X

Freelance çalışma ile kurumsal hayatın ortak yönleri

“Kendimin patronu olmak istedim.” Bu cümle, kurumsal hayatı bırakıp freelance çalışmaya geçenlerin kurduğu ortak cümlelerden biri. Kendisine atanan masadan kalkıp istediği yerde, ille de sabah 8 akşam 5 bir düzene mahkum olmaksızın çalışmanın çoğu insana neden çekici geldiği aşikar.

Fakat freelance çalışmanın da belli zorlukları var. Kişi kendi kendinin patronu olmanın yanı sıra, koçu, arkadaşı, denetçisi, muhasebecisi olduğunda, kaldıramayacağı bir yükü omuzladığını hissedebiliyor. Peki nedir bu benzerlikler?

Başkalarına karşı sorumluluk

Freelance çalışma ile ilgili en büyük yanılgılardan biri, sırf bir müdüre raporlanmadığı için bu işin sorumluluk taşımadığı düşüncesidir. Oysa gerçek bu değil. Freelance çalışan kişi, müşterisine karşı direkt olarak, arada şirket politikaları ve başka kişiler gibi etkenler olmaksızın sorumludur. En az kurumsal hayatta olduğu kadar “hesap verme” sorumluluğu vardır.

Buna ek olarak kurumsal hayatta hiyerarşinin getirdiği, müdürlerin altında çalışanların yaptığı işi üstlenmesi durumu freelance hayatta pek olmaz. Müdürler, altlarında çalışanların hatalarından sorumludur, bu hataları büyümeden yakalamaları beklenir. Kendi kendisinin patronu olan kişi ise tüm sorumluluğu yüklenir.

İnsan ilişkileri ve diplomasi

Kurumsal hayat, kişiyi pek çok farklı karaktere sahip insanla bir araya getirir. Bu hem iyi, hem de kötü olabilir. Bir taraftan, kişinin insan ilişkilerinde tecrübesi artar, gerektiğinde diplomatik olmayı öğrenir, ağzından çıkanı üç kez düşünme yetisi geliştirir. Diğer yandan, özel hayatında barındırmayacağı kişilerle yanyana çalışmak oldukça zordur. Açık ofis, gürültü ve dedikodular da cabası. Freelance çalışan kişi ofis ortamının fiziksel zorluklarını yaşamasa da, müşteri ilişkileri konusunda kurumsal hayatta olduğundan daha iyi, dikkatli ve çoğu kez politik olmak durumundadır. Unutmayın, siz bir kurumu temsil etmeyebilirsiniz ama bu durumda, kurum da sizi temsil etmez. Sorunlu ya da zor karakterlerle tek başınıza mücadele etmek, freelance çalışmanın gerekliliğidir.

Kurumsal hayat, kişiyi pek çok farklı karaktere sahip insanla bir araya getirir.
Maaş oranları ve artışları

Adını duyurmuş ve/veya çevresi geniş biriyseniz, freelance olarak her ne yaparsanız yapın size iş gelecektir. Burada ücretin ne olacağını belirleme şansınız var; bu ücreti zaman içinde belli bir oranda artırma şansınız da. İstediğiniz ücreti dışarıdaki diğer ücretleri referans alarak belirler, zammı da enflasyonu gözeterek yaparsınız. Çalışma kapasitenize göre bir ayda elinize geçen para az çok belli olur.

Kurumsal hayatın maaşlı çalışanları da çok farklı bir durumda değildir. Yaptıkları iş için belirlenmiş maaş bandının bir noktasında bulunur ve çoğunlukla düzenli zamlar alır, her yeni proje için ayrı bir ücret belirlemek ve pazarlıklara girmek zorunda kalmazlar.

Çalışma saatleri

İşe giriş-çıkış saatlerinizin yüce bir güç tarafından belirlenmiş olmaması, daha az çalışacağınız anlamına gelmez. Aksine, freelance çalışanların neredeyse tümü kurumsal hayatta çalışmaya (ama gerçekten, konsantre olarak çalışmaya) harcadıkları zamandan çok daha fazlasını kendi işlerini yapmaya ayırmak zorundadır. Özellikle de çiçeği burnunda freelancerlar için pazar oldukça zorludur; yeterli tecrübe edinene kadar oldukça düşük ücretler karşılığı çalışmaları gerekebilir.

Yeni proje ve fırsatlar

Gerek şirket içi terfiler, gerekse de başka şirketlerdeki iş ilanları olsun, kurumsal hayattaki insan hep yeni, ünvanı daha iyi ve daha bol kazançlı bir fırsat arayışındadır. Freelance çalışanlar için de durum benzer. Kişi, aynı müşteri için çok uzun süre çalışmaktan ziyade, aynı emeğin karşılığında daha çok kazanacağı bir imkan arar ve hiçbir ortaklık sonsuza dek sürmez.

Bu maddelere bakıldığında, kurumsal hayattan ayrılmak isteyenlerin iyi düşünmesi gereken noktalar var. Freelance çalışma hayatı beklentilerini karşılamadığı için hayalkırıklığına uğrayanlardan olmamak için ince eleyip sık dokumak gerekiyor. Çalışma hayatının sizi en çok zorlayan yerlerini saptamak ve yeni işinizin bu zorlukları ortadan kaldırıp kaldırmayacağını değerlendirmek şart.

İlginizi çekebilir: Freelance çalışmak mı, yoksa girişimcilik mi size daha uygun?

Kaynaklar:

Hongkiat

envatotuts+

KİGEM

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale