zihinsel ve bedensel zarar vermeye devam ediyoruz. Bulunduğunuz çevreyi, kendinizle ve dışarıyla geçirdiğiniz zamanı durun ve gözlemleyin, içinizdeki boşlukları aldatarak, uygun olmayan parçalarla doldurmayın. Siz kendinizi gözlemledikçe sistem size bu sefer olumlu adaptasyonları ile yardımcı olacaktır. Yine bir yazının sonuna gelirken sizi ve zihninizi biraz durduracak bir egzersizle kapatalım.

Nefes çalışması

Öncelikle kendinizi aldattığınızı düşündüğünüz bir durum, duygu veya olayı düşünün, bu durum olumlu veya olumsuz olabilir siz karar verin, sonrasında gözlerinizi kapatın. Bu durum hakkında düşünürken baştan aşağı vücudunuzu dinlemeye çalışın bedeninizin nasıl hissettiğini gözlemleyin.

Daha sonrasında araya bir nefes çalışması koyacağız.

  • Uzun ve sakin bir şekilde 10 defa ağızdan nefes alıp, ağızdan vermenizi istiyorum.
  • Nefes çalışmasının ardından hemen tekrar gözlerinizi kapatın. Tekrar ilk düşündüğünüz şeyi düşünün ve baştan aşağı vücudunuzu dinlemeye çalışın.
  • Aradaki farkları gözlemleyin.

Birinci çalışmada siz kendinizi bilmeden de olsa aldatmaya çalışırkenki halinizle çalışmayı gerçekleştiriyor olacaksınız. İkinci çalışmada ise ufakta olsa bir sinir sistemi rahatlaması ardından çalışmayı yapmış olacaksınız. Aynı durumlar içerisinde bedeniniz farklı duyumsamalar yaşayabilir. Ufak da olsa o konu hakkında bedeniniz aldatma durumu ile ilgili tepkileri size gösterebilir.

İlginizi çekebilir: Hızlısın, hızlıyım, hızlı: Peki, biraz yavaşlayabilir miyiz?

Mert Bağ: Merhabalar, ben Mert Bağ. Erken yaşlarda ilk olarak voleybol branşını hayatıma kattıktan sonra basketbolla tanıştım ve uzun yıllar basketbol ve voleybol branşlarında çeşitli takımlarda oynadım. 2012 yılında aktif sporculuk hayatımı bırakarak, Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümünü bitirdim. Üniversitedeyken pazarlama, iletişim ve psikoloji alanlarında daha çok uzmanlaşmaya çalıştım ve birçok farklı spor branşını da tecrübe etme şansı buldum. Kısa bir süre spor pazarlaması alanında çalıştıktan sonra, 2017 yılından itibaren insan bedeni üzerine egzersiz, nefes, fiziksel ve zihinsel beden travmaları gibi alanlarda yurt içinden ve yurt dışından eğitimler alarak bu alanlarda çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Kendi bedensel travmalarımı çözmek adına çıktığım bu yolculukta çok fazla farklı keşiflerin içerisinden geçtim ve insanı anlamaya dair her bilimsel alanın içerisinde dolanmaya çalışıyorum. O yüzden burada yazmaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım şeylerde kendi geçtiğim yollardan, bu yolda karşılaştığım farklı öğrencilerim ve danışanlarımla tecrübe ettiğimiz deneyimlerden, araştırmış olduğum farklı konulardan bahsetmek olacak. Bir gün psikoloji ile ilgili bir yazıya denk gelmişken, bir sonraki yazıda egzersiz, bir sonrakinde biyolojiden, bir başka yazıda nefesten bahsetmiş olabilirim sizlere, insanın işleyişi ve bağlantılı olduğu veya yoldayken karşılaşmış olduğum ne varsa bütün bu deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Bu uzun ince karışık bir adamın insanı, işleyişi ve evreni keşfetmek adına çıkmış olduğu bir serüven, bu serüvenin içerisinde durağımız şu anda burası. Burada olmaktan umarım siz de keyif alırsınız.
İlgili Makale