Film şeridinizde hangi anlar var: Daha mutlu bir yaşam yaratmak mümkün

İki yıl önce bir anda hayatım değişti: Doktorum kanser olduğumu söylediği anda. Lösemi olduğumu öğrenmeden önce ölümü hiç düşünmemiştim. Ölümsüz olduğumu düşünüyordum. Ne yaparsam yapayım, bedenim bunu karşılayabilecek güce sahipti, daha gençtim… Ama doktorum teşhisimi benimle paylaştığında bir anda aynı filmlerdeki gibi gözlerimin önünden, tüm yaşamım, film şeridi gibi geçti.

Filmlerde gösterdikleri film şeridinin bir hile, öylesine bir hikaye olduğunu düşünürken, bir anda kendimi onun içinde bulmuştum. Öylesine, uydurma bir şey değilmiş demek ki diye düşündüm. Kendi film şeridim, ailem ve arkadaşlarımla yaşadığım mutlu anlardan oluşuyordu. Bir an kendi kendime “Şimdi ölebilirim, çok güzel bir yaşamım olmuş” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Nasıl oldu ben de bilmiyorum ama kanseri çok kolay kabullendim ve onun bana öğreteceklerini kucaklamaya karar verdim.

Film şeridi, ilk öğretisiydi. Teşhisimi aldığım sırada, o haftalarda, çok stresliydim, zaten bu duygusal stresin beni hasta ettiğini düşünüyorum. Yönetimden mobbing görüyordum, iş yerine ayaklarım geri geri gidiyordu, çok yoğun bir baskı altındaydım. Çalıştığım yönetim, kanser teşhisimden sonra hastanede yatarken dahi bana işle ilgili sorular sormuştu.

Peki, ben bunları o günlerde bu kadar yoğun yaşarken kendi film şeridimde neden işle ilgili, o günlerdeki mücadelemle ilgili hiçbir şey görmedim? İşte, kanserimin bana ilk dersi bu oldu: Görmedim, çünkü bunlar beni ben yapan, beni mutlu eden, huzurumu taşıyan anılardan biri değil. Sadece saf sevgi ve mutluluğu içeren anılar film şeridinin içinde yer almaya hak kazanıyor. Bunlarsa ufak tefek mutluluklar… Aldığım marka çanta veya hazırladığım yıl sonu raporu değil, eşimle balkonda dolunayı izlerken birbirimize sarılmamız, ailemle seyahate çıkmamız, kardeşimle şehir turlarımız…

Daha keyifli ve mutlu yaşamanın yolu nedir?

Kendimiz olarak… Sahicilikle… Kültürümüz bize, kendi istek ve hayallerimizin olmasının bencilce olduğunu öğretti. Pek çoğumuz kendimizden çok, başkaları neler düşünür diye düşünerek adımlarımızı atıyoruz. Ailemiz, arkadaşlarımız, akrabalarımız, iş arkadaşları, komşular, mahalleli… Liste bazılarımız için o kadar uzuyor ki… Aslında adını dahi bilmediğimiz insanların bizlerin yaşamlarımızı nasıl yaşayacağımıza dair bir düşüncesinin olması ve ona göre şekillenmemizin normal olduğunu düşünüyoruz.

Keyifli olmayı kendimize layık görmüyoruz. Yıllar boyunca duyduğum batıl inançlar bile bu yönde “Çok gülme, çok ağlarsın”, “Çok mutlu olmamak gerekiyormuş, sonra daha büyük bir üzüntü yaşarsın.” Uyum sağlamak için ne gerekirse onu yapmaya çalışıyoruz. Uyum sağlamanın onları mutlu edeceğini, böylece bizim üzerimizdeki baskının azalacağını düşünüyoruz. Ama hayatta bir şeyler içinizdeki yaşam inancınızla, nedeninizle uyum göstermiyorsa, bu formülün başarılı olmasına imkan yok.

Araştırmalar, mutluluğumuzun %50’sinin genetik tarafından belirlendiğini gösteriyor. Yaşam koşulları (örneğin gelir, eğitim, medeni durum), mutluluğumuzun yaklaşık %10-20’sinden sorumlu; düşünme ve harekete geçme şeklimiz ise kalan %30-%40’lık bir orandan sorumlu. Hiç de küçümsenecek bir oran değil, değil mi?

Sizi ne mutlu ediyor?

Bu yazıda size madde madde, mutlu olmanın formülleri bunlar diye bir sıralama yapabilirdim. Ancak her birimizin mutluluk tanımı bambaşka ve son derece kişisel… Kendinize sorabileceğiniz sorular şunlar:

  • Beni ne mutlu ediyor?
  • Hayatıma neler, kimler anlam katıyor?
  • Hayatınızdaki hangi deneyimlerde kendinizi mutlu hissettiniz? (Bugüne dek mutlu anılarınızı düşünün. Burada sahip olduğunuz nesneler ve maddiyattan öte, deneyimleriniz odak noktanız olsun.)
  • Bugün en çok neyin olmasını bekliyorum, ne için heyecanlanıyorum? (Güne başladığınızda bu soruyu sorabilirsiniz.)
  • Günümün en keyifli anı neydi ve neden? (Günün sonunda bunu sorabilirsiniz.)

Harvard Üniversitesi’nde mutluluk üzerine ders veren Tal Ben Shahar, mutlu olduğumuz anları daha rahat bulabilmemiz için şu yöntemi öneriyor: 110 yaşındaki haliniz akşam yemeğe gelse, sohbet konunuz ne olurdu, düşünün. 110 yaşındaki siz, şimdiki zamandaki size neler derdi?

Mutluluk ritüelleri yaratın

Sizi nelerin mutlu ettiğini keşfettikçe, hayatınızda bunlara rutin olarak yer vermeye çalışın. Haftada bir daha uzun banyo yapmak, duşta şarkı söylemek, sevgilinizle gün batımını izlemek, arkadaşınızla kahve keyfi yapmak, bir arkadaşınıza yardımcı olmak, bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olmak gibi.

Tüm duyguları yaşayın

İnsan olmanıza izin verin, tüm insani duyguları yaşamayı kabul edin. Korku, öfke, heyecan, endişe hissetmemiz normal. Bu duyguları bastırmaya, bunlara karşı hissizleşmeye ve körleşmeye başladığınızda tüm duygulara karşı hissizleşirsiniz. Korku, endişe gibi duygularınıza hissizleşirken mutluluk, sevgi, keyif, merhamet gibi duygularınıza karşı da körleşirsiniz.

Yaşamınızı sadeleştirin

Sürekli koşturmanın yüceltildiği bir dönemde yaşıyoruz. Daha fazlasını yapabilmek, daha fazla koşturmak, daha fazlasını başarmak, pek çok görevi aynı anda gerçekleştirmek, bunlar gündelik yaşamımızın bir parçası. Gerçekten hepsini bir arada yapmanız gerekiyor mu, bunu düşünün. Hayır diyebilmek ve sınırlarınızı çizebilmek, mutluluğunuzun anahtarlarından.

Arkadaşların mutluluğumuza katkısı

Arkadaşların mutluluğumuzu etkilediğine dair pek çok araştırma var. Bunlardan biri 80 yıl süren bir Harvard araştırması. Araştırmadan elde edilen bulgular, arkadaşlıkların mutluluğumuzu ve sağlığımızı doğrudan etkilediğini ortaya çıkarmış: Güven duyduğunuz bir arkadaş grubuna sahip olmak, sinir sistemini rahatlatır, beyni güçlendirir, fiziksel ve duygusal ağrının etkisini azaltır.

Sağlıklı seçimlerin mutluluğumuza etkisi

Sağlıklı beslenme, egzersiz, uyku, dinlenmenin ve kendine zaman ayırmanın önemini bilmeyenimiz yok. Yine de hatırlatmakta fayda var: Egzersiz, moral, özgüven ve iyimserliği artırır. Endorfin ve serotonin salgılarsınız, stresiniz azalır. Gelelim uykuya; yeterince dinlenmez, uykunuzu almazsanız, duygularınızı yaşamakta zorlanırsınız. Artan sinirlilik, anksiyete hissi, üzüntü ve öfke bu durumlarda yaygın olarak yaşanır. Kendinizi sebepsiz yere kahkaha ve gözyaşlarına karşı savunmasız bulabilirsiniz. Uykusuzluk serotonin ve dopamin seviyenizi düşürür. 

Bu yazdıklarımın hepsini biliyoruz, ama bazen göz ardı edebiliyoruz. Sizi neler mutlu ediyor, düşünmeye başladınız mı? Siz bugün yaşamınızda neleri farklı yapmaya başlayacaksınız? Daha fazla mı dinleneceksiniz, arkadaşlarınızla mı görüşeceksiniz veya yapılacaklar listenizi mi sadeleştireceksiniz? Gözünüzün önünden geçen film şeridinin yönetmeni siz olun, bir başkasının olmasına izin vermeyin.

Yeni günlük bilgiler için Instagram hesabıma bakabilirsiniz.

Referanslar:
(1) Lyubomirsky, S. (2007), The how of happiness. New York, NY: The Penguin Press
(2) Study of Adult Development, Harvard Medical School  
(3)Pires, G. N., Bezerra, A. G., Tufik, S., & Andersen, M. L. (2016), Effects of acute sleep deprivation on state anxiety levels: a systematic review and meta-analysis.
(4) Short, M. A., & Louca, M. (2015), Sleep deprivation leads to mood deficits in healthy adolescents.

Deniz Alayat
Ben Deniz, Bütünsel Beslenme ve Sağlıklı Yaşam Koçu’yum. 2016 yılının sonuna doğru bir anda kendimi çok halsiz hissetmeye başladım. Bir hafta önce günde 30 ... Devam