X

‘Hayata bağlanmak’: Anlamlandırmaya çalıştığımız bağımlılıklarımıza ışık tutalım

Hayatın akışı içinde hepimizin değerli hissetmek adına bağlandığı şeyler vardır. Bir duyguya, olaya, işe ve kişiye bağlı olmak sağlıklı ve insani bir durumdur. Bağlanmak hayatın akışını devam ettirmemize yardımcı olur. Hayatı anlamlı kılar. Daha anne karnındayken başlar bağlı olma durumu, ilk başta anneye bağlıyızdır, sonra ailemize, yakınlarımıza , arkadaşlarımıza, okulumuza, işimize, eşimize, çocuklarımıza vb. gibi giderek bağlı olduğumuz durum ve insanlar sayısı artarak devam eder.

Bazen akışın içeresinde öyle bağlanırız ki güvende hissetmek, sevilmek veya tutunmuş olduğumuz duygu her neyse o hep devam etsin isteriz ve git gide öyle içine çekilir, öyle güçlü bağlanırız ki artık o duygu bize ait olmaktan uzaklaşır. Başka biri veya olay üzerinde anlam bulur. Bu duygunun ise o kişi veya durum olmadan var olamayacağı duygusuna bilinçli ve bilinçsiz şekilde inanırız ve artık bağlı olma durumu bağımlılık haline dönüşmüştür.

Bağımlılığı prize takılı birbirine dolanmış, karışmış kablolar gibi düşünebiliriz. Bu priz; eksikliğini hissettiğimiz duyguları yakalamak adına aklınıza gelen her şey olabilir. Öfke, üzüntü, güven, değer, bir eş, bir çocuk, bir sevgili, arkadaş, uyuşturucu, alkol, cinsellik, sigara, spor aklınıza ne gelirse o olabilir. Hayatta neyin eksikliğini duyuyorsak, neyin arayışındaysak, neyin açlığı ile büyümeye çalıştıysak, kendimize bakmaktan korktuysak ya da kendimize daha önce hiç bakmadıysak sürekli olarak kendimize bir veya daha fazla priz ararız, çünkü hissetmeye ihtiyaç duyduğumuz duygular vardır.

Bu duygu ihtiyaçlarımızı en temel düzeyde anlatanlardan biri belki daha önce duymuş olduğunuz Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Piramidi’dir. Bilmeyenlerimiz için de öncelikli sıradan başlayarak fizyolojik ihtiyaçlar (üreme, beslenme, nefes alma vb.), güvenlik ihtiyaçları (güvende hissetme, barınma vb.), ait olma ve sevilme ihtiyacı ( aile, arkadaşlık, bir yere ait olma vb.), saygı ihtiyacı ( özgüven, yeterli hissetme vb.)  kendini gerçekleştirme ihtiyacı ( kişinin kendi potansiyelini ortaya çıkarması, tatmin olmak vb. ) şeklindedir.

Bu ihtiyaçlarımızın hayat başlangıç sürecimizden itibaren karşılandığını hissetmemiz ve üzerine eklenerek devam etmesi gerekir. Tamamlandığını hissettikçe prizlere sürekli olarak bağlı kalma ihtiyacımız azalır. Hepimizin hayattan beslenmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve kendini gerçekleştirme yoluna ilerlemesi için prizlere bağlanmaya ihtiyacı vardır ama kendi isteklerimiz doğrultusunda ve kendi istediğimiz kadarıyla olmalıdır. Başkalarının istekleri veya kendi öz benliğimize ait olmayan prizlere bağımlı halde hayatlarımızı yaşar şekilde değil. Yine bir yazının sonuna gelirken ufak bir egzersiz yapalım:

Alt taraftaki üç soruyu cevaplayın. Mümkünse yazarak cevaplamanız çok daha iyi olacaktır. Lütfen sorunların altında yazan bölümü öncesinde değil, soruları cevaplayıp bitirdikten sonra okuyunuz. Çalışma o şekilde anlamlı hale gelecektir.

  • Sevmediğiniz, öfkelendiğiniz, hayal kırıklığı yaşadığınız kişiyi düşünün…

Cevap:  X kişiyi sevmiyorum, çünkü…

X kişiye öfkeliyim, çünkü…

X kişiye karşı hayal kırıklığı içerisindeyim, çünkü…

  • Bu kişinin size nasıl davranmasını ve nasıl değişmesini isterdiniz?
  • Bu kişi hakkında olan üç duygunuzu yazın.

Sonrasında cevaplarınızdaki kişinin yerine kendi adınızı veya kendimi kelimesini yazarak, yazdıklarınızı gözden geçirin. Aslında kendimize yaşattığımız, başkaları üzerinde anlamlandırmaya çalıştığımız bağımlılıklarımıza, aynı zamanda başkalarını suçlamaktan ve kurban rolünden çıkmamıza bir ışık tutması dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Bu ne stres bu ne celal?

Mert Bağ: Merhabalar, ben Mert Bağ. Erken yaşlarda ilk olarak voleybol branşını hayatıma kattıktan sonra basketbolla tanıştım ve uzun yıllar basketbol ve voleybol branşlarında çeşitli takımlarda oynadım. 2012 yılında aktif sporculuk hayatımı bırakarak, Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümünü bitirdim. Üniversitedeyken pazarlama, iletişim ve psikoloji alanlarında daha çok uzmanlaşmaya çalıştım ve birçok farklı spor branşını da tecrübe etme şansı buldum. Kısa bir süre spor pazarlaması alanında çalıştıktan sonra, 2017 yılından itibaren insan bedeni üzerine egzersiz, nefes, fiziksel ve zihinsel beden travmaları gibi alanlarda yurt içinden ve yurt dışından eğitimler alarak bu alanlarda çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Kendi bedensel travmalarımı çözmek adına çıktığım bu yolculukta çok fazla farklı keşiflerin içerisinden geçtim ve insanı anlamaya dair her bilimsel alanın içerisinde dolanmaya çalışıyorum. O yüzden burada yazmaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım şeylerde kendi geçtiğim yollardan, bu yolda karşılaştığım farklı öğrencilerim ve danışanlarımla tecrübe ettiğimiz deneyimlerden, araştırmış olduğum farklı konulardan bahsetmek olacak. Bir gün psikoloji ile ilgili bir yazıya denk gelmişken, bir sonraki yazıda egzersiz, bir sonrakinde biyolojiden, bir başka yazıda nefesten bahsetmiş olabilirim sizlere, insanın işleyişi ve bağlantılı olduğu veya yoldayken karşılaşmış olduğum ne varsa bütün bu deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Bu uzun ince karışık bir adamın insanı, işleyişi ve evreni keşfetmek adına çıkmış olduğu bir serüven, bu serüvenin içerisinde durağımız şu anda burası. Burada olmaktan umarım siz de keyif alırsınız.
İlgili Makale