Ne güzeldir “hoş gelmek”

Bahar geliyor. Hoş gelsin. Hep hoş gelenler olsun önümüzde.

“Hoş geldin”lerimiz çok olsun, biz de “hoş gelelim” gittiğimiz yerlere hep.

Ne güzeldir "hoş gelmek"

Hoş gelmek ne güzel şeydir. Çok sık kullanır olduğumuz sözlerden, dilimizden düşürmediğimiz ama artık içini pek de doldurmaya dikkat etmediğimiz. Birinin hapşırdığını duyunca refleks olarak “çok yaşa” dememiz gibi tıpkı.

Aslında şöyle dolu dolu söylenince anlamı kendinden pek de büyük iki kelime; “hoş geldin.” Düşünsene biri geliyor ve geldiği için çevren ‘hoş’laşıyor, o kişi sana iyi geliyor, cebinde iyiliklerle geliyor. Belki dışın değişiyor onunla, belki de için…

Hoş gelmek…

İyi gelmek…

İyilikle gelmek…

Her gelen bavuluyla geliyor aslında. İçinde ne olduğu sır. Bavul açılana kadar tatlı bir muamma. Kiminin ağırlığına paha biçiyorsun da bir bakıyorsun içinden tenekeler yuvarlanıyor, kimi hafif sanıyorsun da içinde şahane bir yonca taşıyor, sana hediye. Yani açılana kadar bavulun sırrı devam ediyor.

Açılınca bavul, saçılırsa ortalığa ‘hoş’luklar, ‘iyi’likler, ‘güzel’likler işte o zaman içi dolu, söylemesi rahat bir “hoş geldin” dökülüyor dudaklardan. Peki, her zaman böyle mi oluyor?

Ne güzeldir "hoş gelmek"

Aslında mesele bavuldan bir şeyler çıkarabilmek değil.

Meselenin bavulun kendisiyle de pek ilgisi yok.

Hoş gelebilmek için önemli olan tek mesele niyet.

Gelenin niyetinde saklı esasen tüm sırlar, bavulunda değil.

Niyet kadar güçlü çok az şey var hayatta. Niyetini iyi tutan insan hoş gelir, illa ki. Hoş geleni de bol olur. Niyetine sahip çıkmalı insan. Niyetimizle çıkıyoruz yola, bavul dolu ya da boş. Gelenleri de niyetleriyle karşılamalı, bavulları dolu ya da boş.

Niyetler tıpkı cemreler gibi düştükleri yeri ısıtırlar çünkü. Niyetlerimizdir bir şeyleri başlatan ve sonra da hayatlarımızı şekillendiren. Niyetlerimizdir zamanla bıraktığımız izlere dönüşen. Attığın her niyet, hayatta dalga dalga büyür. Sonra da niyetlerimiz taahhütlerimize dönüşür. Zaten süregelen döngü de budur. Bir niyet, bir davranışa, o da bir taahhüde dönüşür ve sen sorumlu olursun tüm bu döngüden. Sen sorumlu olursun niyetinden.

O yüzden, önce niyetine bakmalı insan çünkü “hoş gelmek” aslında bundan ibaret.

 

İlginizi çekebilir: Hata yapmaya başka bir yerden baksak nasıl olur?

Ceyda Tepret
İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümü mezunudur. Koç Üniversitesi’nde MBA eğitimi alıp, Madrid’deki IE Business School’da International MBA programında eğitimini tamamlamıştır. Pazarlama alanında bir ... Devam