X

Evinizi yoga, pilates veya meditasyona uygun hale getirmenin formülü

İnternette yayımlanan online dersler, mobil uygulamalar ve DVD’ler sayesinde artık birçok kişi kendi evinde yoga/pilates/meditasyon yapabiliyor.

Ancak evde yoga/pilates/meditasyon yapmadan önce bulunduğunuz ortamı hazırlamanız gerektiğini biliyor musunuz? İnsanın kendini rahat hissedebilmesi için öncelikle fiziki koşulların buna olanak tanıması gerekiyor.

Bodrum katta bir spor salonunda yapılan egzersiz yerine doğal ışık altında yapılan egzersizin sirkadiyen ritmi düzenlemekte, konforu artırmakta ve üretkenliğinizi beslemekte daha faydalı olacağını unutmayın.

Uplifers olarak evinizi yoga/pilates/meditasyona uygun hale getirebileceğiniz ipuçlarını sıraladık:

1. Yeşilin gücünü hafife almayın

Doğanın iyileştirici gücünü gözardı etmeyin ve fiziksel aktivitelerinizi geliştirmek için bulunduğunuz ortama bir saksı iliştirin. Sadece yeşil renkli bir şeyler görmek bile yaratıcılığınızı ve motivasyonunuzu artıracak, iyileşmeyi ve toparlanmayı hızlandıracak, yeni yeteneklerinizi ve üretkenliğinizi geliştirecektir. Bitkiler ayrıca pozitif düşünce aşılayarak stresi yüzde 60’a kadar düşürüyor. Eğrelti otunu sadece seyrederek bile bedeninizi sakinleştirebilir, kan basıncınızı dengeleyebilirsiniz. Buna ek olarak bitkiler bulundukları ortamın hava kalitesini de iyileştirir, zehirli kimyasalları uzaklaştırır, göz iritasyonunu azaltır, nefes alıp vermenizi kolaylaştırır, baş ağrısını azaltır.

İlgili yazı: Yoga partneri olarak yavru bir keçiyi seçen Rachel Brathen’den eğlenceli fotoğraflar

2. Görsel stratejiye önem verin

Görsel sanatlar, dans veya fiziksel performans izlediğimizde hepimiz kinetik ve empatetik bir yanıt gerçekleştiriyoruz. Egzersiz yaptığınız ortamdaki stratejik görseller de ayna nöronlar sayesinde motor bağını artırır. Yani bir başka deyişle beyindeki ödül merkezi harekete geçer ve güzel bulduğumuz ve keyif aldığımız şeyleri daha çok yapmak isteriz. Bunu sağlamanın en kolay yollarından biri şu; sevdiğiniz bir renk seçin ve çalışma alanınızın duvarını bu renge boyayın. Daha sonra sevdiğiniz bir sanat eseri seçin ve duvara bunu asın. Şimdi de en sevdiğiniz parçalardan oluşan bir albüm yapın ve play tuşuna basın. Tüm bunları algıladıkça beyindeki ödül merkezi egzersizi daha keyifli hale getirecektir.

3. İyi ve toksik olmayan materyaller seçin

Boya, yapıştırıcı, kıyafet, fitness ekipmanları ve hatta mürekkep bile bazen içerideki havayı kirletebiliyor. Egzersiz için alışveriş yaparken bilinçli bir tüketici olmaya özen gösterin ve satın aldığınız malzemelerin toksik içerikler barındırmamasına özen gösterin.

İlgili yazı: Akıl ve ruh sağlığının doğal şifası: Klasik yoga uygulamaları

4. Kokunun önemini unutmayın

Koku ve duygusal bağ arasındaki ilişki aslında sandığınızdan daha kuvvetli. Koku mekanizması; öğrenme ve duygusal işlemeyle sıkı sıkıya bağlı. Bu nedenle egzersiz yaptığınız ortamın, sevdiğiniz kokularla donatılmış olmasına özen gösterin. Pozitif duygularınız çoğaldıkça, egzersizin daha keyifli olacağını unutmayın. Bunun için bir mum yakabilirsiniz, kokusunu sevdiğiniz temizlik malzemelerini tercih edin. Kokuya verilen yanıtın evrensel olmadığını, kişiden kişiye değişebildiğini unutmayın. Bu yüzden siz neyi seviyorsanız, onu tercih edin.

İnternette yayımlanan online dersler, mobil uygulamalar ve DVD’ler sayesinde artık birçok kişi kendi evinde yoga/pilates/meditasyon yapabiliyor.

5. Etrafı düzenleyin

Düzenli bir ortamı dikkatinizi yoğunlaştırmanızı ve beynin yeni bilgileri işleme yeteneğini güçlendirir. Bu yüzden çalışma alanınızın düzenli olmasına özen gösterin. Etraftaki dağınıklığı gidermek için kutuları ve çekmeceleri kullanabilirsiniz.

İlgili yazı: Gizemli psoas kasını esnetmek için 5 yoga pozu

6. Işıklandırmayı unutmayın

Modern dünyada hepimiz hayatımızın yüzde 90’ını iç mekanda geçiriyoruz. Bodrum katta bir spor salonunda yapılan egzersiz yerine doğal ışık altında yapılan egzersizin sirkadiyen ritmi düzenlemekte, konforu artırmakta ve üretkenliğinizi beslemekte daha faydalı olacağını unutmayın. Egzersizlerinizi pencere önünde yaparak iç mekanda olsanız bile doğal ışıktan maksimum düzeyde faydalanabilirsiniz.

Kaynaklar:
Cultivating Habits
MindBodyGreen

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale