X

Eksikleri görmek: Hangi resmin boşluklarını doldurmaya çalışıyorsun?

Neyin eksikliği adını koyamadığın?

Hangi boşluk içindeki sesin yankılanmasına sebep olan?

Hepimizin var. Belki de hep var olacak. Kimisi gerçek, kimisi sanrı… Yani öyle bir eksik yok ama sen sanıyorsun ki var. Bir şey eksikmiş gibi geliyor, adına boşluk diyorsun. Boşluklar hep doldurulmayı beklerler. Tam olmak için dolmak gerekir, doldurmak gerekir; ama neyi?

Yapbozdaki eksik parçayı nasıl anlarsın? Bütününe bakarak…

Demek ki baktığın bir bütün var, bir büyük resim var. Sen o resme bakarak eksik parçaları görüyorsun.

Peki, o büyük resim kime ait?

Sana aitse ne ala, doldurmaya çalış tüm boşlukları, hem de var gücünle. Yorulmadan değil. Yorul, yorulduğunda dinlen; sonra devam et. Durmadan çalış da demek olmaz. Lazımsa dur, soluklan. Dur, düşün, hayal et, ihtiyacın neyse onu yap; sonra devam et.

Ama… Ya resim sana ait değilse?

O zaman önce resmi anlaman gerek. Kimin resmine bakıyorsun, kimin resmini yaşatıyorsun? Boşluk dediğin senin resmine ait değilse hangi parça doldursun ki onu?

Önce kendi resmini düşün, duy, dinle resmini. Belki de sana ait olmayan, sana biçilmiş bir büyük resme odaklı devam ediyorsun hayatına ve bu yüzden bütün boşlukların sana yabancı.

“Tam” olmak güzeldir ama önce neyi tam etmeyi seçtiğini bilmeli insan. Seçmediyse de farkına varmalı.

DUR! Kendi büyük yapbozuna bak. Gerekirse tüm parçaları bir bir değiştir, ama kendi resmine başla bir yerden… Geç değil, hiçbir zaman geç kalmayız. Sen hazırsan, başlayacağın şey de sana hazırdır.

Bak, sonra ne güzel adını koyacaksın o boşlukların. O eksiklerin bir bir yerini dolduracaksın. Belki yine “tam” olmayacak o resim ama günün sonunda “senin” olacak. Bu yeterli.

 

İlginizi çekebilir: İçindeki çocuk hayatından memnun mu?

Ceyda Tepret: İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümü mezunudur. Koç Üniversitesi’nde MBA eğitimi alıp, Madrid’deki IE Business School’da International MBA programında eğitimini tamamlamıştır. Pazarlama alanında bir kariyer tercih etmiştir ve bu alandaki çalışmalarına devam etmektedir. İnsan davranışları ve psikolojiye duyduğu ilgi onu koçluk eğitimi almaya yöneltmiştir. ICF sertifikalı profesyonel bir koç olarak, danışanlarına kendi yolculuklarında destek vermektedir. Pazarlama profesyoneli kimliğiyle marka hikayelerinin, profesyonel koç kimliğiyle de insan hikayelerinin peşindedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale