X

En sevdiğiniz mevsim kişiliğiniz hakkında ne söylüyor?

Yağmur yağarken pencereden süzülen damlaları izlemekten zevk alan ya da kar yağışını çocuksu bir coşkuyla karşılayan bir kış insanı mısınız yoksa enerjisini güneşten alan bir yaz insanı mı? Yılın belirli bir mevsiminin size diğerlerinden daha çekici geldiğini düşünüyor musunuz? Peki, hangi mevsimde kendinizi iyi hissettiğinizin kişilik özelliklerinizle yakından ilişkisinin olabileceğini biliyor muydunuz?

Mevsim tercihlerinin insan psikolojisiyle olan ilişkisini inceleyen sınırlı sayıda araştırma bulunsa da, bilim insanları hava sıcaklığının ve gün ışığına maruz kalınan sürenin ruh halimiz ve davranışlarımız üstünde önemli bir etkisinin olabileceğini ve kişiliğimizle, tercihlerimizle, tutum ve davranışlarımızla ilgili önemli ipuçları barındırabileceğini söylüyor. En sevdiğimiz mevsim o mevsimde yapabildiğimiz aktivitelerin yanı sıra, gün ışığı ve hava sıcaklığı gibi dışsal faktörlerden de önemli derecede etkileniyor. Gelin, kişilik özelliklerinden önce, mevsime göre değişkenlik gösteren bu en önemli iki dışsal faktörlerin davranış ve tutumlarımızı nasıl etkilediğine biraz yakından bakalım. 

Hava sıcaklığı ruh halini ve davranışları nasıl etkiliyor?

İlk bakışta garip gibi görünse de, mevsimlerin ruh halimiz ve modumuz üzerinde güçlü bir etkisinin olduğu uzun zamandır bilinen bir gerçek. Kış aylarında günlerin daha kısa olması nedeniyle yaşanan mevsimsel depresyon ve duygudurum bozuklukları pek çok insanın günlük yaşamını olumsuz etkileyebiliyor.

Mevsimsel değişimlerin en önemli parametrelerinden biri olan hava sıcaklığının karar verme, yargılama ve mantık yürütme becerileri üzerindeki etkisini araştıran, 2014 yılında yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre, sıcak odalarda bulunan kişiler şüphelileri dürtüsel ve öfkeli olarak algılarken; soğuk odalarda bulunan kişilerin şüphelileri soğukkanlı, önceden tasarlanmış suçlar işlemiş kişiler olarak görme olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu araştırma, hava sıcaklığının diğer insanlar hakkında yaptığımız yorumlar ve yargılar, dolayısıyla da ilişkilerimiz üzerinde etkili olabileceğinin bir kanıtı gibi.

2008 yılında yapılan benzer bir diğer araştırma da, insanların ellerinde sıcak bir içecek tuttuklarında, çevrelerindeki diğerler kişileri sıcak ve cana yakın görme olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Öte yandan, soğuk bir içecek tutmak, katılımcıların başkalarını daha soğuk ve mesafeli olarak algılamasına neden olabiliyor.

Gün ışığı ruh halini ve davranışları nasıl etkiliyor?

Ne kadar gün ışığına maruz kaldığımızın ruh halimiz üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu aslında kendimizin ve çevremizdeki insanların deneyimlerinden çok iyi biliyoruz. Çoğumuz aydınlık ve güneşli günlerde mutlu ve enerjik hissederken; karanlık ve kasvetli günlerde modumuzun düştüğünü ve kendimizi daha bitkin hissettiğimizi fark edebiliyoruz. Dolayısıyla kişilik özelliklerimize bağlı olarak gün ışığının fazla ya da az olduğu mevsimleri daha fazla tercih edebiliyoruz.

Gün ışığının ruh hali üzerindeki etkisinin en iyi bilinen açıklaması, sirkadiyen ritmimizle, yani bedenin gün ışığıyla uyumlanmış 24 saatlik döngüsüyle ilişkili. Gün ışığıyla doğrudan bağlantılı olan sirkadiyen ritim, karanlık ve aydınlık gibi çevresel faktörlerden fazlasıyla etkilenebiliyor. İnsan beyni, çevresel uyaranlardan aldığı sinyallerle vücuttaki hormonların salınımını artırıyor ya da azaltıyor. Vücutta çevresel değişimlere bağlı yaşanan hormonal değişikliklerse beden sıcaklığını ayarlayarak metabolizmanın uyanık ya da uyku moduna uygun hareket etmesine, hayati faaliyetlerinin düzenlenmesine ve ruh halinin uygun şekilde düzenlenmesine yardımcı oluyor.

En sevdiğiniz mevsim kişiliğiniz hakkında ne söylüyor?

Yukarıda mevsim değişimleriyle ilişkili olan hava sıcaklığının ve gün ışığının tutum, davranış ve tepkilerimizi nasıl etkilediğiyle ilgili paylaştığımız bilgilerin tamamı bilimsel araştırmalarla destekleniyor. En sevdiğimiz mevsimin kişilik özelliklerimizle arasındaki ilişkiyi açıklayan bilimsel bir kaynak bulunmasa da, genel geçer bilgilerin ve çıkarımların yer aldığı çeşitli kaynaklardan bu ilişkiye dair açıklamaları bir araya getirdik. 

Sonbahar

Şemsiyeniz, yağmurluğunuz ve yağmur çizmelerinizle saatlerde dışarıda yürümekten keyif alıyor, hava gri bulutlarla dolduğunda içinizi tarifsiz bir mutluluk kaplıyor, sararan yaprakları izlemek size huzur veriyorsa risk almayı seven bir karaktere sahip olduğunuzu söyleyebiliriz. Sonbaharın tutarsızlığı, mevsimin dramatik renkleri ve serin havası, bu mevsimi seven insanların sakin, romantik ve yaratıcı kişiliklerini fazlasıyla yansıtıyor. Sonbaharın canlı turuncu renkleri ve serin havası ise, sürekli değişim arzusuna hitap ediyor. Sonbahar mevsimini seven insanlar genelde değişime açık, farklılığı seven ve çeşitlilikleri kucaklayabilen karakter özellikleriyle tanınıyorlar. Sonbahar insanlarının bu değişim arzusu nedeniyle aynı zamanda çok sık duygusal iniş çıkışlar deneyimleyebildiği ve bu nedenle de yaşamlarında hep huzuru, tutarlılığı ve dinginliği arzuladıkları düşünülüyor. Sonbahar mevsimini seven insanlar aynı zamanda arkadaşlarıyla vakit geçirmekten hoşlanan, geleneksel, anlaşması kolay, eğlenceli ve ailelerini yaşamlarındaki her şeyin önüne koyan kişiler olarak biliniyorlar. 

Yaz mevsimi sonrasında değişimin ve dönüşümün habercisi olan sonbahar mevsimi, aynı zamanda içe dönüşün ve kapanışın da sembolü. Bu yüzden bu mevsimi seven insanlar kendileriyle baş başa vakit geçirmekten hoşlanan ve yalnız kaldıklarında yaratıcılıklarını besleyebilen de kişiler.

İlginizi çekebilir: Sonbahar mevsimine geçişi kolaylaştıracak öz bakım önerileri

Kış

Bir kupa sıcak çikolatayla battaniye altında saatlerce kitap okumak, loş ışıklar ve karanlıkta olmak hoşunuza gidiyorsa tam bir kış insanı olduğunuzu söyleyebiliriz. En sevdiği mevsim kış olan insanlar genelde tutarlılıktan hoşlanan, maceraya atılmaktan çekinen ve konfor alanının dışına çıkmaktan imtina eden olarak biliniyorlar. Evlerinde vakit geçirmeyi seven ‘kış insanları’, sosyalleşmek için genelde dışarı çıkmaktansa arkadaşlarını evlerine davet etmeyi tercih ediyorlar.

Yalnızlıktan keyif alan, ‘ben zamanlarını’ önemseyen ya da sadece çok yakın olduğu kişilerin yanında olmaktan hoşlanan kış insanları tıpkı sonbaharı sevenler gibi daha çok içe kapanık kişilik özellikleri sergiliyorlar. Her şeyi tek başlarına yapmaya alışkın oldukları ve ne istediklerinden emin oldukları için en önemli seçimlerinde dahi kolaylıkla karar verebiliyorlar. En yakınlarında olan birkaç insana son derece düşkün olan kış insanları, söz konusu aileleri ya da en yakınları olduğunda son derece fedakar davranabiliyorlar. 

İlginizi çekebilir: Kış günlerini bir Norveçli kadar mutlu geçirmenin yolları

İlkbahar

Lale filizlerinin topraktan yeniden fışkırmaya başladığı, ağaçların pastel tonlarda çiçeklere büründüğü ve doğanın uyandığı ilkbahar mevsimi en sevdiğiniz mevsimse, sizin muhtemelen son derece sabırlı ve anlaşması kolay bir karaktere sahip olduğunuzu söyleyebiliriz. İlkbahar mevsiminde ruhunun canlandığını ve enerji dolduğunu hisseden bireyler anlık hazlar peşinde koşmamakla birlikte yaşamlarında her şeyin yavaş ve dengeli şekilde akmasını tercih eden insanlar olarak biliniyorlar.

Yeni başlangıçların mevsimi olarak bilinen ilkbaharı seven insanlar, umut ve enerji dolu karakterleriyle ön plana çıkıyorlar. İlkbahar mevsimini sevenler yeni başlangıçlardan hoşlanmalarının yanı sıra, yeni fikirlerini gerçekleştirmek, yeni hobiler edinmek ya da yeni projelere başlamak konusunda son derece istekli olabiliyorlar. Enerjik karakterleri yaratıcılıklarıyla bir araya geldiğinde karşılaştıkları sorunlara pratik çözümler geliştirebiliyor ya da kimsenin aklına gelmeyen dahiyane fikirler üretebiliyorlar. İlkbahar insanları ayrıca, akıllarına koydukları şey her neyse, o şeyi başarılı şekilde tamamlamaya dair içsel bir motivasyona da sahip. Yakınları tarafından sevilmekten ve ilgi görmekten de son derece mutlu oluyorlar.

İlginizi çekebilir: Bahar enerjisi: İlkbaharın canlandırıcı enerjisiyle uyumlanarak bahar yorgunluğundan kurtulun

Yaz

Güneş, deniz, kum, açık hava… Kendinizi ‘Ben tam bir yaz insanıyım.’ diye tanımlıyorsanız muhtemelen oldukça hayat dolu ve eğlenmeyi seven bir karaktere sahipsiniz. Daha dışa dönük olan, sosyalleşmeye bayılan ve evde olmayı pek sevmeyen yaz insanları, ilişkilerine son derece önem verdikleri kadar anı yaşamaya ve istediklerini hemen elde etmeye de eğilimli olabiliyorlar.

Yaz insanları genelde özgür ruhları, spontanlıkları ve plansızlıklarıyla biliniyorlar. Canları ne isterse onu yapmak isteyen ve kendilerini kurallarla sınırlandırmaktan hoşlanmayan yaz insanlarını, özellikle yaz mevsimi geldiğinde sabit bir yerde bulabilmek neredeyse imkansız. Seyahat etmeyi, açık havada olmayı ve gezmeyi seven yaz insanları aynı zamanda hayata karşı son derece pozitif bakan, küçük şeylerle mutlu olmayı bilen ve hayatın tadını doyasıya çıkaran bir karaktere sahip. Konfor alanından çıkmayı, hareket etmeyi, seyahat etmeyi, insanlarla bir arada vakit geçirmeyi, açık havada eğlenmeyi seven yaz insanları, son derece dışa dönük, neşeli ve iyimser kişiler olarak tanımlanıyorlar. 

İlginizi çekebilir: Doğa ana ile bağ kurmanızı sağlayacak yaz aktiviteleri

Sonuç olarak, ışık ve sıcaklıktaki mevsimsel değişiklikler nasıl düşündüğümüz, hissettiğimiz ve davrandığımız üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Bununla birlikte, bireysel tercihlerimizin deneyimlerimiz de dahil olmak üzere mevsim dışında çok çeşitli faktörlerden etkilenebileceğini hatırlatmak isteriz. Örneğin, yaz aylarında dışarıda arkadaşlarınızla eğlenerek büyüdüyseniz ve yaz mevsimine dair harika anılarınız varsa, yetişkin olarak da yazı sevmeniz daha olası olabilir. 

Kaynaklar: Very Well Mind, Glamour, Kelly Mothner, Safe 365, Odyssey

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale