X

Harekete geçmek için önemli bir hatırlatma: Bir, sıfırdan büyüktür

Kendime sıklıkla tekrarladığım ve çok sevdiğim bir söz var: Bir, sıfırdan büyüktür! Sanırım oldukça basit olduğu için beni hem düşündürür, hem ilham verir, hem de tatmin eder. Neredeyse sadece duyguların, düşüncelerin, yeni fikirlerin, planların konuşulduğu günümüzde bana adım atmayı hatırlatır. Bugün kendimde fark ettiğim, anlattıkça başkalarıyla da paylaştığımı gördüğüm bir konudan bahsetmek istiyorum.

Çoğumuzun kendi kendine konuştuğu, tarttığı, kararlar verdiği ve çok da içine sindiği başlıklar oluyor zaman zaman. Hatta o kadar içimize siniyor ki başkalarına da anlatmaya başlıyoruz, bazen hakkında notlar alıyoruz ve ne oluyorsa oluyor, hayat akmaya devam ediyor, üzerinden bir süre geçip şans eseri karşılaşıncaya kadar o konu gündemden çıkıyor. Mesela “Artık düzenli hareket edeceğim, sabahları bir buçuk saat önceden kalkıp sahilde yürüyeceğim, sonra eve gelip hazırlanıp işe gideceğim” diyoruz. Kime anlatıyorsak yorumları “Çok güzel fikir, birlikte mi yapsak?” ile “Sen hayatta erken uyanamazsın” arasında değişiyor, bizse kendimize inanıp karşılık veriyoruz bu yorumlara. Bazen o kadar anlatıyoruz ki bireysel bir karardan çıkıp grup planı haline dönüyor; whatsapp grupları kuruluyor, haftalık planlar çıkarılıyor, derken yürüyüş yapmak önceliğini kaybediyor.

Bu örnek sana uymadıysa aklına gelen başka bir fikri hatırlayabilir misin acaba? İçindekini anlatmaya başladıkça neler olduğunu, enerjinin nasıl dönüştüğünü gözlemleyebilir misin? En azından yaşadığın bir şeyi ilk anlattığındaki heves ve ateşin yedinci anlatışında kaybolmaya başladığı hissi sana tanıdık gelebilir, ne dersin?

Benim gözlemime göre bazen aklımızdakileri anlatmak (yani fazlaca anlatmak) bizi motive edeceğine adım atmaktan mahrum bırakabiliyor. Anlattıkça o konunun haklılığına, güzelliğine ve başarısına o kadar kaptırıyoruz ki kendimizi, sadece konuşmak bile bizi tatmin ediyor, o yüzden onu gerçekleştirme arzusu ikinci plana düşüyor. Onun hakkında konuşmak, yorumları dinlemek, sorunları çözmek o kadar gerçekmiş gibi hissettiriyor ki adım atmayı bile unutturabiliyor bize.

O yüzden bugün içimizde uyanan ateşin kıymetini hatırlatmak istedim. İnanıyorum ki onu koruyarak taş üzerine taş koyabilir, aklımızdakileri hayata geçirebilir, kendimizi gerçekleştirebiliriz. İşte ben ne zaman anlatmakla adım atmak arasında kalsam bir, sıfırdan büyüktür derim kendime. Ufak da olsa adımların kıymetini hatırlarım, belki bir mail, belki bir telefon görüşmesi, belki sadece okuyup izleyip araştırma yapmak eşlik eder bana. “Durmak” eyleminin erdemine çok inansam da günlük hayatta hareket etmek, etmemekten yeğdir diye düşünürüm…

O yüzden bu hafta hepimize kendi içimizdeki ateşe sahip çıkmayı, gözetmeyi, doğru zaman ve insanlarla paylaşarak büyütmeyi, ondan aldığımız güç ile kendi istediğimiz yere doğru dönüştürmeyi dilerim!

İlginizi çekebilir: Mutluluğunuza katkıda bulunmak elinizde: İlham verici 5 öneri

Seza Aslanbaş: ODTÜ Siyaset Bilimi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olduktan sonra 7 yıl kurumsal şirketlerde satış planlama ve pazarlama departmanlarında çalıştım. 2013 yılında dışarıdan her şey güzel görünürken sıkışmış hissettiğim ve hayatıma anlam aradığım zamanlarda meditasyonla tanıştım. Bireysel dönüşümüme katkısını gördükten sonra bu bilgileri daha çok öğrenmek, aktarmak ve paylaşmak için Türkiye ve Hindistan’da farklı hocalarla çalıştım ve hala çalışmaya devam ediyorum. 2016'dan beri zihnen bildiklerimizi kalpten hatırlamak niyetiyle meditasyon temelli bireysel seanslar, atölyeler ve grup çalışmaları yapıyorum. Aldığım farklı eğitimlerle kendi yolculuğumda bana iyi gelenleri birleştirerek bazen paylaşımlarla bazen hareketle bazen de sessizlikle farkındalığımızı destekleyecek alanlar sunuyorum. Online ve yüzyüze yaptığım çalışmalar hakkında bilgi almak ya da sadece tanışalım istersen bana seza.aslanbas instagram hesabımdan veya sezaaslanbas@gmail.com'dan bir merhaba diyebilirsin. Çokça sevgiler.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale