X

Gruplaşma kültürü, farklı bakış açılarını anlamak ve özgürlük üzerine

Hepimizin hayatında belli dönemlerde belli arkadaş grupları oldu ve olmaya devam ediyor. Bazıları geçmişte kalırken, bazıları da uzun yıllardır bizim sürekli görüştüğümüz ve hayatımızı paylaştığımız insanlar oldular. Sosyal bir grubun içinde olduğumuzda, bireysel davranışlar yerini bir süre sonra grup davranışlarına bırakabiliyor. Her hafta sonu o arkadaş grubuyla yemek yemek, bir buluşma varsa kaçırmamaya çalışmak hepimizin genel eğilimi oluyor. Çünkü her buluşma yeni bir konuşma konusunu içeriyor ve eğer kaçırırsanız sosyal medya gruplarında ya da bir sonraki buluşmalarda şakalaşmalardan uzak kalabiliyor ya da konuyu yakalamakta zorluk yaşayabiliyorsunuz.

Kendimi bildim bileli bu gruplarda %100 bulunamadım. Mesela öğrencilik hayatımda çevreme baktığımda, bazı arkadaşlarımın genelde bir arkadaş grubu olduğunu görürdüm ve onlarla yemek yer, onlarla bir yerlere giderlerdi. Bense ortak paydada buluşabildiğim birkaç farklı grupta birlikte bulunup, hepsiyle de farklı paylaşımlar yapabildiğim keyifli zamanlar geçirirdim. Farklı insanlarla sosyalleşmek, farklı aktiviteler yapmak ve farklı bakış açılarını gözlemlemek bana hep daha ilgi çekici geliyordu. Dönem dönem bazı arkadaş gruplarından, sırf en çok onlarla görüşmediğim için, aforoz edildiğim bile olmuştur. Teenager denilen 10’lu yaşlarımızı yaşadığımız dönemde bu duruma anlam veremesem de böylesinin daha sağlıklı olduğunu sonradan anladım. İnsanların büyük bir kısmı, çoğu konuda olduğu gibi konfor alanlarının dışına çıkamayıp rutin aktiviteleri, hep aynı kişilerle yapıp hayatlarına devam ediyorlardı. Bense hayatıma yeni insanlar katıp onlardan farklı şeyler öğreniyor, farklı deneyimler kazanıyordum. Bunun ne kadar değerli ve cesaret gerektiren bir hareket olduğunu anladığımda kendimi takdir etmiştim.

Toplumda bir şekilde gruplaşmaya eğilim mevcut ve grupların birbirini anlayamaması, farklı bakış açısına saygı duyamaması birçok problemin çıkış noktası oluyor. Bazen bu durum kendini komşularla ilgili yargıda bulunmak, iş yerindeki falanca kişinin neden öyle davrandığı hakkında konuşmak şeklinde gösterebiliyor. Gruptaki herkes de benzer şekilde düşünmeye sürükleniyor, çünkü yıllardır birlikte vakit geçirdiği arkadaşı öyle düşünüyor. Mesela gruptan bir kişinin arası diğer gruptaki kişiyle iyi değilse sizin de aranızın iyi olmaması bekleniyor. Halbuki belki de bu iki kişi arasındaki mesele tamamen kişisel bir problem ve sizin bakış açınız diğer gruptaki kişi ile çok uyuşacakken birden o kişi yasaklı arkadaş listenize giriyor.

Hamburg’da Erasmus programına katıldığım dönemde gözlemlerimden birisi de bu gruplaşma kültürünün çoğu kişide var olmamasıydı (istisnalar tabii ki vardı). Tamam yine hoş sohbetinizin olduğu kişilerle vakit geçiriyorsunuz o gayet normal ama sırf gruptaki bir kişinin arası falanca kişiyle iyi değil diye senin de aranın kötü olmasını bekleyen kimse yoktu. Bu deneyimi yaşayınca aslında olması gereken bir düşünce yapısında olduğumu daha net görmüştüm diyebilirim.

Kimseye aman bir gruba bağlanmayın, hep farklı kişilerle takılın asla demiyorum. Yaşımız ilerledikçe tabii ki kafamızın daha çok uyuştuğu kişilerle takılıyoruz, ki bu çok güzel ve çok değerli dostlukları barındırıyor. Ama bu noktaya gelebilmek ve kendimizi tanımak için de dönem dönem farklı bakış açısına sahip insanlarla, dilediğimiz gibi zaman geçirebilmek gerekiyor. Ve kendimizi bir grubun bakış açısıyla kısıtlamamak önemli bir konu oluyor.

Bu bakış açısı başta yalnızlık getirebilse de, sizinle benzer düşüncede olan insanlarla eninde sonunda karşılaşıyorsunuz. O yüzden hangi yaşta olursanız olun önerim, kendinizi etrafınızda olan kişilerin bakış açılarıyla kısıtlamadan dilediğiniz gibi hareket etmeniz olacaktır. Bu hakkı kendinize verdiğinizde ve kendi düşüncelerinize saygı gösterdiğinizde, özgürlük ve kendinize kattığınız farklı bakış açıları da size armağan olacaktır.

 

İlginizi çekebilir: Sözcüklerin yaşamınız üzerindeki yaratıcı gücü: Ağzınızdan çıkanlara dikkat!

Sibel Okan - moment by Sibel: Merhaba ben Sibel. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunuyum. Daha önce özel sektörde pazarlama alanında çalıştım. Mühendislik eğitiminin bana katmış olduğu analitik düşünce yapısı ve süreç yönetimi bilgisinin yanı sıra, Hamburg'da 5 ay boyunca yaşama fırsatı bulduğum Erasmus programı ve yelkencilik deneyimi okulumun bana verdiği en keyifli hediyeler. Üniversite hayatından özel sektördeki iş hayatına geçtiğim ilk yıllarda, mutluluğu arama yolunda tanıştığım enerji dengeleme deneyimi, farkındalığımın artmasına ve içimdeki yaratma gücünü daha derinden tanımama vesile oldu. Çıktığım bu yoldaki tüm deneyimlerimde ortak öğreti "anda yaşamak" oldu. Daha mutlu bir Sibel'e dönüşmek için anda yaşamanın yollarını keşfederken edindiğim bilgileri olabildiğince çok kişiyle paylaşarak herkesin kendi yaşamına uygulayabileceğini göstermek ve ilham olmak isteğiyle farklı bir yolda ilerlemeye karar verdim. Mindfulness temelli yoga ve meditasyon eğitmeni, mindfulness koçu olarak; tüm servislerimi tek bir çatı altında topladığım moment by Sibel markamla anda yaşamak için farklı yollar keşfetmenize alan açıyorum!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale