X

En popüler diyetler cildimizi nasıl etkiliyor?

Yedikleriniz, yalnızca bedeninizin sadece bir bölümünü veya bir özelliğini değil, hayatınızdaki birçok şeyi etkiliyor, alışveriş alışkanlıklarınızı, yemek hazırlama alışkanlıklarınızı, fiziksel ve zihinsel sağlığınızı, kilonuzu… Ancak hepsi bu değil; yedikleriniz aynı zamanda cildinizi de etkiliyor. Yani hedefiniz ne olursa olsun, belli bir beslenme şeklini seçtiğinizde bu durumdan bedeninizin tamamının etkileneceğini, cildinizin de buna dahil olduğunu unutmayın. Peki farklı diyetler cildi nasıl etkiliyor?

1. Paleo diyeti

Taş devri diyeti de denilen paleo beslenme düzenini benimseyen kişiler, sadece avcı ve toplayıcı atalarımız ne yiyorlarsa onları yemeye çalışıyorlar. Loren Cordain tarafından bulunan bu diyette, nsanlar hastalıklara yakalanma riskini azaltıp kilo vermeyi hedefliyor. Paleo diyetinde et, sebze, meyve, deniz ürünleri ve yemişler bolca tüketilirken ancak tahıl, süt ürünleri, tuzlu ürünler ve baklagiller mümkün olduğunca az tüketiliyor.

“Proteinler amino asitlere bölünmüş durumdadır. Amino asitler; proteinin bulunduğu deri, saç, tırnaklar ve vücudun geri kalan tamamındaki protein yapı taşlarıdır”

Peki paleo diyeti cildi nasıl etkiliyor? Paleo diyeti protein bakımından oldukça zengin bir beslenme türü. Birçok güzellik ürününün de protein içermesinin belli bir nedeni var. Proteinler, sağlıklı bir cilt için olmazsa olmaz niteliğindedir. New York’taki Skinney Medspa kliniğinden Dermatolog Dr. Hadley King, “Proteinler amino asitlere bölünmüş durumdadır. Amino asitler; proteinin bulunduğu deri, saç, tırnaklar ve vücudun geri kalan tamamındaki protein yapı taşlarıdır” diyor. Yani protein sadece kas üretiminde kilit öneme sahip değil, aynı zamanda sağlıklı, esnek ve güçlü bir cilt için kolajen üretiminde de gerekli bir madde.

Paleo diyetinin tek sağladığı şey elbette protein değil. Cildin bariyer görevini görebilmesi için sağlıklı yağlardan da yeterli miktarda alınması gerekir. Yani zeytinyağı, avokado ve yemişlerden alınan sağlıklı yağlar, cildinizin nem ihtiyacını karşılar ve onu korur.

Ancak protein ağırlıklı beslenirken, hormonla büyütülen kümes hayvanlarına dikkat etmek gerekiyor. Miami Skin Institute’den Dr. S. Manjula Jegasothy, “Dışarıdan verilen hormon oranı yüksek olan yiyecekler, örneğin organik olmayan, aşırı büyük tavuk göğüsleri ve diğer hormonla büyütülen hayvansal besinler kortizol seviyesini yükseltebilir” diyor. Yükselen kortizol da daha yüksek testosteron, östrojen veya projesteron demektir. Bu da ciltte akne sorununa davetiye çıkarır.

Özetlemek gerekirse, eğer paleo diyeti herhangi bir vitamin, mineral eksikliğine neden olmadığı ve hormonla üretilen hayvansal gıdalardan kaçındığınız sürece cildiniz için yararlı olabilir. Özellikle paleo diyeti süresinde tuzdan kaçınmak, göz altlarınızda şişkinliklerin oluşmasına engel olur.

İlginizi çekebilir:

Paleo diyeti nedir ve nasıl yapılır?

Tarihinden felsefesine detaylı bir bakış: Paleo diyeti nedir, nasıl yapılır?

Paleo diyetinde örnek besinler ve dikkat edilmesi gerekenler

Paleo diyetiyle ilgili bilmesi gerekenler

Taş Devri’ne gönderme: Paleo diyetiTaş Devri’

2. Whole30 diyeti

Son günlerin popüler diyetlerinden whole30 da paleo diyeti gibi et ve vegan yiyeceklere ağırlık veren bir beslenme düzenini içeriyor. Ancak whole30, paleo diyetinden farklı olarak sadece 30 günlük bir süreyi kapsıyor. Whole30 diyeti yapanlar 30 gün boyunca kırmızı et, kümes hayvanları, balık, bazı meyveler ve sağlıklı yağlarla besleniyor. Ancak bu süre içinde tahıllar, baklagiller, sebzeler, süt ürünleri, şeker, soya ve alkolü tamamen kesiyor.

Whole30 diyeti cildi nasıl etkiliyor? Whole30 diyeti yapanlar da protein ve yağ bakımından zengin beslenmenin cilt üzerindeki tüm faydalarından yararlanıyor. Ancak whole30 diyeti yapanlar şekeri ve alkolü de tamamen çıkardıkları için cilt görünümünde de farklılıklar hissedebilir. New York’kai Mount Sinai Hastanesi’nde Kozmetik ve Klinik Araştırma Direktörü Dr. Josua Zeichner, daha az şeker tüketiminin akne ve cilt yaşlanması şikayeti olanlar için çok faydalı olduğunu söylüyor. Dr. Zeichner, kandaki yüksek şeker oranının glikasyon denilen bir sürece neden olduğunu ve şeker moleküllerinin kolajene yapışarak kolajen üretimini zorlaştırdığını ve bunun da erken yaşlanmaya neden olduğunu belirtiyor.

Whole30 diyeti boyunca kesilen neredeyse tüm yiyecekler, vücudunun inflamatuar yanıtlarını tetikliyor ve bağışıklık sisteminde karışıklığa neden oluyor. Tetiklenen inflamasyon da gözeneklerin tıkanmasına, akneye ve ciltte kabarıklığa neden oluyor. Şeker, kızartmalar, rafine karbonhidratlar, süt ürünleri (bazı kişilerde) ve doymuş yağlar inflamasyona neden oluyor. Bu gıdaların beslenme düzeninden çıkarılması, cildin daha temiz ve berrak bir görünüme kavuşmasını sağlıyor.

İlginizi çekebilir: Sağlıkla parlayan bir cilt için tüketmeniz gereken besinler

3. Süt ve süt ürünlerini bırakma

Süt ve süt ürünlerini tüketmeme, genellikle laktoz intoleransı olan kişilerde görülmekle birlikte bazen kişiler kilo vermek için de bu yönteme başvurabiliyor. Peki süt ve süt ürünlerini kesmek, cildi nasıl etkiliyor? Bazı kaynaklar süt ve süt ürünlerinin akne problemine neden olabildiğini söylese de aslında bu konuda yapılmış pek fazla araştırma bulunmuyor. Miami Skin Institute’den Dr. Jegasothy, hayvan sütü gibi içinde doğal hormonlar bulunduran besinlerin, akne sorunuyla ilişkili olabileceğini, bu yüzden süt ürünlerini azaltmanın hormonlara bağlı cilt sorunlarının kontrolünde işe yarayabileceğini söylüyor. Az yağlı veya yağsız sütler de şeker bakımından zengin oldukları için, akne problemine davetiye çıkarabiliyor.

Ancak süt ürünlerini azaltmak, bağırsak sağlığı açısından çok önemli olan (ve dolayısıyla cilt sağlığını da etkileyen) probiyotiklerden mahrum kalınmasına neden olabiliyor. Ayrıca süt ürünlerini daha az tüketmek, D vitamini eksikliğine de neden olabiliyor. Oysa D vitamini, UV ışınlarına veya diğer çevresel etkenlere maruz kalan cildin yenilenmesini sağlıyor.

Eğer cildinizdeki sorunların süt ürünlerinden kaynaklandığını düşünüyorsanız, süt ürünlerini daha az tüketebilirsiniz. Ancak uzmanlar, genelde bu tür durumlarda asıl suçlunun süt ürünleri değil, bu ürünlerin içindeki şeker ve işlenmiş malzemeler olduğunu söylüyor. Bu içerikler vücutta inflamasyona neden oluyor, bu da kendini ciltte akne olarak gösteriyor.

Gluteni kestiğiniz zaman, işlenmiş tahıl içeren yiyecekleri de kesmiş olursunuz ve bu kan şekerindeki ani değişimlerin azalmasını sağlar
4. Glutensiz beslenme

Son yıllarda çok popüler olan glutensiz beslenme, sadece çölyak hastalarına veya gluten intoleransı olan kişilere özel değil. Birçok insan, şişkinlik ve bazı mide problemlerine iyi geldiğini düşünerek ve kilo verdirdiğine inanarak glutensiz beslenme yöntemini uyguluyor.

Peki glutensiz beslenme ciltte ne gibi etkilere neden oluyor? Eğer çölyak veya dermatitis herpetiformis hastalığından muzdaripseniz, glutensiz beslenme kaşıntı ve hastalığa bağlı olarak gelişen ciltteki döküntüleri yok eder. Ancak bu hastalıklardan herhangi birine sahip değilseniz, gluteni beslenme düzeninizden çıkarmak akne sorununuzu azaltır. Bunun sebebi aslında oldukça basit; gluten içeren birçok yiyecek aynı zamanda glisemik indeksi yüksek karbonhidrat içeren yiyecekler oldukları için bunları kısıtlamak akne sorununu da azaltır.

Ancak glutensiz beslenmenin cilt üzerinde hem pozitif hem de negatif etkileri var. Gluteni kestiğiniz zaman, işlenmiş tahıl içeren yiyecekleri de kesmiş olursunuz, bu da kan şekerindeki ani değişimlerin azalmasını sağlar. Böylelikle ciltte sarkma veya kolajen yıkımı daha az görülür. Fakat gluteni tamamen beslenme düzeninizden çıkarmak, aynı zamanda zengin B vitamini ve selenyum kaynaklarından da yoksun kalınmasına neden olur. Halbuki B vitamini cilt hasarına bağlı inflamasyonla mücadeleye yardımcı olur. İşte bu yüzden glutensiz beslenme, aslında herkes için uygun olmayabilir.

Kaynaklar:
Health.com
Greatist

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale