X

Hangisi daha iyi: Analitik düşünme vs sezgisel düşünme

Sezgilerimiz, sosyal hayatta hızlı kararlar vermemizi sağlamak üzere evrimsel süreçte büyük bir titizlikte gelişmiş rehberlerimiz. Öyle ki saniyeler içinde birinden hoşlanıp hoşlanmadığımıza, birine güvenip güvenmediğimize karar verebiliyoruz. Ayrıca, karşımızdaki kişilerin davranışlarını tahmin edebiliyoruz. Ancak kimi zaman da sezgilerimiz bizleri kötü bir yola sokabiliyor. İşte böyle zamanlarda analitik düşünmenin önemi ortaya çıkıyor. Hızlı yanıt veren sezgi sistemimizde bir yanlışlık varsa, daha fazla çaba gerektiren analitik sistemimiz devreye giriyor ve en iyi kararı vermemizi sağlıyor. 

İlginizi çekebilir: Göz ardı edilemeyecek kadar önemli: Sezgilerinize güvenmeyi öğrenin

İşte bu noktada şu soru akıllara geliyor: Eğer hayatta tek bir düşünme sistemi olsaydı, hangisini seçerdiniz? Sezgisel düşünme mi, analitik düşünme mi?

Eğer balta girmemiş topraklarda, avcılık ve toplayıcılıkla hayatımızı geçiriyor olsaydı, tek ihtiyacımız olan sezgisel düşünme biçimi olurdu. Ancak modern toplumda çevreden fazlasıyla uzaklaştığımız için, artık sadece sezgisel düşünmeye bağlı kalarak hareket edemeyiz.

Kimileri bu soruya işte böyle yanıt veriyor. Aslında bir bakıma doğru; günümüzde çevre dediğimiz şey, evrimsel süreçlerden önceki çevreden epey farklı. Bu da bizlerin sezgilerini büyük ölçüde değiştirmiş durumda. Ancak bu, analitik düşünmenin modern dünyanın bir icadı olduğu anlamına gelmiyor.

Avcılık ve toplayıcılıkla hayatını geçiren toplumlar, analitik düşünmenin çok belirgin özelliklerini sergiliyorlardı. Örneğin, önceden silahsız avcılık yapanlar, avlarını belirler ve daha sonra avı yorulana kadar peşinden koşardı. Dört bacaklı hayvanlar çok hızlı koşabilir, ancak bunu sadece kısa mesafede yapabilirler. İnsan ise o kadar hızlı koşamaz ama uzun süre koşabilir. Üstelik av hayvanı koşarken arkasında ayak izlerini bırakır. İşte avcılar bunları hesaba katarak avının peşinden bir süre koşup onun yorgun düşmesini bekler, fırsatını bulduğunda da avını ele geçirirdi.

İlginizi çekebilir: Kalple ilgili bilinmeyenler ve kalbin sezgisel zekası

Görüldüğü gibi aslında avcı-toplayıcı olan atalarımız bile hem sezgisel hem de analitik düşünmeden yararlanıyorlardı. Sosyal hayatta sezgilere dayanan hızlı düşünme biçiminden çokça faydalanıyoruz. Ancak söz konusu önemli kararlar olduğunda, sezgisel düşünmenin bizi sonu olmayan bir yola sokacağını biliyoruz ve analitik düşünmeden faydalanarak en iyi kararları almaya çalışıyoruz. Avcı-toplayıcı atalarımızdan çıkarmamız gereken en önemli ders de belki bu.

Bu durumu günümüzdeki iş dünyasına da uygulamak mümkün. Binlerce iş yeri her gün türlü türlü krizlerle karşı karşıya kalıyor. İşverenler kriz anında, yüksek baskı altında verimli çalışabileceği kişilere güvenmek istiyor. İş dünyasında her ne kadar analitik düşünme ön plana çıksa da kriz zamanlarında sezgisel düşünme sayesinde hızlı karar alma kabiliyeti devreye giriyor. Bu da analitik düşünme ve sezgisel düşünmenin bir arada olması gerektiğinin bir başka göstergesi…

Kaynak
Psychology Today
Science Nordic

İlginizi çekebilir: Sezgilerinizi ne kadar dinliyorsunuz: 4 sezgi türünü tanıyın

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale