X

Google Glass, Ray Ban ve Oakley iş birliğiyle günlük stilimizin bir parçası olmaya hazırlanıyor

Google Glass

Teknolojik yeniliklerle birlikte günlük yaşantımızda meydana gelen değişimler, iş yaşamından özel hayatımıza tüm alışkanlıklarımızı ve yaşam sitilimizi yeni koşullara adapte etme gerekliliğini de beraberinde getiriyor. Teknolojik yeniliklerin gelecek yıllarda hayatımızda yaratacağı en büyük değişimin ise, giyim ve teknoloji sektörlerinin iş birliği ile ortaya çıkan ‘’giyilebilir teknolojiler’’ alanında olacağı ön görülüyor.

Son dönemlerde adını çok sık duyduğumuz 3D printerlarla, hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan tasarımları artık tek başımıza, herhangi bir efor, insan gücü ya da malzeme gerekmeksizin üretebiliyor durumdayız. Bu konuyla ilgili yenilikleri ve moda sektöründe 3D printerların kullanımına yönelik haberleri, önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşıyor olacağız.

Son zamanlarda teknoloji alanında adını en sık duyduğumuz ve büyük tartışmaların yaşanmasına neden olan başka bir yenilik de, Google firmasının teknoloji alanında gerçekleştirdiği en önemli buluşlardan biri olan ‘’Google Glass’’ gözlük teknolojisi.

Google Glass, akıllı telefonların ya da bilgisayarların en çok kullanılan fotoğraf çekme, internet bağlantısı, video kaydı ve sosyal medya kullanımı gibi fonksiyonlarını ‘’görece’’ daha küçük ve vücuda entegre bir cihazla gerçekleştirebilmemizi sağlıyor.

Bedensel komutlarla yönetilebilen Google Glass, sesli komut sistemiyle çalışıyor ve “take a picture” (fotoğraf çek) ya da “record a video” (video çek) komutlarıyla, eş zamanlı olarak o anın görüntüsünü ve fotoğrafını çekilebiliyor.

Google Glass’ın başka bir özelliği de, kullanıcılarına sağladığı navigasyon hizmeti. Gözlüğünüz gözünüzde olduğu sürece, vereceğiniz adres komutuyla görüş ekranının sağ tarafında gitmek istediğiniz adresin harita görüntüsünü görebiliyor ve bu harita yardımıyla gitmek istediğiniz yere kolayca ulaşabiliyorsunuz.

Yüz tanıma teknolojisi ile görüş alanınızdaki kişinin sosyal medya hesaplarına ulaşarak kişisel bilgilerine ve tüm paylaşımlarına ulaşmanıza olanak veren Google Glass teknolojisi, bu yönüyle de günlük kullanımda bir çok kişinin erişmek istediği bir teknoloji haline geldi.

Tasarımı nedeniyle günlük kullanıma çok da uygun olmayan Google Glass, artan taleplerle birlikte gözlüğün tasarımına yeni bir boyut getirmek için ilk adımı geçtiğimiz günlerde Ray Ban ve Oakley’nin üreticisi olan Luxottica ile yaptığı işbirliğiyle attı. Yani, tasarımı ve büyüklüğü nedeniyle kullanmaya tereddüt ettiğiniz Google Glass, artık normal gözlük boyutlarında ve günlük kullanıma olanak sağlayabilecek bir tasarıma sahip olacak.

Tasarım ve modanın da işin içine girmesiyle yeni bir boyuta kavuşacak olan Google Glass teknolojisi, artık daha fazla model seçeneği ve daha estetik tasarımlarla kullanıcıların beğenisine sunulmaya hazırlanıyor. Yani Google Glass’ın gözünüze taktığınız bir makinayı andıran görüntüsü, artık daha sade ve tipik bir gözlük görünümüne bürünecek.

Google Glass teknolojisinin herkesin ulaşımına açık hale gelmesi ve yeni dizaynıyla daha fazla kullanıcıya hitap ediyor olması, farklı tasarımların üretilmesinin gerekliliğini de beraberinde getiriyor. Yani, tek markayla sınırlı kalmak yerine (tıpkı Android işletim sisteminin tek telefon markasıyla sınırlı kalmayıp farklı modellerle ve markalarla uyumlu hale getirilmesi gibi) farklı markalarla iş birliğine gidilerek farklı stillere hitap edebilecek nitelikteki gözlüklerin üretilmesi gerekiyor.

Google’ın Luxottica ile yaptığı iş birliğinin, gelecekteki yatırımlar ve giyilebilir teknoloji sektörü için önemli bir adım olduğunun altını çizmek gerekiyor.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale