X

Hayatımızdaki hiçbir kötü şey birden olmaz, bu sonuçtur ama bu hikayenin bir de başı var

Gerçeklik ve hakikat arasındaki en temel fark zihnin süzgecidir. Gerçeklik, olanları olduğu gibi tanımlarken, içinde farkındalığı barındırır. Hakikat ise bireyin geçmiş ve gelecek bağlantısı kurarak, zihinsel analizle yaptığı çıkarımları anlamlandırmasıdır. Bu dönüşüm insanın zihninde olur. Gerçeklik herkes için aynı mesafedeyken, insan zihni bu durumları çarpıtarak kendi hakikatine dönüştürür.

Birey, kendi hakikatini yaratma sürecinde gerçeklikle doğru bağı kurabilmesi için en önemli etken etik değerleri inşa edebilmesidir. Örneğin; hırsızlığın yanlış olması herkes için değişmez bir gerçekken, sınavda kopya çekmek bir bilgi hırsızlığıdır ama çoğu kişi buna göz yumabilir, bu durumu bu kadar yanlış görmez, hatta ihtiyaç duyması halinde yapabilir, yani insan zihni gerçeği çarpıtarak o eylemi haklı kılacak hakikatler yaratır.

-Herkes yapıyor, hastaydım, çok çalışamadım o yüzden mecbur kaldım gibi.

Oysa değişmeyen gerçek, bunun yanlış olduğudur. Gerçeğe dair bu eğip bükmede en temel olan, doğruya olan mesafeyi kaybetmektir. Aslında kişi, kendi yarattığı hakikatinde kendine yalan söylemez, gerçekten o durumun öyle olduğuna inanır. Buradaki esas risk hakikat, etik değerlerden ve doğrudan ne kadar uzak olursa o kadar çarpıtma yaratır ve çarpıtmalar halkalar halinde birbirine bağlıdır. Yanlış yoldan doğru adrese gidilmez tanımı bunu çok iyi tanımlar. Birey, işini, çevresini, dostlarını, kararlarını gerçeklikten değil artık yarattığı hakikatler dünyasından belirliyordur.

Hayatımızdaki hiçbir kötü şey birden olmaz, bu sonuçtur ama bu hikayenin bir de başı var. Bir şeyler değişirken bu değişimin başladığı bir dönüm noktası var. İşte bu dönüm noktası insanın kendi hakikatleriyle örülüdür. Kendi eylemlerimize biçtiğimiz değer etiğimizi oluşturur. Ahlaklı olmak insanın iyi olma zorunluluğunu fark etmesi ve bunu eylemle ifade etmesidir. Fransız filozof Foucault, insanın hakikatle ilişkisini “paaresia” kavramı üzerinden anlatır. Bu kavram hakikati dümdüz söyleme şekli değildir. Cesaret ister, risk içerir, ast-üst ilişkisi ve eleştiri içerir. Mesela işkence anında dürüst olmak etik açıdan paaresia değildir. Gerçeğe en yakın hakikat; zayıfın güçlüye söylediği hakikattir. İnsan, gerçeği bulsa dahi onu başkasına sunamaması durumunda bu gerçek anlamını yitirecektir. Doğru olanın bilinmesi kadar aktarılması da önemlidir. Birine kötülük yapmasak bile yapılan kötülüğe ses çıkarmamak bizi de doğruda tutmaz. Etik davranmayarak o kötülüğün ortağı olmuşuzdur.

Kişi, doğru bir zihin yapısı için “kendilik etiği” kavramını geliştirmelidir ve bunu en çok farkında olma haliyle yapabilir. İnsan, yapısı gereği kendini kandırmaya müsait bir varlık olduğu için kendiyle yakınlaşması, yüzleşmesi cesaret isteyen zor bir süreç çünkü diğer tarafta konfor alanı var. Doğru davranış bazen hediyesini hemen vermeyebilir, zaman alabilir, meşakkatli olabilir. Ama bir doğru yeni bir doğruyu doğururken aynı zamanda zihin bu erdeme alışkanlık kazanır.

Kant; iyiyi bilmek yetmez aklını kullanma cesareti göstererek iyiyi uygulamak gerekir der. Doğru ve iyi, eyleme dönüştüğü zaman anlam bulur.

İlginizi çekebilir: Mutluluk, eksiklerime rağmen hayatı yaşanmaya kılan zihin halini inşa edebilmektir

Hazel Kurtuldu: Merhaba ben Hazel, 1988 İstanbul doğumluyum. Lisans ve Yüksek Lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi'nde tamamladım. Yogayla ilk tanışmam 2011 yılında oldu. Kişi tutkuyla sevdiği bir şeyde derinleşmeye başlarsa, oradan yaşamını dönüştürecek bir sihir çıktığına inanıyorum. Hem Türkiye'de hem de yurt dışında birçok eğitmenden aldığı eğitimlerle Hatha Yoga, Vinyasa, Yin ve Hamile yogası gibi ekollerde dersler vermekteyim. 2018 yılında tamamladığım Mindfulness Eğitmenliği ile, bu alanda düzenli eğitimler açıyor, hem özel gruplara hem de kurumsal firmalara seminerler veriyorum. Yaşamın hayatımı değiştirdiği yönüyle yeniden yüksek lisans yapmaya karar verdim ve şu anda özel bir üniversitede Felsefe yüksek lisans eğitimim devam ediyor. “Farkındalık Sanatı” ismiyle düzenli yayınlar yaptığım podcast kanalımda hem Doğu öğretileri hem de Batı felsefesini içeren içerikler hazırlıyorum. Burada olmaktan ve sizinle buluşmaktan dolayı çok mutluyum, yazılarımda buluşmak üzere...

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale