X

Hak ettiğiniz aşkı yaşamak için: Kurtarıcı rolünü bir kenara bırakın

Biz kadınlar erkeksiz, erkekler de kadınsız yaşayamıyor malum… Sadece fiziksel gereksinimlerimizin dışında paylaşmayı arzuladığımız başka duygular da var… Hatta çoğunlukla fiziksel paylaşımın bile önüne geçiyor. Böyle söyleyince direkt cinsellik algılanabilir, malum kafalarımız belli toplum mitlerinden ötürü algısal olarak bazı konularda otomatik pilota bağlayıp konuyu belden aşağıya vuruyor… Belden aşağısı da yukarısı da bize lazım, yaşamda yolumuz uzun, biri olmadan sadece diğeriyle yol pek de çekilmiyor.

Birlikte seyahat etmek, aynı evi paylaşmak, aynı şeylere ilgi duyup bununla ilgili sohbet etmek, keyifle bir konuyu tartışmak, evdeki bir oda için internetten tablo siparişi vermek, market alışverişi yapmak ,birlikte bir yaşam alanı kurmak gibi uzayıp giden bir liste aslında fiziksel temas…

Fizikselde belli doyum noktalarına ulaşınca malumunuz işin içine duygusal paylaşımlar da giriyor… Haz odaklı insan organizması karşılanmış temel ihtiyaçlarının içini daha da dolu yaşamak istiyor. Ne de olsa doymak bilmeyen, ilkel, hayvani bir tarafımız var. İki kişinin bir araya gelme yolculuğunda pek çok yaşanmışlık, birikim, acı, neşe, kazanç, kayıp, bitiş, başlangıç var. Yaşadıklarına kimileri yetişkin penceresinden bakmayı tercih ediyor. Kimileri de koşulları, çevreyi suçlayarak çoğunlukla mağdur rolünden çıkamayarak hayata ve kişilere karşı suçlayıcı olmayı tercih ediyor.

Söyleyince tanıdık gelen ifadeler var değil mi?

Hepimiz hayatımızın bir döneminde ,özellikle de acılarımız tazeyken, bize yarenlik edenlerle bu şekilde psikolojik oyunlar oynarız. Vazgeçilmez olmak için kimi zaman kurtarıcı rolünde bir kadın ya da bir erkek olarak, karşımızdakinin yetişkin olma alanına müdahale ederiz. Bunu da hep iyi niyetimizden yaparız. Hepimizin bildiği “İyilikten maraz doğar” tam da bu konuyu aydınlatan çok sevdiğim bir atasözüdür.

Arkasından kurtarıcı kahraman rolüne bürünen biz kadın ve erkekler, yaptıklarımızı karşımızdakinin özgürlük alanına müdahale etme hakkı ile sözde iyi niyetimizle takas ederiz. Ve bakarız ki orada işler pek de öyle görünmediğinde “evdeki hesabımız çarşıya uymaz”… Bu sefer de kurtarıcıdan suçlayıcıya düşeriz. Dahası da yetmezmiş gibi kendimizi bir anda yakın çevremize başımıza gelenleri anlatarak mağdur durumuna düşürmüşüzdür. Anlaşılmak için onaylanmayı bekler, çoğunlukla da hikayeyi bir parça eksik anlatırız. Ucundan kıyısından tanıdık geliyor mu bu hikaye? Bu drama üçgeninin içinde günün sonunda elimizde kalan tablo şudur: Yola çıkarken umduğumuz sevme ve sevilme ihtiyacımız yerine, elimiz yüreğimizde, hayalimiz askıda kalakalmış bir halde buluruz kendimizi…

Peki neydi bizi hak ettiğimiz ilişkiyi yaşamaktan alıkoyan?
Koşulsuzca sevebilmek için neydi ihtiyaç duyduğumuz?
Haklı çıkmak için daha ne kadar mutsuz olmayı tercih edecektik?
Bir ilişkide kurtarıcı rolüne geçmenizi söyleyen iç ses kimindi?

Bu yazıyı okuyup buraya kadar geldiyseniz, bitişi kendi kendinizle konuşarak onurlandırın. Yukarıdaki sorulara tüm içtenliğinizle cevap vermeyi deneyimleyin. Bakalım içinizde aslında sizin için her şeyin en iyisini bilen o bilge tarafınız hangi cevapları kucağınıza fısıldayacak…

Kendinize şefkatli kalın…

İlginizi çekebilir: Kendine yol olmak: İçinizdeki ebeveyn, çocuk ve yetişkinle bir toplantı yapma zamanı

Nurgül Koçak: Profesyonel Gelişim ve Değişim Koçu Nurgül Koçak, Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünden başarıyla mezun oldu. Üniversitede eğitim aldığı süre boyunca kurumsal eğitim şirketlerinde staj yapmıştır. Özel sektörde pazarlama alanında iş tecrübeleri oldu. 2018 yılında Profesyonel Koçluk eğitimi alarak ‘Gelişim ve Değişim Koçu ünvanı kazanarak mesleğine yeni bir boyut katmıştır. Şu anda Mersin’de Çağ Üniversitesi’nde Tezli Psikoloji Yüksek Lisans yapmaktadır. Aynı zamanda psikoterapi yaklaşımlarından Transaksiyonel Analiz Uygulama eğitimini tamamlamıştır. Şu an kurumsal firmalara ve bireylere koçluk yapmakta ve iletişim eğitimleri vermektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale