X

Gerçek liderler kendine gülebilir: Düştüğünüzde de gülebiliyor musunuz?

“Hayat küçük şeylerden oluşur, eğer sen seversen büyük olurlar…”
Osho

Ciddiye almaktayız. O marka ayakkabıya sahip olmayı. O sitede bir ev alabilmeyi. O çok istediğimiz otelde tatil yapabilmeyi. O çok istediğimiz ülkelere gidebilmeyi. Herkesin istediği gibi sosyal medya hesabımızdan “şuradaydım, buradaydım, şunu yaptım, bunu yaptım” diye paylaşım yapabilmeyi. En iyi kıyafetleri giyebilmeyi, en iyi yerlerde yemek yiyebilmeyi, en iyi ben olacağım diyerek “diğerleriyle” canım kendimizi karşılaştırabilmeyi… Beklediğimiz “iyiler” olmadığında bu hayatta mağdur olduğumuzu düşünerek hayatı kendimize zindan edebilmeyi…

Sahip olduklarımızın farkında bile olmadan, bir tek gün şükür etmeyi aklımıza getirmeden hayatı ciddiye almaktayız… Hayatı bu kadar ciddiye aldığımızda ne mi oluyor? Hemen bir örnekle açıklayalım… Kaybedebiliyoruz değil mi? En sevmediğimiz şey kaybetmek şu hayatta. Başkasına tercih edilmek. Sevdiğimizin artık bu ilişkinin yürümediğini söylemesi, hayatında belki başka bir kişinin olması. Ve kaybetmek, kaybetmek derken öyle böyle değil! Hem beğenilmemek, hem yeterli görülmemek, hem de bir başkasına göre tercih edilmemek…

Peki bizler birer lidersek, hayatımıza yalnızca bizler yön verebilmekteysek ne yapacağız? “Ciddiye almayalım da ne yapalım?” diyeceksiniz… “Ciddiye almayalım da, üzülmeyelim mi?” Yukarıda verdiğimiz örnek hayatımızda birebir karşımıza çıktığında kendimizi nerelere atmayalım mı? Bağrımıza taş basmayalım mı? Aldatıldığımızı, yenildiğimizi, yıkıldığımızı inkar mı edelim? Bunca acımızı şöyle bir güzel yaşamayalım mı?

Şimdi cevap veriyorum: Evet, ben ki bu örneği birebir yaşamış bir kişi olarak, size kısacık bir tavsiye vereyim. Hayatı ciddiye almak kadar hayata gülebilmeyi ve hatta kendimize, kendi hatalarımıza, kendi yaptıklarımıza, kendi düştüğümüz durumlara gülebilmeyi öğrenmeliyiz… Nedir kendimize gülebilmek? Hayatta hiçbir şeyin “son” olmadığını hatırlamaktır. Hayatta kimsenin iplerinin bize bağlı olmadığını bilmektir. Hayatta her yolu yine tek başımıza yürüyeceğimizin farkında olmaktır. Bu hayatta her ne olursa olsun bir kişi canımızı acıtabiliyorsa ona bu şansı kendi kendimize, yani yine bizim verdiğimizin ayırdında olabilmektir.

Hayatta her ne gerçekleşiyorsa, birileri hayatımızdan çıkıyorsa, birilerinin de mutlaka gireceğini ya da hayatımızın o aşamasında o kişilerden uzakta olmamızın hayrımıza olduğunu bilmektir. Hayatta bizim yolumuz olduğu kadar o diğer kişinin de yürümesi gereken yollara saygı duyabilmektir… Hayatta belki ektiğimiz bir şeyin biçme zamanı olduğunu, belki de bir borcu sonsuza kadar ödemekte olduğumuzu ve kapanacak bu defterle günlerimizin daha farklı olacağını bilmektir…

İşte kendimize her koşulda, yalnız kalsak da, beş parasız kalsak da, hiç düşünmediğimiz bir duruma düşsek de, bir lider olarak gülebilmeliyiz… Ciddiye alıp da kendi kendimizi yerden yere vurduğumuz her durum aslında bir lider olarak bize “yeniden doğuşu” getirmektedir… Gerçek liderler öyle tek yenilgide yıkılmazlar, olana ve kendilerine gülümseyip, “Ne zaman, nereden ve yeniden başlıyoruz?” diye sorabilecek cesaretleri her daim vardır.
Kendimize gülmek güzeldir. Bugün biraz deneyelim bakalım hayat nasıl akıyor?

İlginizi çekebilir: Sen yeter ki kendine güven: Liderler endişeyi nereye koyar?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale