X

Özgürce yaşamayı engelleyen bir sarmaşık: Hayatımız düşüncelerimizin esiri mi?

“İnsanları rahatsız eden şey olaylar değil, onlar hakkındaki düşünceleridir” Epictetus

Durup ve her şeyi durdurup kendimize döndüğümüz bir zamanda fark edeceğimiz şeylerden biri şu olsa gerek; birçoğumuz hayatımızın ya tamamında ya da bir kısmında düşüncelerimizin esiri oluyoruz. Hayatı düşüncelerimiz üzerinden yaşayıp; başka sesleri, yaklaşımları, hayatın cömertliğini ve hatta kendi duygularımızı zaman zaman duyamıyoruz. Bizler ki “şimdiki aklım olsa” cümlesini sık sık kullanan bir toplumuz, neden peki bu sözün özünde bize verdiği mesajı göremiyoruz?

İşin aslı onlar sadece bize ait olan düşünceler! Ne fazlası, ne azı, ne gerçeğin ta kendisi; sadece düşünceler. Bizler düşüncelerimize gereğinden fazla anlam yüklediğimiz zaman, o düşünceler önce duygu ve davranışlarımızı şekillendiriyor. O anki düşüncelerimizin eline hapsolmuşken diğer tecrübe aracılarımız, bir bakıyoruz ki hayatımız bu düşünce tohumundan yola çıkarak şekillenmiş.

Düşüncelerin yalnızca “düşünce” olduğunu fark ettiğinizde neler oluyor?

Düşüncelerimizin bir algı olduğu gerçeğini cebimize koyalım, bu, onların ne hayatımızın tek gerçeği ne de tek çıkar yolu olduğunu gösterir. Bu algılar o ana kadar yaşadığımız tecrübelerin, o dönemki ruh halimizin, etrafımızda olan bitenlerin bir bütünüdür. Tek bir değişiklikle tüm sistem değişir ve işte o zaman o çok bel bağladığımız algımız, düşüncemiz yerle bir olur.

Halbuki onların sadece düşünce olduğunu fark ettiğimizde daha kıymetli bir yöne adım atıyoruz; kendimizi gerçek anlamda tanıma aşaması. Kendimizi gerçek anlamda tanıdığımızda, tepkilerimizin farkına varıyoruz. Böyle durumlarda bulunduğumuz ortamdan bir adım uzaklaşabilip kısa bir mola verebiliyoruz. Bu tutum nörolojik olarak da bizde denge sağlıyor. Düşünceler ile bütünleşmekten vazgeçtiğimizde oyun alanımız da genişliyor, hayatın getirdiklerine farklı bir gözle bakabilmeye başlıyoruz. Kimi zaman görmediğimiz mucizeleri görürken, kimi zaman mucize tanımımız değişiyor.

Bizler, olaylar hakkında düşünce şeklimizi ve hatta temel değerler ve inançlarımızı zamanla değiştirebiliriz. Bu dönüşüm bizim kendimizi sürekli bir hamur gibi şekillendirme çabamızdan doğabileceği gibi, kimi zaman ise hayatın bize yaşattıkları ve öğrettiklerinden dolayı böyle bir dönüşüme gireriz. İşte bu dönüşüm sonrası duygu durumumuz, görüş açımız, kişisel yaşamımız üzerindeki üretkenliğimiz, yaratıcılığımız da derin ve sürekli bir değişim içine girer.

Bizler zihnimizde yaşamaya öyle alıştık ki, düşüncelerimizin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ayrımına bile varamaz olduk, Mark Twain “Hayatım; çoğu hiç gerçekleşmeyen trajedilerle dolu” der. Ne zaman ki duygularımız, bedenimiz ve davranışlarımız gibi düşüncelerimizin de tecrübe aracı olduğunu fark edip, ona hak ettiği önemi veririz, işte o zaman özgürce yaşamı özümsememizi engelleyen sarmaşıklardan birini daha kesmiş oluruz.

Gamze Nokay: 2009 yılında işletme bölümünü bitirdikten sonra farklı kültürlerden beslenmek için 2 yıllığına Londra’ya gitti. Londra’da Kurumsal İletişim eğitimini tamamlandıktan sonra Türkiye’ye dönerek profesyonel iş hayatına kurumsal bir şirkette başladı. Çalışma hayatı ve gündelik yaşamın da etkileri ile hepimiz gibi; esneklik, öz şefkat, farkındalık gibi alanlarda gelişime ihtiyaç duydu (ya da ihtiyaç duyduğunu fark etti). Bu doğrultuda yoga, meditasyon, midnfulness gibi araçlardan beslenmenin yanı sıra MBSR ve Self-Compassion gibi eğitimler ile bu konularda derinleşmeye başladı. LÖSEV ve TEGV’de gönüllü olarak başlattığı STK çalışmalarına; Good4Trust.Org’da 2019 yılından itibaren gönüllü iletişim koordinatörü olarak devam ediyor. Kurumsal hayattaki yolculuğunun yanı sıra; farkındalık ve gönüllülük çalışmaları ile ruhunu beslemeye devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale