X

Hafife aldığınız ″tesadüflere″ bugün daha yakından bakın: Siz istediniz onlar oldu

Bu hepimizin başına gelmiştir, hani tam bir arkadaşımız aklımızdan geçer veya dünya üzerinde bir yer hakkında kafamıza takılan bir şey olur, hemen ertesinde ya aklımıza gelen arkadaşımızdan bir mesaj alırız veya o yerle ilgili bize bir haber gelir, oraya yola çıkarız veya o an aklımıza o noktayla ilgili bir tohum ekilir. Belki sonucu anında göremeyebiliriz, fakat ertesinde mutlaka anımızı bağlayan bir oluş ile karşılaşırız.

Hayatımızda karşımıza çıkan birçok olaya tesadüf der geçeriz. Peki bu olaylar gerçekten tesadüf mü?

Bunlara genel olarak ‘’tesadüf’’ deyip geçeriz. Peki nedir tesadüf? Öylesine plansızca, herhangi bir şekilde biz tasarlamadan, yani bir ilişkimiz bir etkimiz olmadan mı bizleri buluverir? Günlerden bir gün tamamen ‘’tesadüf’’ diye nitelendirerek karşılaştığımız bir iş teklifi veya gelecekteki eşimiz ile tanışmamız yine o tesadüfün eseri midir?

Sevgili Deepak Chopra, işte bizlerin çoğu zaman tesadüf diyerek basite indirgediğimiz bu rastlantılara, hayatın karşımıza çıkardıklarına aslında çok büyük bir ‘’dikkat’’ ile bakmamız gerektiğini açıklıyor ve eseri ‘Yeter ki İste’ de aslında karşımıza çıkan tek bir anın ve tek bir insanın bile plansız ve bizlerden bağımsız olmadığını paylaşıyor:

″Tesadüfleri hayatın sunduğu seçenekler olarak görmeye başladığınızda karşılaştığınız her tesadüf sizin için anlam ifade etmeye başlar. Her tesadüf, yaratmanız için sunulmuş bir fırsat, evrenin olmanızı planladığı kişiye dönüşmeniz için sunduğu bir olanaktır.″

Tesadüfün maksadı nedir? Tesadüfün gayesi, tesadüfün bizzat kendisinden kaynaklanmaz. Sizden, tecrübeyi yaşayacak olan kişiden kaynaklanır. Tesadüfler mutlak alandan gelerek niyetlerimizi ve hayallerimizi hayata geçirmek amacıyla ilerleyeceğimiz yolda bize rehberlik eden mesajlardır.″

İlgili yazı: Kendi şansınızı kendiniz yaratabilirsiniz!

Yukarıda belirtilen görüşe göre, aslında her tesadüf, çıkmakta olduğumuz merdivenin bir basamağını veya yolumuzun ayrılmaz bir parçasını ifade ediyor.

Peki, tesadüflerin düşüncelerimiz ve bilinçaltımızda var olanlarla ilişkisini nasıl açıklayacağız?

Chopra bu akışı ve bu ilişkiyi senkro-kader yani eşzamanlı kader anlatımı ile açıklıyor, bunu anlamak içinse fiziksel dünyadaki tesadüflerin karmaşık dansının bilincine varırken, aynı anda kendi benliğimizin de derinlerine ulaşmamız gerekiyor.

‘Hayatın büyük bölümü tesadüfi karşılaşmalarla, kaderin cilvesine veya bizlere yepyeni yollar açan seçeneklerle yakından ilişkilidir. Şayet ufacık bir detay farklı bir şekilde gelişseydi, bugün bambaşka bir yerde, bambaşka insanlarla bir aradaydınız veya farklı meşgalelerle uğraşıyor, bambaşka bir yaşamın yörüngesinde dolanıyordunuz.’

Senkro-kaderin yani fiziksel gerçekleşme ile bilinçaltımızda veya aklımızda gömülü isteklerimizin eşzamanlılığının farkında olabilmenin en son noktası ise, var olan her şeyin arasındaki bağı fark edebilmekten geçiyor. Bu noktada, tesadüflere ‘’öylesine gerçekleşen’’ veya ‘’öylesine bizim başımıza gelen’’ olaylar olarak yaklaşmak yerine, aslında merkezinizde bizlerin yer aldığı ve yine kişisel idrak ve düşüncelerimiz ile oluşumunu sağladığımız olaylar akışı olarak baktığımızda, bizler için tesadüflerin hayatımızdaki anlamı da birdenbire değişiveriyor.

Eğer bu yazı sizlere ulaştı ise, şu an o ‘’akışta çok önemli yeri olan’’ bir tesadüf daha yaşıyorsunuz demektir. Bugün önünüze çıkan ve size ulaşan her olaya ve kişiye daha dikkatli yaklaşın. Tüm bu tesadüflerin sizden bağımsız olmadığını idrak edin ve senkro-kaderinizi düzenleyebileceğinizi, hayatınıza istediğiniz olayları çekebileceğinizin farkında olun.

Şu an bu satırları okuyor olmanız ″tesadüf değil!

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale