Gelişmeleri kaçırma korkusu: “FOMO”

foma nedir
Gelişmeleri kaçırma korkusu: “FOMO”

“Kabul ediyorum… Bazen arkadaşlarımla dışarı çıktığımda kalmak istediğim süreden daha uzun süre yanlarında kalıyorum; çünkü ben yanlarında değilken ilginç bir olayın yaşanmasından ve bunun dışında kalmaktan çok korkuyorum. Umrumda olmayan filmleri sırf tartışmalardan uzak kalmamak için izliyorum. Bulunduğum ortamlarda çevremdeki insanlarla konuşmak yerine birkaç dakikada bir Facebook ve Twitter’ımı kontrol ediyorum, çünkü önemli bir şey yaşandığında herkes sosyal medyada bu konular üzerine konuşuyor. Gündemden uzak kalıp kendimi dışlanmış hissetmek istemiyorum.”

“Gelişmeleri kaçırma korkusu” – FOMO (Fear of Missing Out)– son zamanlarda adını sıkça duymaya başladığımız bir çeşit kaygı bozukluğu ve “gereksiz yere pişmanlık duyma” davranışıyla tanımlanıyor. FOMO, kişilerin, etraflarındaki birçok alternatifin farkında olması ve daima daha fazlasını istemek, olmak ya da yapmak istemesinden kaynaklanıyor.

FOMO her ne kadar yeni bir trend gibi görünse de, aslında uzun zamandır hayatımızda. Ancak uzmanlar, bu bozukluğun, internetin hayatımızda daha fazla yer edinmesiyle artış gösterdiği görüşünde.

Sosyal ağların FOMO’nun ortaya çıkışını destekliyor oluşu; insanların Facebook, Twitter ve LinkedIn üzerinden çevrelerindeki insanların ne yaptıklarını, nasıl geliştiklerini ve nelere sahip olduklarını görmelerinden ve kendi hayatlarıyla karşılaştırmalarından kaynaklanıyor.  İnsanların bu alternatiflerin farkında olması, kendi hayatlarıyla ilgili tatminsizlik yaratıyor çünkü aynı süreçlerden geçtikleri insanların daha iyi yerlere geldiklerini görmek, pişmanlık duygusunu tetikliyor.

FOMO

FOMO ayrıca insanların sosyal ilişkileri üzerinde de büyük bir etkiye sahip. Aşağıdaki örnek de bunu destekler nitelikte:

“Çok sosyal bir işim var ve sürekli işimle ilgili organizasyonlar için davetlere katılıyorum. Bu davetleri geri çevirebilmem mümkün değil, çünkü ertesi gün ofisteki herkes gecede yaşananlar hakkında konuşurken kendimi yabancılaşmış hissediyorum. Sırf bu sebeple iş dışındaki arkadaş buluşmalarıma gidemiyorum. Zamanla arkadaşlarımın artık dışarı çıkarken bana haber vermediklerini ve iş dışındaki sosyal hayatımın yavaş yavaş yok olmaya başladığını fark ettim. Dürüst olmak gerekirse, işle ilgili organizasyonlarda pek eğlendiğim söylenemez. Fakat her seferinde bu organizasyonlara katılmak zorundaymışım gibi hissediyorum. Çünkü gitmediğim takdirde o gece gerçekleşebilecek ilginç bir olayı ya da kariyer fırsatını kaçıracakmışım hissine kapılıyorum.”

internetFOMO’nun en büyük tehlikesi, zamanınızı boş yere tüketiyor oluşu. FOMO yaşayan insanlar; genelde o anda yaptıkları işe odaklanmaktan çok, yapmadıkları şeyler için pişmanlık duyarak zamanlarını öldürüyorlar. Yani, bir şeyler yaparken, yapamadıkları şeyleri kaçırdıkları için büyük bir pişmanlık ve suçluluk hissediyorlar.

2013 yılı aslında FOMO’nun artış göstermesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülebilir. Çünkü bu yıl akıllı telefon satışları ilk defa bilgisayar satışlarının önüne geçti. İnsanlar artık sosyal ağlardaki varlıklarının ev ve işyerleriyle sınırlı olmasını değil, 24 saat online olabilecekleri alternatif yolları değerlendirmek istiyorlar. Akıllı telefonlar, insanların 7 gün 24 saat sosyal ağlarda yaşanan dinamikleri saniye saniye takip etmesine olanak veriyor.

Şüphesiz, FOMO hepimizin hayatını farklı derecede etkiliyor. London School of Economics’de Sosyal Bilimler Enstitüsü profesörü Benjamin Voyer, gelişmeleri kaçırma korkusunun tamamen sosyal olarak dışlanma endişesi sebebiyle ortaya çıktığını söylüyor.

“Sosyal statünüz yüksek olduğunda sosyal olarak dışlanma endişesi taşımazsınız. Çünkü insanlar için referans noktası sizsinizdir ve başkalarını örnek alan değil, başkaları tarafından örnek alınan bir pozisyondasınızdır. Bu nedenle FOMO genelde ergenlik dönemindeki, yani kimlik bunalımındaki bireylerde daha sık görülür.”

FOMO her ne kadar yaşla ve statüyle alakalı bir olgu olarak görünse de; aslında yaşa ya da statüye bağlı olmaksızın, her tipte insanda görülebilir. Burada önemli olan nokta, kişiler için neyin önemli olduğu ve kişinin değerlerinin neye göre çeşitlilik gösterdiğidir.

İlginizi çekebilir: FOMO: Bazen fırsatların kaçması gerekir

McGuire-Snieckus’e göre FOMO’nun ortaya çıkışı, sosyal statü ya da yaştan ziyade insanların kişilik özellikleriyle alakalı bir durum.  Hayattan zevk alabilen, ne istediklerinin, nasıl bir yaşam tarzı benimsediklerinin farkında olan insanlarda FOMO’nun görülme olasılığı daha az. Çünkü bu insanlar, başarmak istedikleri hedeflere ulaştıktan sonra durmaları gerektikleri noktaların bilincindeler ve ellerindekiyle yetinmeyi biliyorlar.

Bunun aksini yaşayan insanlar ise yaptıklarına değil, daima daha fazla ne yapabileceklerine odaklanarak hareket ediyorlar. Bir konuda karar alana kadar olabilecek tüm alternatifleri değerlendirmeye çalışıyorlar. Sonucunda bir karara varsalar bile, bunun en iyi sonuç olmadığına inanıyorlar ve yaptıkları hiçbir işten tatmin olmuyorlar.

FOMO her ne kadar negatif etkileriyle tartışılan bir bozukluk olsa da, bazı insanlar için oldukça motive edici olabiliyor. FOMO sayesinde birçok insan sınırlarının dışına çıkarak kendilerini her gün daha fazla geliştirmeye ve yeni şeyler öğrenmeye çalışıyor.

FOMO’nun kaygı ve stres yaratması ya da motivasyon kaynağı olarak kullanılıp kişisel gelişiminize katkı sağlaması arasında ince bir çizgi var. Bu çizgide kalabilmek için de daima anı yaşamak, başkalarının hayatlarına değil kendi hayatımıza odaklanmak, ve sosyal ağlarda geçirdiğimiz zamanı abartmamak gerekiyor.  Yapabildiklerinize odaklanıp bunlarla gurur duymayı bildiğiniz sürece, FOMO’yu hayatınızı olumlu yönde geliştirecek bir araç olarak kullanabilmeniz mümkün.

İlginizi çekebilir: Sosyal medyanın geliştirdiği fırsatları kaçırma korkusundan kurtulmanın yolları