Hayatta bu kadar acı varken, nasıl sağlam durulur: Psikolojik sağlamlık (Resilience)

Kaygı ve acı. Bu ikisinden kaçmak için yapmayacağımız şey yok. Ama özellikle son zamanlardaki tecrübelerimize göre kaygısız ve acısız bir hayat pek mümkün görünmüyor. Tüm bunlar sebebiyle kendinizi sürekli kaygılı, mutsuz ve ümitsiz hissederken buluyor olabilirsiniz. Bu da ister istemez kaygı bozukluğuna yol açıyor. Kaygı bozukluğunun kaynağı bilişsel, yani insanın algı ve düşünsel süreçleri içinde yatıyor.

Kaygının altında düşünsel anlamda yoğun bir tehlike algısı ve bir yandan da bu tehlikeyle baş edebilme anlamında kendine güvensizlik ve kendini güçsüz görme var. İnsan yaşamı içinde güzel şeyleri barındırdığı gibi maalesef kötü ve acı şeyleri de barındırıyor. Bu acı ve kötü olayların önemli bir kısmı kaçınılmaz: Hastalanmak, yaşlanmak ve nihayetinde ölüm gibi. Hayattaki sorunlarla yüzleşmek kaygı, acı, keder ve üzüntüyü de beraberinde getiriyor. Peki içinde bulunduğumuz günlerde bizi zorlayan duygularımıza, düşünce ve hislerimize kapılmadan nasıl sağlam durabiliriz?

Bazı insanlar başkalarına daha önemsiz görünen meseleler karşısında çaresiz ve oldukça zor durumda hissederler, yaşadıklarıyla başa çıkmakta zorlanırlar, ne yapacaklarını bilemez ya da ne yapsalar işe yaramayacak gibi hissederler. Bu kişilerin psikolojik sağlamlıklarının zayıf olduğu kabul edilir. Bazı insanlar ise çoğu kişinin büyük zorluk olarak değerlendirdiği durumların üstesinden kolaylıkla gelebilirler, sanki yaşadıkları çok olağan veya verdikleri mücadele çok sıradanmış gibi hayatlarına ve planlarına bir şekilde devam ederler.

Bu insanların psikolojik sağlamlıklarının ise güçlü olduğu kabul edilir. Öyle ya da böyle hepimizin psikolojik sağlamlık kapasitesi var, hepimiz bir şekilde psikolojik sağlamlık gerektiren durumlardan, olaylardan ve ilişkilerden geçiyoruz. Yani psikolojik sağlamlık bizde hiç olmayan, dışarıdan almamız gereken bir güç değil. Bilakis psikolojik sağlamlık, hepimizde var olan, her gün yaşadığımız küçük veya büyük zorluklar karşısında kullandığımız beceri ve tecrübelerin bütünü.

Psikolojik sağlamlık kavramı İngilizce resilience kelimesinden geliyor ve esneklik anlamına geliyor. Esneklik yaşanılan zorlu olaylardan değişmeden, etkilenmeden, kırılmadan geçmeyi ve sonunda aslına dönmeyi ifade ediyor. Burada dikkat edilmesi gereken üç husus var. Bunlardan ilki yaşadıklarımızdan etkileniyoruz ve bu yanlış bir şey değil. Psikolojik sağlamlık insanın yaşadıkları karşısında duygusuz olması, hiçbir şekilde etkilenmemesi veya hiç zorlanmaması demek değil. İnsanız ve yaşadıklarımız karşısında muhakkak etkileneceğiz, hatta bu çok doğal ve gerekli. İkincisi, insanın değişebilme ve zorluklara adapte olma esnekliğine sahip olduğu gerçeği. Üçüncüsü ise, tüm yaşanan zorlukların ardından, her şey bittikten, yaşananlardan alınması gereken dersler alındıktan sonra insanın aslına dönebilmesi ve negatifliği geride bırakabilme becerisi.

Kısaca psikolojik sağlamlık, yaşıyor olmanın gerektirdiklerine karşı esnek olmayı becerebilmek, geleni yok sayma, inkar etme, reddetmekten uzak durabilmek ve yaşadıktan sonra orada kalıp hayata devam etmeye direnmekten kaçınabilmek demek.

Psikolojik sağlamlıkta koruyucu faktörler

İnsanların yaşadıkları zorluklara karşı psikolojik sağlamlığı kullanabilmelerini kolaylaştıran koruyucu faktörler oldukça önemli. Çünkü bu koruyucu faktörler; olumsuz ve sıkıntılı durumların ardından oluşabilen olumsuzluk zincirinin etkisini azaltıyor, benlik saygısı ve öz-yeterliliğin oluşmasını ve sürdürülmesini sağlıyor, kişinin hayatında yeni fırsatlar oluşturuyor. Psikolojik sağlamlık literatüründe koruyucu faktörler konusunda yapılan çok sayıda araştırma mevcut. Bu araştırmalara göre koruyucu faktörler şöyle sıralanmış:

  • Olumlu ve kolay bir mizaca sahipseniz,
  • İrade gücünüz kuvvetliyse,
  • Benlik saygınız yüksekse,
  • Kişisel farkındalığınız varsa ve kendinizi kabul ediyorsanız,
  • Özerkseniz,
  • Yaşam hedefleriniz ve geleceğe dair olumlu beklentileriniz varsa,
  • Etkili problem çözme becerileriniz gelişmişse,
  • İyimser ve ümitvarsanız,
  • Sosyal yetkinliğiniz yüksekse,
  • Mizah duygusuna sahipseniz,
  • Destekleyici bir aile ortamınız varsa,
  • Akran desteğine sahipseniz,
  • Çevrenizdeki toplumsal kaynaklarınız etkiliyse ve bunlardan etkin olarak faydalanıyorsanız,

Psikolojik sağlamlıkta avantajlı durumdasınız demektir.

Psikolojik sağlamlığınızı artırmak için bazı tavsiyeler

  • Ön kabullerinizi kontrol edin. Kendiniz, hayatınız ve insanlarla ilgili ön kabulleriniz olumsuzsa bu dönemde zorlanmanız kaçınılmaz. Bu tür olumsuz ön kabullerinizin size nasıl hissettirdiğini bir düşünün. Spinoza’nın da dediği gibi, “Geleceğe yönelik inancını yitiren insan ya yaşamdan vazgeçer ya da yaşamını bitkisel düzeyde sürdürür.
  • Sandığınızdan daha güçlü olduğunuzu bilin. Düşündüğünüzden daha güçlü ve dayanıklısınız. Büyük bir acının veya zorluğun ardından yıkılacağını düşünen, devam edemeyeceğine inanan bir çok kişinin hayatına daha güçlü ve huzurlu bir şekilde devam ettiğini biliyoruz. Bizzat kendisi Nazi kampını deneyimleyen Viktor Frankl, “Nazi kamplarında geleceği muhakkak görünen ölüm karşısında oldukça zor günler, tecrübeler yaşayan mahkumlardan cesaret ve umuda tutunanlar, direncini ve inancını kaybetmeyenler her şeye rağmen hayatta kaldılar” diyor.
  • Bir amacınız olsun. Yaşadığınız zorluk ne olursa olsun, üstesinden gelmek için bir sebebiniz varsa o zorluğun üstesinden gelmeniz çok daha kolay. Çünkü bir amaca sahip olmak insanı dirençli ve güçlü kılar, bir dayanak olur. Burada da sözü Nietzche’ye bırakalım: “Yaşamak için bir nedeni olan, bütün nasılların üstesinden gelir.
  • Bir şeyler yapın. Hayatınızın bu döneminde ne kadar zorlanıyor olursanız olun, ertelediğiniz işlere bir el atın derim. Ertelediğiniz, fırsat bulamadığınız, vakit ayıramadığınız bir şey varsa ki mutlaka vardır, onu halletmeye çalışın. Böylelikle hem kendinizi boş bırakmamış olacak hem de tamamlanmamış işlerinizi tamamlayarak daha huzurlu hissedeceksiniz.
  • Kendinizle tanışın. Yukarıda da söylediğim gibi, kişisel farkındalığı yüksek kişiler psikolojik açıdan daha sağlam oluyor. Kendinizi daha iyi anlamak, sahip olduklarınızın farkına varmak, dünün ve bugünün değerlendirmesini yapmak geleceğe hazırlanmanız için güzel bir fırsat. Dışarıda çok fazla sesin olduğu şu günlerde, kendi iç sesinize kulak verin ve onu duymaya çalışın. “Çok insan var ki bir ömür kendisiyle yaşamıştır da kendisiyle hiç karşılaşmamıştır” diyor Ahmet Hamdi Tanpınar.
  • Üretken olun. Üretmek, faydalı olmak, bir işe yaramak, varlığımızın bir değeri olduğunu bilmek hepimizin ihtiyacı. Hepimiz var olduğumuzu hissetmek istiyoruz. Küçük veya büyük, önemli veya önemsiz demeden bir şeyler üretmek, bir fayda sağlamaya çalışmak özellikle bu günlerde çok kıymetli. Viktor Frankl’ın da dediği gibi, “Önemli olan yaşamdan ne beklediğimiz değil, yaşamın bizden ne beklediğidir.
  • Mutluluk bulaşıcıdır. Mutluluk da, mutsuzluk da bulaşıcı. Bu yüzden elinizden geldiğince, özellikle de yakın çevrenizdekilerin mutlu ve huzurlu hissetmesini sağlamaya çalışın, bunu başta kendiniz için yapın. Maddi zorluk yaşayan bir komşunuza destek olmak, evinden çıkamayan bir yaşlının alış verişini yapmak, uzun zamandır görüşemediğiniz eski bir dostunuzu aramak, yanına gidemediğiniz büyüklerinizi aramak küçük ama kıymetli mutluluk kaynakları. Mutlu ederseniz, mutlu da olursunuz.
  • Beden ve zihin bütünlüğünüzü koruyun. Bazen sadece beden ve zihin sağlığınıza yeterince önem göstermemekten kaynaklanan depresif, mutsuz belirtiler gösterebilirsiniz. Bunun için uyku, beslenme ve egzersiz anlamında kendinize dikkat edin. Zihinsel olarak da umudu korumak, kötü haberlere kendinizi kapatmak ve moralinizi yüksek tutmak size iyi gelecek.
  • Psikolojik danışmanlık alın. Zorlayıcı yaşam olayları ile tek başınıza başa çıkamıyorsanız, mutlaka profesyonel yardım alın. Psikolojik danışmanlığın olumsuz yaşam olayları ile baş etmekte etkili olduğuna dair yapılan çalışmalar mevcut (Efe, 2018).

Son söz olarak, psikolojik sağlamlığın belli bilgilere ya da imtiyazlara sahip özel bir grup insana özgü bir güç olmadığını hatırlatayım. Yani psikolojik sağlamlığa siz de sahipsiniz. Belki sadece bunu hatırlamanız gerekiyordur. Bu konuda bir psikolojik danışmandan online destek almak isterseniz [email protected] adresine e-posta göndererek bana ulaşabilirsiniz. Esnek ve sağlam kalın.

Kaynaklar

Efe, İ.A. (2018). Olumsuz Yaşam Olayları, Psikolojik Danışma Hizmeti Alma, Ruminasyon ve Stres Arasındaki İlişki, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi.
Sayar, K. ve diğerleri (2020). Kaygı Çağı: Salgın Zamanlarında Ruh Sağlığı. Kapı Yayınları. İstanbul.

İlginizi çekebilir: Travma sadece psikolojik değil, fizikseldir: Bütün ve tam olduğumuzda travma iyileşir

Aysel Keskin Psikolojik Danışman
2006 yılında Marmara Üniversitesi’nden mezun olduğumdan beri, henüz on yaşındayken karar verdiğim ve severek yaptığım Psikolojik Danışmanlık mesleğini yapıyorum. Yedi senelik kurumsal hayat tecrübemin ... Devam