X

Geçmiş ya da geleceği düşünmeden şu anda kalmak

Milyonlarca yıldızın, gezegenin, samanyolunun, galaksinin var olduğu ve sonsuza kadar uzayabilecek büyüklükte bir evrende kum tanesi kadar bile yerimiz yokken hangi boşluğu doldurmaya çalışıyoruz? Farklı bir pencereden kendi içinize dönüp baktığınızda size de bazen tüm yaşadığımız karmaşalar, koşuşturmacalar, olmazsa olmaz dediğimiz olgularımız, kaygılarımız boş gelmiyor mu? Peki, ya yaşama sevincimiz nereden geliyor?

“Şu an”

Hayat bazen küçük bir girdabın içine dalar gibi çeker sizi kendi içine doğru. Kafanızda milyonlarca soru milyonlarca olasılık dolaşırken bulursunuz kendinizi. Çok sevdiğimiz bir yakınımızı kaybettiğimizde, sevgilimizden ayrıldığımızda, çok değer verdiğimiz bir dostumuz tarafından sırtımızdan vurulduğumuzda, çok sevdiğimiz birine verdiğimiz değer anlaşılmadığında sanki dünyanın sonu gelmiş ve bütün dertler sadece bizimmiş ve tek kurban bizmişiz gibi karalar bağlarız. Her şeyin zamanla düzeleceğine  dair inanmak bir yana, negatif insanlar yaşadıkları kötü durumun asla düzelmeyeceğine dair inanmayı seçerler ve kendilerini kurban psikolojisine sokarak yaşadıkları acı tecrübelerden dersler çıkarmak yerine daha çok acı çekmeyi tercih ederler. Negatif düşünceler, negatif olaylar doğurur. Bu artık doğanın kanıtlanmaya bile gerek olmayan gerçeğidir. Evet, acı olayları yaşayıp atlatmak zaman zaman ve kişiye göre hiç kolay olmayabilir. Bazılarımız kızgınlık ateşini daha çabuk söndürürken bazılarımızın kızgınlık ateşi uzunca bir süre yanmaya devam edebilir. Ama bana göre tüm acılarımızın dinmesi sadece küçücük bir kelimenin içinde saklı olan sihirli bir formül ile mümkün.

“Kabulleniş”

Her şeyi olduğu gibi, olduğu şekliyle kabul edip, olduğu “an” da bırakabilmek mümkün.

Pozitif düşünmek emek ister. Kabulleniş, sabır ve olgunluk gerektirir. İnsanları olduğu gibi olduğu şekliyle kabul etmeyi öğrendiğimizde içimizde yanan kızgın korlar bir anda söner. Toprağınıza sevginin tohumunu attığınızda içinizdeki hoşgörü ağacı bir şekilde yeşerip filiz verecektir. Sonrasında ise hava koşulları ne olursa olsun o ağaç büyüyüp illaki meyveler verecektir. Yağmurdan sonra koklamaya doyamadığımız toprak kokusu gibi zevk verecektir nefes almak.

Aklımızın bile alamadığı kadar büyük olan bir evren de sizce de yaşadığımız sorunlar önemini bir anda yitirmiyor mu? Ben sadece bunu bile düşündüğümde sadece ve sadece yapabileceğim iyi şeylere odaklanmaktan başka bir şey gelmiyor içimden.

Herkesin yaşadığı sorunlar var. Hepimizin yaşadığı sorunlar, taşıdığı sorumluluklar kişiye göre büyük veya küçüktür, ağır veya hafiftir. Kimsenin sorununu küçümsemek değil amacım. Sadece şunu anlatmaya çalışıyorum. Bütüne baktığımızda hepimiz aynı gökyüzünün altındayız. Aynı yıldızlara, güneşe aya bakıyoruz. Her birimiz farkında olmasak da kelebek etkisi misali birbirimize bağlıyız.

Hayat sadece bizim seçimlerimizden ibaret. İnansanız da inanmasanız da ne kadar negatif düşünürseniz negatif olayları kendinize doğru çekersiniz ve ne kadar pozitif düşünürseniz pozitif olaylar size doğru çekilir. Geçmiş ya da gelecekte değiliz. Sadece “şu an”dayız. Bütün mesele bu…

Sevgilerimle…

Gamze Okutan: 15 Aralık 1986 Beykoz İstanbul doğumlu olan Gamze Okutan 2004 yılında Paşabahçe Ferit İnal Lisesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar mağazacılık sektöründe satış danışmanlığı ve sağlık sektöründe hizmet veren bir firmada yönetici asistanlığı yaptı. Çalışma hayatı sebebiyle üniversiteye biraz ara verdikten sonra 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Şu anda Yazılım ve Teknoloji alanında hizmet veren bir firmada Mali & İdari İşler Yetkilisi olarak meslek hayatına devam ediyor. Evli ve bir kız çocuk sahibi bir anne. Pusula kitabının yazarı. Gamze Okutan’ın kendini bildi bileli sanata, kişisel gelişime, psikolojiye olan ilgisi hep vardı. Zaman zaman şiir yazmayı, deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştığı yazılar yazmayı, kendi çapında hobi olarak müzikle uğraşmayı ve söylemeyi çok seven biri. Ayrıca arada sırada meditasyonla zihnini sakinleştirip stres atmayı, yoga ile bedensel enerjisini korumayı seviyor. Hayatta pozitif ve negatif her şeyin bir bütün olarak güzel olduğunu düşünüyor. Olaylara bakarken çoğunlukla pozitif taraftan değerlendirmeyi yani bardağın dolu tarafından görmeyi ve çözüm odaklı olmayı seviyor. Fakat negatifin ağır bastığı durumlarda duyguların sonuna kadar yaşanması gerektiğini aksi takdirde mutlu olmanın mümkün olmayacağını düşünüyor. Hayatı dolu dolu, tutkuyla, hissederek yaşamayı seven aslında hayatın kendisine aşık, hayalperest bir yolcu olarak tanımlıyor kendini. Hayatın paylaştıkça güzellikler getireceğine olan inancını ve umudunu hiçbir zaman kaybetmemiş biri olarak paylaştıkça belki küçük dokunuşlarla bakış açımızdaki yansımaları çok daha renklendirebiliriz diye düşünüyor. Hep birlikte, el ele birbirimizin yoluna daha çok ışık tutarak yönümüzü bulmamıza bir nebze olsun katkı sağlayabileceğimize inanıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale