X

Günlük çalışma süresini 6 saate indiren İsveç’te neler oldu?

Geçen yıl İsveç Hükümeti, bir huzur evinde çalışan hemşirelerin çalışma süresini 6 saate indiren bir deney yapmıştı. Deneyin amacı aynı koşullar altında fakat biri 6 saat, diğeri ise 8 ya da daha uzun saatler çalışan iki grubu karşılaştırmaktı. Çalışmada hemşirelerin hastalarla ilgilenme şekilleri değerlendirilerek üretkenlikleri ölçüldü. Elde edilen bulgularda 6 saat çalışan hemşirelerin, diğer gruba oranla çok daha üretken olduğu sonucuna ulaşıldı.

Daha ilginç olan başka bir sonuçsa 6 saat çalışan gruptan 68 hemşirenin diğer gruptakilerin yarısı kadar hastalık izni almasıydı. Aynı şekilde iki haftalık periyotlarda da 6 saat çalışan grup 3 kat daha az izin almıştı.

Günlük çalışma süresini 6 saate indiren İsveç’te yapılan bu deney sonucu hayli olumlu veriler elde edildi.

İlginizi çekebilir: Eylül ayında işteki verimliliğimiz neden artıyor?

Çalışma süresinin azalmasının mutluluğa etkisi

Deneyde 6 saat çalışan hemşirelerin daha mutlu olduğu kaydedildi. Yüzde 20 oranlık bir artışla ifade edilen bu mutluluk, hemşirelerin hastalarla yüzde 64 oranla daha fazla ilgilenmesiyle, onlarla daha fazla etkinliğe katılmasıyla sonuçlandı.

Çalışma süresiyle ilgili başka araştırmalar

İsveç Hükümetinin yaptığı çalışma sadece sağlık sektörüyle sınırlıydı. Peki bu sonuçların başka sektörler, sözgelimi finans sektörü, için de geçerli olduğunu söyleyebilir miyiz?

Aslında bu konuda yapılan başka araştırmalar da mevcut. Geçtiğimiz yıl YouGov Poll isimli araştırma şirketi günde 7 saat ya da daha az çalışmanın en verimli çalışma şekli olduğunu ortaya çıkardı. Ayrıca 2014 yılında Birleşik Krallık vatandaşlarının yüzde 57’si günde 4 saat çalışmayı desteklediklerini ifade etti.

Konuyla ilgili yapılan başka araştırmalarda ise uzun saatler çalışmanın çok daha ciddi sonuçlar doğurduğu gözlemlendi. 2011 yılında İngiltere’de yürütülen bir araştırmada günde 11 saatten fazla çalışmanın kalp krizi riskini yüzde 67 oranında arttırdığı fark edildi. Ayrıca American Journal of Epidemology isimli bilim dergisinde de yine bu konuya ilişkin oldukça ilginç bir araştırmaya yer verildi. 50 yıl boyunca yapılan çalışmalarda ulaşılan sonuçları inceleyen bu araştırmada 8 saatten daha fazla çalışmanın stres, yüksek tansiyon, sağlıksız beslenme gibi olumsuz koşullara neden olduğu ve bu durumun da kalp hastalıkları başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yakalanma riskini yüzde 40 ila 80 oranında arttırdığı sonucu elde edildi.

Öte yandan İsveç’te günlük çalışma süresini 6 saate indiren şirketlerin sayısı gittikçe artıyor. Background AB isimli dijital yapım şirketi de bunlardan biri. Geçen yıl Eylül ayında günde 6 saat çalışmaya başlayan şirketin ortaklarından biri yeni politikalarını şu şekilde ifade ediyor:

“8 saat boyunca işe odaklanmak hayli zor. Ancak 6 saat çalıştığınızda daha iyi odaklanıyor ve işlerinizi daha hızlı yapıyorsunuz.”

İlginizi çekebilir: İşteyken motivasyonunuzu arttırmanın en keyifli yolu: Müzik dinlemek

Kaynak:

forbes.com

indy100.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale