İçindeki çocuk hayatından memnun mu?

Tıpkı dil bilgisi dersinde öğrendiğimiz ismin halleri gibi insanların da halleri vardır. Kiminin –de hali, birinde olma haliyken, kimininki kendinde olma halidir belki de. Bu hallerin ne olduğu sadece kelimelere yüklediğimiz anlamlardan ibarettir. Kelimelerle oynamayı ne kadar sevdiğimize göre türetebiliriz bu halleri. Ne kuralı vardır, ne genel bir kabulü. Bununla birlikte, bir de insanın “yalın hali” vardır ki, işte onu söylediğimizde herkes için aynı şeyi anlarız; insanın “çocuk hali”.

“Yalın haliniz”le aranız nasıl?

“İçinizdeki çocuk” konuşuyor mu sizinle?

Belki de yıllardır onu susturuyordunuz çünkü sorumluluklarınız vardı. Onu hep susturdunuz çünkü onun sesini dinlemek için cesaret gerekiyordu, tutku gerekiyordu, hareket gerekiyordu; ama bunlara ayıracak vaktiniz ya da enerjiniz yoktu. Durum buysa eğer, sonra başka şeyler için de vakit ya da enerji bulamamaya başlamanız kaçınılmaz olmuştur. Çünkü vaktinizi ya da enerjinizi çalan değil, ona kaynak olandır esasen o susturduğunuz çocuk.

İçindeki çocuk hayatından memnun mu?

İçindeki çocuğun büyümesine izin verme” derler ya, o zaten bizim elimizde değil. O çocuk bizim doğal halimiz, “yalın” halimiz.

Kişinin benlik durumlarını inceleyen bir kişilik kuramı olan Transaksiyonel Analiz şöyle der; insanın 3 benlik yani ego durumu vardır. Bunlar; ebeveyn, yetişkin ve çocuktur. Bu ego durumlarından yalnızca ebeveyn ve çocuğun sesi çıkar. Yetişkinin fonksiyonu ise, bu sesleri dinleyerek kişinin kendi ihtiyacını doğru tespit etmesi ve bunu uygun şekilde karşılamasıdır, dengeyi korumaktır bir nevi. Her yaştaki kişi için bu 3 benlik durumu geçerlidir. Tam da bu sebeple, içimizdeki çocuk hep var ve hep var olacak. Çünkü o çocuk benliğimizin bir parçası. Ne mutlu!

TA’da anlatılan bu benlik durumlarının detayına değinmeyelim, çocuk hallerimize odaklanalım biz.

Onu büyütemeyeceğimizi, büyütmek gibi bir durumun gereksiz olduğunu ve hatta zaten geçersiz olduğunu gördüğümüze göre, çocuk halimize daha çok sahip çıkmaya başlayabiliriz.

Bugüne kadar çevreden aldığımız tüm mesajlar özellikle doğal çocuğumuzu susturma eğilimi göstermemize yol açmış olabilir. Susturmayın, küstürmeyin onu. Sesine kulak verin.

İçimizden taşan isteklerimizin, tutkuyla bağlı olduklarımızın, spontanlığımızın, kendi kurallarımızın kaynağıdır doğal çocuk. Hayatımızdaki sorumluluklarla, ilişkilerimizle, çevremizle meşgulken onu dinlemeyi ihmal etmeyelim.

Dengeyi kurabilmek için onun sesine de ihtiyacımız var. Onun hayatından memnun olması çok önemli. Sizin içinizdeki çocuk hayatından memnun mu?

 

İlginizi çekebilir: Ne güzeldir “hoş gelmek”

Ceyda Tepret
İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümü mezunudur. Koç Üniversitesi’nde MBA eğitimi alıp, Madrid’deki IE Business School’da International MBA programında eğitimini tamamlamıştır. Pazarlama alanında bir ... Devam