X

Hepimiz bir ağaç gibi tüm savrulmalara inat köklerimizi derinleştirerek güçlenebiliriz

Havaların giderek  soğumaya başladığı ve bizim ise tahammül seviyemizin giderek azaldığı dönemlerden geçiyoruz.

Tahammül seviyemiz için birçok bahane söyleyebiliriz. Ülke gündemi, kendi gündemimiz, yapılması gerekenler, olmayanlar, olması istenenler ve arada sıkışan biz.

Mutluyken ve mutsuzken aynı olaya verdiğiniz tepkinin ne kadar farklı olduğunun bilincinde misiniz?

İçerideki hava durumu tepkilerimizi nasıl da kontrol ediyor farkında mısınız?

Durum böyle olunca iç görüşünüz karıştığında gördüğünüze ya da hissettiğinize ne kadar güvenebilirsiniz ki?

Tüm ilişkilerdeki temel sorunlar hep aslında varsaymaktan gelmiyor mu?

Hep bir varsayıyoruz ve insan varsaydığında zihni çok güzel oyunlar oynayabiliyor!

Geçenlerde böyle bir konuşmanın içinde kendimi buldum. Dürüst olmak gerekirse karşımdaki kişinin kendi varsaydığına inanıp, durumu bireyselleştirdiğinde ne kadar kırıldığımı fark ettim. Eski Özde olsa, onu arar kendini anlatmaya çalışır, aslında bunun doğru olmadığını söylemeye çalışırdı.

Oysa artık beni yanlış anlamışsın deyip, yürüyerek geçiyorum!

Kimsenin çöp torbası değiliz!

Kimseye bir şeyi ispatlamak da zorunda değiliz!

Kimsenin hissettiklerinden de sorumlu değiliz!

Kimsenin durumları bireyselleştirmesinden ya da algılamasından da sorumlu değiliz!

Biliyorum şehir insanları olarak her şeyin bizle ilgili olduğu yanılsamasına çok düşüyoruz. 20’li yaşlarda ben çok yaptım ve  bu yüzden kendi canımı çok kırmışlığım var.

Şehir insanlarının bu kadar görüş açılarını karartıp, tahammül seviyelerini düşüren birçok neden sayabiliriz ama ben savrulmak derdim.

Hepimizin bu yaşamda bir yetenekle doğduğuna o kadar çok inanıyorum ki ve en derin niyetimiz aslında o yeteneğimizi bulup, onun da ötesine geçmek olduğunu düşünüyorum.

Yazması kolay ama hayat fiziksel, zihinsel, duygusal olarak bizi savururken nasıl olacak da bir ağaç gibi kendi kökümüze sadık kalacağız?

Genelde tam bu nokta birçok kişisel gelişim eğitimlerinin alındığı yer oluyor. Eğitim almakta sorun yok, arkadaşlar! Bilgi, derinleşmedikçe hiçbir bilginin anlamı yok! Aldığımız hiçbir eğitim, terapi biz istemedikçe bize hizmet edemez!

Dolayısıyla her eğitimde, her yazıda, her konuşmada muhtemelen sürekli dediğim şeyi yeniden söyleyeceğim. Kaynak oluşturun! Yaşam kaynaklarınız olsun. Bu, gökyüzüne bakmak gibi dış kaynak olabilir ya da dans kursuna gitmek sizi motive eden bir kaynak olabilir.

Hayatın bizi oradan oraya sürükleyip, görüş açımızı daraltmasına inat kaynak oluşturun.

Kaynakların temelde yaptığı; yaşam coşkunuzu yeniden hatırlatıp, size o coşkuyu dışarıdan buldurmak yerine kendi özünüzden bulmanıza yardımcı olması oluyor.

Çünkü güzel hava, tatil, istenilen/hayali kurulan bir hediye, size bir süre kaynaklık edebilir. Bu süre dolduğunda yeniden savrulmaya başlarsınız.

Oysa hepimiz bir ağaç gibi tüm savrulmalara inat köklerimizi derinleştirerek güçlenebiliriz.

Ve günlük sağlıklı rutinleriniz olsun ki, içerisi karardığında bu rutinler dengenizi bulmanıza yardımcı olsun.

Benim düzenli yaptığım sadhana pratiğim var. Sadhana kelime anlamı olarak; aydınlanmaya, arınmaya giden yolda düzenli yapılan pratik demek. Ben 200 günü geçtim. Hayat farklı şekillerde savururken ben, sessizce oturduğum sadhana pratiklerimden çok güç buluyorum. Benim kaynaklarımdan biri sadhana pratiğim diyebilirim.

Savrulmadan her bir nefesin hakkını vererek yaşama şansımız hepimizin var.

Yeter ki doğru kaynakları ve doğru rutinleri oluşturalım.

İlginizi çekebilir: Ne yöne gidersen git; yanlış değilsin, hiç de olmadınNe yöne gidersen git;

Özde Çolakoğlu: Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ardından farklı uzmanlar ve stillerle çalışma şansı yakaladı. Bedende başlayan bu öğretiyi daha da derinleştirmek isteyen Çolakoğlu bu amaçla ilk temel yoga uzmanlık eğitimini 2012 yılında aldı. O zamandan itibaren farklı birçok eğitime katıldı ve katılmaya devam ediyor. Ocak 2018’de Yoga Alliance’ın E- RYT 500 Sertifikasını almaya hak kazandı. 2013 senesinden itibaren çeşitli yoga merkezlerinde ders vermeye başlayan Çolakoğlu, 2017 yılında Githa Yoga ekibine katıldı ve stüdyonun ana hocalarından biri oldu. Bu dönemde stüdyonun büyümesi için kurucu ekip ile birlikte çalıştı, atölyeler ve eğitimler verdi. Çolakoğlu, yoga uzmanlık programları düzenleyerek uzmanlar yetişiyor. 200 ve 300 saatlik temel ve ileri yoga uzmanlık programları ve kamplar düzenliyor. 2021’de bu mesleğini stüdyo sahipliğine dönüştürmüştür. Kadıköy, Moda’da kurulan, Yoga ve Ayurveda merkezi Goa Yoga’nın kurucu ortağıdır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale