X

Filmlerin yerini diziler mi aldı? Netflix’in yeni dizisi Maniac tüm dikkatleri üzerine çekiyor

Önceki yıllarda kaliteli yapım denildiğinde akıllara ilk olarak sinema gelse de özellikle çevrimiçi platformların artmasıyla birlikte birbirinden kaliteli diziler ekranları süslemeye başladı. En yüksek bütçeli filmlerde rol alan üst sınıf oyuncular bir bir Netflix gibi platformların yapımlarında rol almaya başladılar ve diziler gerek konuları gerek film tadındaki kaliteli çekimleriyle dünyanın dört bir yanından izleyiciye ulaşmaya başladı. Her an yeni bir dizi hayatımıza girerken son zamanların en dikkat çekici yapımlarından biri Netflix’te ekranlara gelmeye başlayan Maniac oldu.

Maniac

Başrollerinde Oscar Ödüllü Emma Stone ve Oscar adayı Jonah Hill’i buluşturan Maniac, 21 Eylül’de tüm dünya ile birlikte Türkiye’de de yayınlanmaya başladı. İkili daha önce 2007 yapımı Superbad filminde birlikte rol almıştı. Şimdi ise ilgi çekici konusuyla dikkatleri çeken Maniac’ta birlikte boy gösteriyorlar.

Emma Stone ve Jonah Hill’e Justin Theroux’nun eşlik ettiği Maniac, Patrick Somerville tarafından hayata geçirildi. Dizinin yönetmen koltuğunda ise Cary Joji Fukunaga bulunuyor.

Maniac

Maniac’ın konusu şöyle: Bizim dünyamıza çok benzer bir dünyada, bizim zamanımıza çok benzer bir zamanda, iki yabancı Annie Landsberg ve Owen Milgrim, kendilerince uygun sebeplerle gizemli bir ilaç testinin son aşamasında karşı karşıya geliyor. Annie, annesi ve kız kardeşi ile olan sorunlu ilişkisinde sıkışıp kalmış, hayattan mutsuz ve umutsuz bir karakter. New York sanayicilerinden birinin beşinci çocuğu olan Owen ise tartışmalı bir şizofren teşhisi ile tüm hayatı boyunca baş etmek zorunda kalmış biri. Her ikisi de hayatlarından memnun değil ve yeni, radikal bir ilaç tedavisinin vaat ettikleri, bu iki baş karakterle birlikte diğer on yabancıyı üç günlük bir deneme programı için Neberdine Pharmaceutical and Biotech binasında bir araya getirmeye yetiyor. İlacın yaratıcısı Dr. James K. Mantleray bu tedavinin akıl hastalıkları ve kalp kırıklıkları gibi akılla ilgili her türlü sorunu iyileştirebileceğini öne sürüyor. Üç günlük deneme programında hiçbir yan etki ya da komplikasyon görülmeyeceği ve deneklerin yaşadığı tüm sorunların sonsuza dek çözüleceği iddia ediliyor. Ancak işler planladığı gibi gitmiyor.

Diziden yayınlanan bir sahneyi videodan izleyebilirsiniz:

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale