X

Gereksiz bilginin beyinde yarattığı abur cubur etkisi bireylerin öğrenme sürecini nasıl etkiliyor?

Gereksiz Bilgi Beyinde Yer Kaplar mı?

Günde ne kadar vaktinizi hiç umursamadığınız konularla ilgili şeyler okuyarak geçiriyorsunuz? Facebook statülerinden 3. Sayfa haberlerine, magazin dedikodularına farkında olmadan çok fazla zaman ayırıyoruz. Vakit öldürmek, rahatlamak için yaptığımız bu davranışlar bir süre sonra normalleşiyor ve gerçek tehlike bu noktadan sonra ortaya çıkıyor.

¨Bilgi Çağı¨ olarak adlandırdığımız, bulunduğumuz dönem içinde, ne yazık ki önümüze sunulan gereğinden fazla bilgi var. Dönemin yeni hastalığı, olan biteni kaçırmaktan korkma olarak adlandırılan FOMO ( fear of misssing out)‘ya hepimiz biraz yakalanmış sayılırız. Paylaşacak bir şeyimiz olmasa da Facebook, Twitter sayfalarını açıyor; kim ne demiş, ne yapmış diye bakıyoruz.

Burada altını çizmek istediğimiz konu, neler kaçırdığımızdan ve kaçırmadığımızdan ziyade, beynimize yüklediğimiz bu harici disk görevinin son derece zorlayıcı ve yorucu olduğu.

Bilgilerin beyinde yarattığı abur cubur etkisi

Girişimci James Clear bu bilgi ve haber tüketimini abur cubur tüketimine benzetiyor. Kitaplar veya uzun makaleler okumaktansa kısa bilgiler almayı, çabuk tüketilebilir haberler okumayı tercih ediyoruz.

Şunu söylemek gerekir ki, dünyanın boş bilgileri sindirmekle uğraşan yeni bir jenerasyona ihtiyacı yok. Tam tersine, gerçek marifet içinde yaşadığımız bilgi çağında, önümüze gelen bilgileri belli bir süzgeçten geçirebilmek ve gereksiz olanları eleyebilmektir.

Bedeninizin daha iyi işlemesi için sağlıklı beslenmeniz gerektiği gibi, beynin de sağlıklı işleyebilmesi için sağlıklı bilgilerle doldurulması gerekir. Alınan bilgilerin belli bir akış içinde, birbirini destekler biçimde yer alması ve beyni uyarabilmesi ise entelektüel gelişim için esastır.

Haber akışında kendini koruyabilmek ve yaratım süreci

Sürekli haber akışına maruz kalmanın en büyük yan etkisi ise, tüketerek geçirdiğimiz bu zamanı yaratıcı aktivitelerle geçiremiyor olmamız. Tüketim sürecinde üretim yapamıyoruz ve genelde işlerimizi bitiremediğimizde de “her yöne dağılıyorum, işime odaklanamıyorum” diyoruz. Oysa ki, her ne kadar günümüz toplum yapısı bireyi tüketime teşvik etse de, bireyi birey yapan şey yaptığı üretimdir.

Hayattan zevk almak, kendini tatmin etmek, başkalarına fayda sağlamak için bireyin kendi kapasitesi dâhilinde üretim yapabiliyor olması şart.

İzleyici pozisyonundan çıkıp kendi üretimini yapmaya başladığında, kişi hem yaratıcılığını kullanmaya hem de yeni şeyler deneyimlemeye başlar. Bireyin kişisel gelişimi için de deneyimlerin ve üretim sürecinin ne kadar önemli olduğunu tekrar vurgulamaya gerek yok.

Bu yüzden değerli Uplifers okuyucuları için bir önerimiz olacak:

En az bir hafta boyunca tükettiğiniz bilgileri süzgeçten geçirin. Gerekiyorsa bir hafta boyunca sosyal medya hesaplarınızı kullanmayın, kendi seçtiğiniz bilgilere kendi seçtiğiniz kanallardan, kendi inisiyatifinizle ulaşın. Bilgiye maruz kalmayın ve bilgiyi siz seçerek hareket edin.

Bir haftanın sonunda farkı göreceksiniz.

Deneyimlerinizi paylaşmak isterseniz bize her zaman info@uplifers.com adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Yazarın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Eda Günay: Eda Günay, Paris IV Celsa Sorbonne ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde lisans eğitimi aldı. Ecole Normale Superieur de Lyon'da psikoloji dergilerinin sosyal temsili üzerine iletişim ve medya araştırmaları yükseklisansını tamamladıktan sonra Türkiye'ye dönüp Uplifers projesini hayata geçirdi. Uzak Doğu dövüş sanatları, yoga, extreme sporlar, kediler, köpekler ve doğayla iç içe olmak favorileri arasında. Sağlığın ve hayatın kıymetini genç yaşta öğrenmiş olup doya doya yaşıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale