X

Follow Up: Farklı sektörlerin uzmanlarının iş yaşamında hedef belirlemenin önemi hakkındaki görüşleri ve önerileri

İş hayatı hakkında önemli tüyolar

Uplifers olarak sektörlerin farklı alanlarına dair fikir sahibi olabilmek ve sektörün önde gelen isimlerinin fikirlerine yer verebilmek için hazırladığımız Follow Up köşesinde bu ay, farklı sektörlerin önde gelen isimleriyle ‘hedeflerin iş hayatında ve özel yaşamdaki önemi’ üzerine konuştuk.

Melis Abacıoğlu – Actifit Genel Müdürü

Alman Lisesi ve Columbia Üniversitesi Matematik ve Sanat Tarihi çift anadal mezunu. 2009-2013 arasında sağlık sektöründe iş geliştirme pozisyonlarında yöneticilik yaptı.

2012 yılında Yunus Sezener ile, insanların hareketi hayatlarının bir parçası haline getirmeleri için onlara ilham veren bir spor oluşumu olan ‘Hareket Candır!’ı kurdu. Grup, günümüzde 2000’in üzerindeki üyesi ile sosyal sorumluluk projelerine destek olarak, tamamen gönüllüler tarafından, sevgiyle yürütülüyor. 

Abacıoğlu, 2013 yılında kendi şirketi olan Actifit’i kurdu. Kurumsal firmalara sağlıklı yaşam projeleri üreterek özel sağlık sigortası giderlerini düşürmeyi ve çalışan bağlılığını arttırmayı hedefliyor. Actifit’in kadınları özgürleştirirken güçlendiren etkinliği ‘Kızlar Sahada’, Türkiye’nin ilk kadınlar kurumsal futbol turnuvası olma özelliği taşıyor.

1.İş hayatında ya da özel yaşamda başarıya ulaşmak için hedefler neden önemlidir?

Eğer bir şeyi zaten yapabiliyorsam o benim hedefim değildir. Bu nedenle de konfor alanımın dışına çıkıp bir şeyler başarmak ya da fark yaratmak istediğimde kendime hedef koyuyorum. Hep aynı yerde kalmamak, sürekli değişmek ve sınırlarımı tanımak adına hedefler benim için çok önemli.

2. Kendinize uzun dönemli hedefler mi kısa dönemli hedefler mi koyuyorsunuz? Bu hedefler genelde ne kadar gerçekçi oluyor ve hangi ölçüde başarıya ulaşıyor? Hedefin uzun ya da kısa dönemli olması başarınızı nasıl etkiliyor?

Hedeflerimi daima kısa vadeli koyuyorum. Eğer uzun zamanda ulaşılacak bir hedefim varsa bile bunu parçalara bölüyorum.

Hedeflerimde genelde gerçekçi olmamayı tercih ediyorum ancak aşırı uçmadan tabi… Evet, gerçekçi olunduğunda başarma ihtimalimin çok daha yüksek olduğunun ve hedefe giderken daha az stresli olacağımın farkındayım. Ancak bu da ister istemez bir trade-off u beraberinde getiriyor. Konforumuzu bozmadan ulaşılabileceğimiz tüm hedefler bence olası bir sıçramayı ve yeniliklere açık olmamızın önünü kesiyorlar. Öte yandan konforlu olmasa da galaktik uzaklıkta olmayan hedefler bize ‘İNNOVASYOOON’ diye çığlık atıyor. Bu şekilde koyduğum hedefler beni daha açık, daha yaratıcı, daha büyük düşünmeye itiyor.

3. Kendinize hedef koyarken nasıl bir süreç izliyorsunuz?

Mutlaka rakama dökülebilecek hedefler koyuyorum. Misal; koşucu olmak istiyorum demek yerine haftanın en az üç günü koşan bir kadın olmak istiyorum diyorum. Daha da abartırsam haftanın üç günü yarımşar saatten 12.0 km/s hızla koşan bir kadın olmak istiyorum diyorum. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu hedefler genelde konfor alanımın biraz üstünde oluyor.

Benim için bu süreçte en önemli şey hedef koymak değil, niyet etmek. Koyduğum hedefin hizmet ettiği, hayatımda yaratacağı değişikliğe niyet edip orada hissedeceğimi bildiğim duyguyu yaşamak uzun vadede motive olabilmem ve vazgeçmeden bu hedef uğruna çalışabilmem için en kuvvetli araçlar. O kadar ki, bazen hedefime ulaşmadan, farklı yollarla bu niyetin yerine geldiğini görüyorum.

Bence niyet etmek hedef koymaktan çok daha kuvvetli bir süreç. Çünkü yolda giderken bazen şartlar değişiyor; ancak siz hedefinize o kadar takılmış oluyorsunuz ki niyetinizi unutuyor ve bir takım fırsatları göremiyorsunuz. Bu körlüğü aşmak için her gün yaptığım şey, kendi kendime tekrar tekrar kendi niyetlerimi hatırlatmak.

4. Hedeflerinizi belirledikten sonra bu hedefleri gerçekleştirmek için attığınız ilk adım ne oluyor? Sonrasında nasıl bir süreç izliyorsunuz?

Benim için en önemli şey ilk adım. İlk adımın nasıl olduğu önemli değil; önemli olan hızla ve hedef konulduktan hemen sonra o adımı atmak. Ondan sonra gelen geri dönüşler bana zaten doğru yolda olup olmadığımı gösteriyor ve sonraki adımları da buna göre değiştiriyor ve şekillendiriyorum.

5. Belirlediğiniz hedeflere ulaşmaya çalışırken izlediğiniz süreç iş-yaşam dengenizi nasıl etkiliyor?

İş-yaşam dengesine inanmıyorum. Günümüzde 7/24 işteyiz, çünkü cebimizdeki minik alet bize zaten sürekli işi hatırlatıyor ve her ortamda bizi tekrar tekrar ofise sokuyor. O yüzden de iş-yaşam bütünlüğüne inanıyorum. Buna inandığım için de aşık olduğum işi yapıyorum. İş hedeflerim de bu nedenle iş-yaşam bütünlüğümün tam göbeğinde yer alıp bana hizmet ediyorlar.

6. Hedeflerinize ulaşmak hayatınızı nasıl etkiliyor? Başarının hayatınızdaki yeri nedir?

Hedeflerim niyetlerimi yaratmak için araç olduklarından, onlar da başarıya ulaştıklarında hayat kalitem gerçekten çok pozitif bir şekilde değişiyor.

Zaman ne gösterir bilmiyorum ama bugüne kadar kalbimin sesini dinleyerek ve bir çok zor karar alarak bana hizmet etmeyen ilişkiler ve işlerden sıyrıldığım için kendimle gurur duyuyorum. Hayatımdaki en büyük başarı, bunlar yerine kurduğum dünyamdır.

7. Bir yönetici olarak kariyerinizle ilgili gelecek hedefleriniz neler?

Gelecek hedefim, daha çok insanın hayatına dokunup kendi potansiyellerini gerçekleştirirken birbirine özen gösteren insanlardan oluşan bir dünya yaratmak.

Bu mega hedefin şemsiyesi altında, hareket etmeyi ve sağlıklı yaşamayı araç olarak kullanıyorum. ‘Kızlar Sahada’ ile 2014’te 32 takımla kadınları güçlendirerek özgürleştirmek; Actifit ile daha çok firmaya ulaşarak sağlıklı yaşam projeleri başlatmak bu senemin hedefleri.

Orçun Kuyucuoğlu – EY Danışmanlık Hizmetleri Performans Geliştirme Müdürü

ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü’nden 2004 yılında şeref öğrencisi olarak mezun olduktan sonra sırasıyla Procter&Gamble, aile işi, ve Henkel’de çeşitli kademelerde çalıştıktan ve yöneticilik yaptıktan sonra; Dünya’nın önde gelen iş okullarından olan Nottingham Üniversitesi İş Okulu’nda İşletme alanında (MBA) yüksek öğrenimini tamamladı.  Bir süre İngiltere’de danışmanlık yaptıktan sonra Türkiye’ye dönerek EY Danışmanlık Hizmetleri’ne katıldı ve şu anda Müdür olarak EY’da yönetim danışmanlığı görevini sürdürmekte. 

1. İş hayatında ya da özel yaşamda başarıya ulaşmak için hedefler neden önemlidir?

Burada ben iş hayatı ile özel hayatı ayırmak gerektiğini düşünüyorum.

İş hayatı için hedef koymak enerjimizi ve zamanımızı doğru kullanmak anlamına gelir ki günümüzün karmaşık iş yapısında bu, başarı için çok önemlidir. Öte yandan, artık çok daha hızlı ve dinamik olan iş hayatında hedeflerimize saplanıp kalmak da doğru değil. Sürekli okuyarak, gelişmeleri takip ederek hedeflerimizde değişiklikler yapabilecek esneklikte olmalıyız.

Özel hayat konusunda ise farklı düşünüyorum; akışına bırakmak tarafındayım hayatı. Zaman bize doğrusunu gösterir, bir hedef koyulması gerekiyorsa da gerçekten hisseder insan ve o hedefe doğru yola koyulur.

2. Kendinize uzun dönemli hedefler mi kısa dönemli hedefler mi koyuyorsunuz? Bu hedefler genelde ne kadar gerçekçi oluyor ve hangi ölçüde başarıya ulaşıyor? Hedefin uzun ya da kısa dönemli olması başarınızı nasıl etkiliyor?

Ben bu seneye kadar kariyerimde uzun dönemli hedefler koymadım, uzun dönemli hedef koyabilmek için insanı kendini tanıma yolculuğuna çıkmış ve belirli bir noktaya ulaşmış olması gerekir diye düşünüyorum.

Kısa dönemli hedeflerime ulaşmakta genelde başarılı oldum, ama başarısız olduğum ve canımın yandığı anlar da yaşadım. Kısa dönemli hedefler, motivasyonumu yukarıda tutmamı sağlıyor ve değişimlere karşı adaptasyon olanağı veriyor. Ancak dediğim gibi, kendini tanımayı başarmış ve hayattan ne istediğini, ne yapmaktan mutlu olacağını çok net bilen insanlar oldu çevremde ve tabii onlar için uzun dönemli hedefler koymak zor değil.

Bir de, hedefi nasıl tanımlandığınız çok önemli. Benim için mutlu olacağım, keyif alacağım bir işte çalışmak hedef iken; başka biri için tamamen ölçülebilir milyon dolarlı rakamlar kazanmak hedef olabilir.

3. Kendinize hedef koyarken nasıl bir süreç izliyorsunuz?

Büyük resimde belirli dönemlerde kariyerimin ilerleyişini gözden geçiririm. Kendimle kaldığım bu zamanlar çok özeldir ve mümkün olduğunca objektif olmaya çalışırım. Yılda 2-3 kere ‘Neredeyim?’ ve ‘Nerede olmak istiyorum?’ sorularını sorar, cevaplara göre yol haritamı oluşturur ve  hedeflerimi belirlerim. Bunun dışında günlük ve haftalık hayatımda sürekli gelişim prensibini ilke edinmiş bir kişi olarak, yaşadıklarımdan ve gözlemlerinden elde ettiğim bilgileri bir sonraki döneme adapte etmek için de hedefler koyarım. Bunları zaman zaman yazılı, zaman zaman da aklımda yaparım.

4. Hedeflerinizi belirledikten sonra bu hedefleri gerçekleştirmek için attığınız ilk adım ne oluyor? Sonrasında nasıl bir süreç izliyorsunuz?

Aksiyon planı, uygulama ve takip önemli hedeflere ulaşmak için oldukça gerekli. Mutlaka yazılı ya da aklımda bir planım olur ve uygulama aşamasında takip ederek gelişimimi görürüm.  Bu süreci araba ile bir seyahata çıkmaya benzetebiliriz; gideceğimiz yeri belirliyoruz, gerekli hazırlıkları yapıyoruz, yola çıkıyoruz. Yol üzerinde bir arıza olabilir, tamir edip devam etmek  gideceğimiz yere varmak için önemli. Bu arada uzun dönemde başarılı olmak ve sizin farklılığınızı ortaya koyacak önemli bir düşünce yapısını burada vurgulamak gerekli; yani arızanın bir daha olmaması için gerekli önlemleri almak… Bunu da yapmaya çalışıyorum.

5. Belirlediğiniz hedeflere ulaşmaya çalışırken izlediğiniz süreç, iş-yaşam dengenizi nasıl etkiliyor?

Güzel soru 🙂 Bu konu üzerinde çalışmam gerek. Ben şu anda yaptığım işten gerçekten keyif alıyorum, ve bu durum iş-yaşam dengesinin işe doğru kaymasına neden oluyor.

6. Hedeflerinize ulaşmak hayatınızı nasıl etkiliyor? Başarının hayatınızdaki yeri nedir?

Tabi ki mutluluk veriyor. Özellikle özel ve iş çevreme, müşterilerime, çalışma arkadaşlarıma, firmama ve kendime bir katma değer yaratabiliyorsam; çok daha mutlu ediyor bu başarılar. Başarı, yolumda ilerken ihtiyacım olan enerjiyi veriyor bana.

7. Bir yönetici olarak kariyerinizle ilgili gelecek hedefleriniz neler?

Dediğim gibi bu seneye kadar uzun dönemli bir hedef koymamıştım kendime ama şimdi yönetim danışmanlığında uzun dönemde bir kariyer planı yapmış durumdayım. Neden derseniz; firmalara, topluma ve çalışanlara ciddi katma değer yaratma potansiyeline sahip bir işte çalışıyorum ve benim için ‘o an’lar işte bu değerleri yarattığımı hissettiğim anlar. Kendimi tanıdığım kadarıyla işte bu anlarda mutluluk ve keyif seviyem yukarıya çıkıyor. Bu hedefime ulaşma yolunda ilerlerken özellikle şimdiye kadar başarımda büyük etkisi olduğuna inandığım etik değerlerimi koruyarak ulaşmak konusunda da bir hedefim var.

Volkan Biçer – Mobilike Kurucu Ortağı, Genel Müdürü

1984 İstanbul doğumlu olan Volkan Biçer, Boğaziçi Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü’nde lisans eğitimini aldıktan sonra Galatasaray Üniversitesi’nde MBA eğitimini tamamladı. Türkiye’nin lider mobil operatörü Turkcell’in Mobil Pazarlama & Reklam Departmanı’nda Ürün Yöneticisi ve Yahoo! EMEA ekibinde Ülke İçerik Yöneticisi olarak çalışan Biçer, aynı zamanda Yahoo! EMEA Pazarlama Ekibinde Hedef Kitle ve Topluluk Yöneticisi görevlerini yürüttü. 

2009’da Türkiye’nin lider mobil reklam ağı Mobilike’ı kurdu; şirketin Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü olarak görevini sürdürmekte. 

1. İş hayatında ya da özel yaşamda başarıya ulaşmak için hedefler neden önemlidir?

İş hayatının her adımında gidilecek yol, ulaşılacak nokta ve ara duraklar belirlenmezse hiç bir şekilde istenilen tatmin seviyesine ulaşılabileceğini sanmıyorum. Diğer taraftan bakarsak, özel hayat tarafında da insanlar biraz daha kendilerini tesadüflere bırakacak kadar özgür olmalılar; sonuçta yargılayan kişi ne olursa olsun gene kendileri olacaktır. Ancak iş hayatında plansız ve hedefsiz olmak, rekabetin bu kadar ciddi olduğu bir dünyada geri dönülemeyecek kayıplar getirebilir.

Sonuç olarak özel hayat içerisinde değil ama iş hayatında kaybetmeyip kazanmak istiyorsak ve en önemlisi kişisel tatmin arıyorsak, hedefsiz bir hayat düşünülemez. Kişisel olarak ben de özel hayat tarafında nispeten geniş planlar ve az hedef/takip ile; ancak iş hayatında her daim hedefleri belirleyip onlara göre hareket ediyorum. Çok da fena oldu diyemem bugüne kadar 🙂

2. Kendinize uzun dönemli hedefler mi kısa dönemli hedefler mi koyuyorsunuz? Bu hedefler genelde ne kadar gerçekçi oluyor ve hangi ölçüde başarıya ulaşıyor? Hedefin uzun ya da kısa dönemli olması başarınızı nasıl etkiliyor?

Her ikisini de yerine göre yapıyorum. Sadece uzun dönemli plan yapamazsınız; aynı şekilde sadece kısa zamanlı planlar yaparak da hayatınızı ancak mutluluk oyununa çevirirsiniz ve hayat bir anda korku filmine dönüşebilir. Bence yerine göre ilgili hedefi koymakta fayda var. Bugüne kadar sanırım bu şekilde bir deneyimim oldu ve hiç bir şekilde sıkıntı çekmedim. Sanırım uzun veya kısa olmasından ziyade, kişinin gerçekleştirilebilir hedefleri belirlemesi daha önemli.

3. Kendinize hedef koyarken nasıl bir süreç izliyorsunuz?

Mümkün olabildiğince gerçekleştirebileceğimin biraz daha fazlasını hedef olarak koymaya çalışıyorum.

4. Hedeflerinizi belirledikten sonra bu hedefleri gerçekleştirmek için attığınız ilk adım ne oluyor? Sonrasında nasıl bir süreç izliyorsunuz?

Ne olursa olsun günlük olarak takip benim için oldukça önemlidir. Bu noktada ortada bir hedef varsa öncelikle bunu nasıl takip edebileceğimi çözmeye çalışırım. Bu alanlarda oldukça çılgın bir kontrol hastalığım da vardır.

5. Belirlediğiniz hedeflere ulaşmaya çalışırken izlediğiniz süreç iş-yaşam dengenizi nasıl etkiliyor?

Sadece iş tarafında kalıyorum diyebilirim. Ağırlıklı olarak hedefleri iş yaşamında koyduğum için, iş tarafındaki hedeflerim günlük yaşamımın da önemli bir kısmını sömürüyor. Çok sağlıklı olmamakla beraber bir şekilde değiştirmeye çalışıyorum.

6. Hedeflerinize ulaşmak hayatınızı nasıl etkiliyor? Başarının hayatınızdaki yeri nedir?

Sanıyorum başarmaktan daha güzel bir tatmin insanoğlu için henüz keşfedilmemiştir. Hedefin küçük veya büyük olmasına bağlı olmaksızın hedeflerime ulaşmak günlük modumu oldukça etkiliyor. Başarı her insanın hayata bağlanması ve kendisini gerçekleştirmesi için gerekli olan ana unsurlardan. Benim için oldukça vazgeçilmez bir ihtiyaç. Tabii şunu da unutmamak gerek; başarısızlık da dünyanın sonu değil, tecrübe olarak hayatımızda var olmalı.

7. Bir yönetici olarak kariyerinizle ilgili gelecek hedefleriniz neler?

Kurucu ortağı ve Genel Müdürü olarak çalıştığım Mobilike’ın kendi alanında liderleğini devam ettirmesi, mobil dünyanın büyüme ortalamasının altında kalmadan büyümeye devam etmesi ve çalışanlarımızın hiç bir gün pazartesi sendromu yaşamaması.

 

Farklı sektörlerde çalışan kişilerin görüşlerine yer verdiğimiz diğer Follow Up röportajlarımıza buradan ulaşabilirsiniz. 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.

Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.





Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale