X

Enerjimize katılanlardan enerjimizi katlayanlara: Dönüşmekten korkmuyorum!

Yine derin bir yazı olacak, başlık sizi de benim kadar korkutmuştur tahmin ediyorum ki. Sonunda nereye bağlayacağım inanın bu yazıma başlarken kendim de merak ediyorum. Fakat bu konu beni son dönemde sıkça meşgul eden bir konu, geçtiğimiz günlerde bir yerde okudum ve daha önce gerçek anlamda hiç böyle bir bakış açısına sahip olmadığımı düşündüm.

Evet ben de enerji konusuna çok önem veririm. Örneğin bir insanla karşılaşırsınız, muhteşem bir elektrik alırsınız, huzurludur, mutludur, enerjiktir, yani ışıl ışıldır. Adeta yanından ayrılmak istemezsiniz, hayat onunla birlikteyken sanki daha kolay akar, şanslıdır, neşelidir ve arkadaşlığınız derinleştikçe, evet bu enerji seviyesinde olmadığı anları da görürsünüz fakat o kişi ile birlikte vakit geçirmek sizi adeta “yükseltir”…

Bir de tam tersi bir grup vardır ki sadece şikayet dinlersiniz, tabi ki dostluğumuz, arkadaşlığımız var, zor zamanlarımızı da paylaşacağız. Fakat burada ifade etmek istediğim biraz daha “hayata bakış açısı”; eğer bir insan sürekli ve her türlü konu hakkında kapalı bir bakış açısına sahipse, olaylara sürekli negatif tarafından bakıyorsa, ‘hayatta yapamam, edemem, beceremem, yine olmadı, bulamadım, başaramadım’ gibi enerji düşüren bir yaklaşımı var ise, bir süre sonra bizler de ister istemez etkileniriz.

İşte bu yüzden enerjisine “katılmak” kavramı bugüne kadar benim için oldukça önemliydi. Genel olarak kendimden örnek vermem gerekirse, beni bilmediğim noktalara taşıyacak ve hatta bana “ilham” verecek kişiler ile tanışmayı, kişileri anlamayı ve böyle olasılıkları değerlendirmeyi çok önemli buluyordum, ta ki bir yazıda “enerjiyi katlamak” konsepti ile tanışıncaya kadar.

Peki nedir enerjimizin katlanması?

Çok fazla üzerinde düşünmeye zamanımız olmadı veya bugüne kadar böyle bir kişi ile hiç karşılaşmadık belki de. Enerjimizin katlanması, içimizde bir şeyle ilgili ne potansiyel var ise onun adeta bir volkan gibi açığa çıkması anlamına gelir. Örneğin; sizin belirli bir fitness programınız var ve öyle bir kişi ile karşılaşıyorsunuz ki size bugüne kadar hiç gitmediğiniz derinlikte antrenmanlar yapabileceğinizi, bundan muhteşem zevk alacağınızı ve aslında kendi sınırlarınızı bugüne kadar sadece kendi zihniniz ile koymakta olduğunuzu gösteriyor. Siz bir bakıyorsunuz ki kendinizi aşmakla kalmamış aslında içinizdeki o daha önce hiç keşfetmemiş olduğunuz muhteşem potansiyeli de ortaya çıkartmışsınız. Belki bugüne kadar hiç düşünmediğiniz daha da derin bir anlam bir yol açılıvermiş önünüzde.

Bu adeta kocaman Amerika kıtasında yaşayıp daha önce Brezilya’nın yerini hiç keşfetmemeye ormanlarda yürümemeye ve aslında sizin “vatanınız” olan o muhteşem toprakları keşfetmeye, sürekli alışkın olduğunuz sınırları aşmaya hiç gönüllü olmamış olmaya benziyor. Ve siz bu keşiflerden sonra “aynı” kalamıyorsunuz çünkü sizin enerjinizi “katlayan” bir kişi hayatınıza girdi…

Soruları duyabiliyorum, diyeceksiniz ki; Pınar nereden bulacağız enerjimizi katlayanları öyle sokağa çıktığımızda denk gelecekler mi nerede o insanlar? Cevabım ne yazık ki kolaylıkla bulunmadıkları olacak, fakat yine samimiyetle, tecrübemden yola çıkarak şu kadarını paylaşabilirim; eğer bir şeyi gerçekten kalpten seviyorsanız ve emek veriyorsanız o “enerjinizi katlayacak” olanlarla belki de sizin bir “enerji katlayıcı” olduğunuz durumlarda mutlaka buluşacaksınız. Sadece istemeye ve çalışmaya devam edin.

Bu yüzden her gün yeni tanıştığınız her bir kişinin farkında olmanız çok kıymetlidir. Bu kişiler ile hayatımızın “belirli” döneminde karşılaşmış olmamızın ilahi bir anlamı vardır. Belki daha önce bizler “hazır değilizdir” veya aynı buluşma gerçekleşse bile aynı “enerji katlanması” ortaya çıkmayacaktır çünkü bizler bunu gerçekleştirecek büyüklükte bir emek henüz verememiş olabiliriz. Bu yüzden ‘bu yaşıma kadar hiç karşılaşmadım’ diyorsanız sadece sevdiğiniz, gerçekten size ilham veren ve kalpten bağlı olduğunuz şeyleri yapmaya ne olursa olsun devam edin. Bu, tek başınıza dağ tırmanışı yapmak da olabilir, yanınıza eşlik edecek bir arkadaş henüz bulamasanız dahi tek başınıza yelken yapmak da veya sadece pilates derslerine gitmek de olabilir.

Sizinle benzer titreşimde ve  benzer enerjide olan, hatta enerjinizi katlamak için hayatınıza girecek o can-ım karşılaşmaları çekiyor olacaksınız. Enerji “katlayıcınız” ile buluşmanız ertesinde ise her şey aslında muhteşem olmaya o kadar “kolay” devam etmeyecektir çünkü asıl sınavınız katlanmaya başlamaktır. Bu bir boyuttan diğerine geçmek gibi, yani yeni boyutunuzda tezahür edecek “kimliğinizin” de hakkını vermeniz gerekmektedir. Belki daha fazla tırmanmanız, belki daha uzun mesafelere yol almanız veya belki de pilates çalışmalarınızda sınıfın en esnek, en güçlü kişisi haline gelebilmeniz. Fakat ne olursa olsun değişmekten ve dönüşmekten “korkmamanız” yani “enerjinizi katlayacak” bu mucizeyi hayatınızda gerçekleştirmişken, bunu gerçekten hakkını vererek yaşamanız…

Bu yazımı okuyorsanız, hayatınızdaki karşılaşmaları bir daha değerlendirin, sizce hangi karşılaşmalar “enerjinize katılmak” için sizinle? Hayatınızda “enerjimi katlayan kişi” diyebileceğiniz en az bir örnek bulabiliyor musunuz? Eğer cevabınız hayır ise, bugünden itibaren aramaya başlamanızı dilerim, sadece içinizden geçirmeniz bile bir başlangıcın ifadesi olacaktır.

“Enerjimi katlayacak” olan; hayatıma gelmene hazırım, dönüşmeye, değişmeye. Yeni bir boyuta geçmekten korkmuyorum…

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale