X

Hamileyken kendinizi kötü hissettiğiniz günlerde uygulayabileceğiniz egzersizler

Hamilelik, dergilerde okuduğumuz veya televizyonlarda gördüğümüz gibi her zaman güzel ve keyifli bir süreç olmayabilir. Tabii ki hamileliğin, bebeğinizin dünyaya gelmek için karnınızda büyüdüğü ve hazırlandığı o sürecin de keyifli ve inanılmaz anları var. Ancak hiç yataktan çıkmak istemediğiniz, vücudunuzda tanımlayamadığınız ağrılar, tuhaf duygular hissettiğiniz, kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlar da var. İşte böyle zamanlarda insanın aklına gelen en son şey egzersiz yapmak oluyor. Oysa araştırmalar, hamilelikte yapılan egzersizin uyku düzenine yardımcı olduğunu, fiziksel dayanıklılığı artırdığını, diyabet ve aşırı kilo alımını önlediğini, depresyon riskini düşürdüğünü ve planlanmamış sezaryen ihtimalini azalttığını söylüyor. Ayrıca hamilelikte düzenli egzersiz yapmak, bedeninizi doğuma hazırlıyor ve hatta doğum sürecini kolaylaştırıyor.

Eğer bunlar da ikna edici gelmediyse, hamilelik sırasında egzersizin bebeğiniz için de çok yararlı olduğunu unutmayın. Hamilelikte egzersiz yapan kadınların bebekleri, daha sağlıklı kiloda doğuyor ve ilerleyen yıllarda obez olma riskleri daha düşük oluyor.

İlginizi çekebilir: Hamileler için tatile çıkmadan önce bilinmesi gerekenler

Amerikan Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, sağlıklı ve normal şartlarda hamilelerin haftada 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapmasını tavsiye ediyor. Bunu isterseniz haftada beş gün 30’ar dakikalık egzersizler olarak, isterseniz her gün iki veya üç defa 10’ar dakikalık egzersizler olarak uygulayabilirsiniz. Tabii ki egzersizlere başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışmakta fayda var. Doktorlar genellikle hamilelik sırasında daha önceki günlük aktivitelerinizin birçoğunu yapabileceğinizi söylüyor ancak siz yine de kendi bedeninizi dinlemeyi ihmal etmeyin. Herkesin hamilelik süreci farklı olabilir ve o gün kanepeden kalkmak istemiyorsanız kendinize kızmayın ve bunun normal olduğunu bilin. Nike trainer’larından Joselyn Boschen, kendinize fazla yüklenmemenizi söylüyor ve “Esnemek, kan dolaşımını kolaylaştırır ve istenmeyen stresi azaltır. Hamilelik nedeniyle yaşadığınız bazı olumsuz duyguların geçici olduğunu bilin” diyor. İşte Joselyn Boschen tarafından hamileler için hazırlanan 15 dakikalık bir egzersiz programı. Bu programdaki her bir hareketi sırasıyla 1 dakika boyunca tekrarlayın ve toplamda 3 set yapın. İsterseniz bu egzersizleri 15 dakikalık hafif tempoda bir yürüyüşle de birleştirebilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan biraz motivasyon.

1. Ayakta bacak esnetme

Ayaklarınızı omuz genişliğinde açın ve ağırlığınızı sol ayağınıza verin. Sağ bacağınız yere paralel olacak şekilde ayağınızı öne ve geriye ittirin. Her seferinde ayağınızı mümkün olduğunca yukarıya kaldırmaya çalışın. Eğer tedirgin oluyorsanız bir sandalye veya masadan destek alabilirsiniz. Daha sonra aynı hareketi diğer bacağınız için de uygulayın. Bu hareket, üst bacaklarınızı ve kalçalarınızı esnetmenize yardımcı olur. Kalça esnekliği, doğum sırasında çok işinize yarayacak.

Kaynak: Greatist
2. Kalça fleksörleri esnetme

Dizlerinizin üstünde durun. Bu sırada sol ayağınızla öne doğru bir adım atın ve sol ayak tabanınızı yere sağlamca basın. Sol dizinizle sol ayak bileğinizin düz bir çizgi oluşturmasına dikkat edin. Bu sırada sağ kalçanızda bir esneme hissetmeye başlayacaksınız. Sağ kolunuzu düz bir şekilde yukarıya kaldırın ve esnemeyi artırın. 30 saniye bu şekilde durun ve şimdi diğer tarafa geçin. Bu hareket, özellikle kuyruk sokumunuzdaki baskıyı azaltır ve uzun süre oturuyorsanız kalçalarınızda ve belinizde esneme sağlar.

Kaynak: Greatist
3. Çocuk pozu

Hem ellerinizi hem dizlerinizi yere koyun ve dümdüz bir masa gibi olun. Şimdi dizlerinizi mümkün olduğunca geniş bir şekilde açın ama ayak parmaklarınızın hala birbirine dokunduğundan emin olun. Nefes verin ve kalçalarınızın üzerine oturun, kendinizi bırakın. Kollarınız ise düz bir şekilde öne doğru uzanırken esnemenin tadını çıkarın. Omuzlarınızı rahat bırakın ve sakince nefes alıp vermeye devam edin.

Kaynak: Greatist

İlginizi çekebilir: Geçmişten bugüne hamile modası

4. Bacakları havaya kaldırma

Bir duvarın önünde yere uzanın ve ayaklarınızı duvara dayayarak bacaklarınızı havaya kaldırın. Şimdi kalçanızı duvara değere kadar öne doğru ittirin. Kollarınızı iki yana açın veya geriye doğru bırakın, nasıl rahat ediyorsanız o şekilde kalsın. Bacak arkalarınızın esnediğini ve bacaklarınızdaki baskının azaldığını hissedeceksiniz. Vücut ağırlığınızı tersine çevirerek kan dolaşımını düzenler ve bacaklarınızda, ayaklarınızda ciddi bir rahatlama sağlarsınız. Ancak bu hareketi yaparken doktorunuza mutlaka danışmayı unutmayın. Bazı uzmanlar, bu hareketin hamileliğin ilk 16 haftasında yapılabileceğini, 16 haftadan sonra uterusun ağırlığı sebebiyle sırt üstü duruşlardan uzak durulması gerektiğini söylüyor. Siz yine de ilk haftalarda da kendinizi rahat hissetmediğiniz hiçbir şeyi yapmayın.

Kaynak: Greatist
5. Kalça esnetme

Sırt üstü yere uzanın. Dizlerinizi bükün ve bir ayağınızı, diğer dizinizin üstüne koyun. Daha sonra arada oluşan üçgen pencereden bir elinizi geçirin, diğer elinizi de dış tarafta geçirerek kıvrık duran bacağınızı tutun. 30 saniye kadar bu şekilde kalın, daha sonra aynı hareketi diğer bacağınız için uygulayın. Bu hareketi de yine doktorunuza danışmadan uygulamayın. Bazı uzmanların hamileliğin ilk 16 haftasından sonra sırt üstü duruşları önermediğini unutmayın.

Kaynak: Greatist

Kaynaklar:
Greatist
ACOG
BMC Pregnancy and Childbirth

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale