Ebeveyn tükenmişliği ile ebeveyn pişmanlığı aynı şey mi? 

Ebeveynlik çoğu zaman sevgi, yakınlık ve emekle ilişkilendirilir ancak bu deneyimin içinde fazlasıyla yorgunluk, sıkışmışlık, öfke ve suçluluk gibi olumsuz duygular da olabilir. Bu duyguların varlığı, bir ebeveynin kötü olduğu ya da çocuğunu sevmediği anlamına gelmez. Daha çok ebeveynliğin tek pencereye sığdırılan bir deneyim olmadığını gösterir. Son yıllarda ebeveynlik üzerine yapılan tartışmalarda sıklıkla karşımıza çıkan kavramlardan olan ebeveyn tükenmişliği de tam olarak bu duruma karşılık gelir. Ancak sıklıkla karşılaştırıldığı ebeveyn pişmanlığından farklı bir alana temas eder. Her iki duygu da çoğu zaman suçluluk duygusuyla birlikte yaşansa ve aşırı boyutlara ulaştıklarında ebeveynin kendini yetersiz hissetmesine yol açsa da aslında aynı şeyi anlatmaz. 

Ebeveyn tükenmişliğinde uzun süreli bakım, sorumluluk ve duygusal yük sonucu ortaya çıkan yıpranma hali görünürken; ebeveyn pişmanlığında kişinin hayat yönünü ve ebeveynlikle birlikte kaybedilenleri sorgulama gibi oldukça sarsıcı bir duygu vardır. Bu iki kavram arasındaki farkı anlamak ise yaşanan duyguyu adlandırarak ihtiyaç duyulan desteği alma açısından büyük önem taşır.

Ebeveyn tükenmişliği nedir?

Ebeveyn tükenmişliği, ebeveynlik rolünün beraberinde ister istemez gelen strese uzun süre maruz kalmakla ortaya çıkan duygusal ve zihinsel yorgunluk hali olarak düşünülebilir. Burada mesele çocuğu sevmemek ya da ebeveyn olmayı istememek değildir. Tam tersine, çoğu zaman çok fazla sorumluluk almak, sürekli başkalarına yetmeye çalışmak ve kendine alan açamamak bu tükenmişliği besleyen önemli faktörler arasındadır.

Bu tür bir tükenmişlik özellikle ebeveynin dinlenme, destek alma ve kendi ihtiyaçlarını karşılama alanı daraldığında görünür hale gelir. Gün içinde bitmek bilmeyen yapılacak işler ve sürekli bakım yükü devam ederken ebeveynin doğal olarak kendi duygularını dengeleme şansı olmaz ve tahammül seviyesiyle fiziksel direnci düşer. Hatta bu durum uzun süre devam ederse ebeveyn, çocuğuyla vakit geçirmekten keyif almamaya ya da en basit istekleri bile ağır birer yük olarak görmeye başlayabilir.

Ebeveyn tükenmişliğinin yaygın işaretleri arasında şunlar gösterilebilir:

  • Sürekli yorgun ve bitkin hissetmek
  • Çocuğun ihtiyaçlarına karşı sabırsız olmak
  • Ebeveynlikten eskisi kadar keyif almamak
  • Sık sık suçluluk duymak
  • Kendi hayatına hiç alan kalmadığını hissetmek
  • Küçük sorunlara büyük tepkiler vermek
  • Duygusal olarak uzaklaşmak
  • Daha sık yalnız kalmak istemek

Bu işaretlerin tümü, ebeveynin destek sisteminin zayıfladığını ve uzun süreli yük altında ezildiğini gösteren sinyallerdir. 

Ebeveyn pişmanlığı ne anlama gelir?

Ebeveyn tükenmişliğiyle karıştırılan ebeveyn pişmanlığı ise çok daha farklı bir yere temas eder. Burada kişi yorulmanın ötesinde bir iç sorgulama evresine geçer ve ebeveyn olma kararını ya da bu kararın hayatındaki etkilerini incelemeye başlar. “Keşke” ile başlayan cümlelerin sıklıkla kurulduğu bu durum, ebeveynin başına gelen her şeyden çocuğu sorumlu tutmasına neden olabilir ve ardından gelen suçluluk duygusuyla birlikte daha da yoğunlaşabilir. 

Çünkü toplumsal olarak ebeveynlik, özellikle de annelik, çoğunlukla koşulsuz mutluluk ve tamamlanma fikriyle anlatılır. Hatta birçok kültürde annelik toplumun en kutsal statüsüdür ve belirli bir yaştan sonra anne olmayan kadınlarda bir sorun bile aranabilir. Kişinin kendi içindeki anne olma isteğini sorgulamadan sırf toplumsal beklentiler sebebiyle ebeveyn olması da çocuğa duyulan derin sevginin yanı sıra yas, kayıp, pişmanlık gibi duyguları içerebilir. Yani kişi çocuğunu sevip onun iyiliğini istemesine rağmen aynı zamanda çocuk sahibi olmanın ona neler kaybettirdiğinin farkındadır ve ebeveyn olduğu için sürdüremediği hayallerinin arkasından yas tutabilir.

Ebeveyn pişmanlığı genellikle şu düşüncelerle birlikte gelişir:

  • Ebeveyn olmadan önceki hayatı yoğun şekilde özlemek
  • Ebeveyn olmasaydı neler yapabileceğini hayal etmek
  • Çocuk sahibi olma kararını tekrar tekrar sorgulamak
  • Kendi kimliğinin ebeveynlik içinde kaybolduğunu hissetmek
  • Başka bir hayat ihtimalini sık sık düşünmek
  • Bu düşünceler nedeniyle yoğun suçluluk ve utanç yaşamak

Bu noktada önemli olan ise her zorlanmanın pişmanlık olmadığıdır. Bazen kişi sadece çok yorgundur, az destek alıyordur veya uzun süre uykusuz kalmıştır. Ancak sorgulama daha derin, sürekli ve kimlik algısıyla bağlantılı olduğunda ebeveyn pişmanlığından söz edilebilir.

Aradaki farkı nasıl anlayabilirsiniz?

Ebeveyn tükenmişliği çoğu zaman kişinin artık hiç gücü kalmadığı düşüncesine yakın bir konumda durur. Bunun karşılığında ebeveyn pişmanlığı ise daha çok içinde bulunduğu yaşamdan memnun olmama ve kendi için başka bir seçenek olduğunu düşünme hissiyle birlikte gelir. Tükenmişlikte basitçe dinlenerek, destek alarak, sorumluluğu paylaşarak çözülecek bir sorun vardır. Oysa pişmanlık, kişinin zamanın verdiği ebeveynlik kararını sorgulayıp bu şartların aslında kendi kimliğine uymadığını anlamasıyla ortaya çıkan çok daha derin bir hesaplaşmadır.

Bu iki deneyim bazen birbirine yakın görünebilir ve uzun süre tükenen bir ebeveyn, zamanla pişmanlık düşüncelerine yaklaşabilir. Aynı şekilde pişmanlık duygusu yaşayan biri, bu duyguyu bastırmaya çalıştıkça daha fazla tükenebilir. Bu yüzden duyguyu hemen yargılamak yerine ona yakından bakmanız gerekir.

1. Duygunun ne zaman arttığını fark edin.

Yorgunluk özellikle uykusuzluk, yoğun bakım yükü, destek eksikliği ya da iş stresiyle artıyorsa tükenmişlik de genellikle daha baskındır. Duygu daha çok hayatın genel yönüne, kimlik kaybına ve geçmiş kararların sorgulanmasına bağlanıyorsa pişmanlığın ön planda olduğu söylenebilir. 

2. Kendinizi suçlamak yerine ihtiyaçları tanıyın.

Ebeveynlikte içinden geçtiğiniz kötü duyguları bastırmak, onları bir süreliğine görünmez kılabilir ancak genelde daha da şiddetlendirir. Bunun yerine o an ihtiyaçları belirlemek ise mevcut durumu görmezden gelmeden çözmeye yönelik olarak atacağınız en etkili adımlardan biridir. Çünkü ebeveyn olmak, tıpkı diğer insanlar gibi dinlenmeye, yalnız kalmaya, sınır koymaya ya da destek almaya ihtiyaç duymadığınızı göstermez. 

3. Desteği geciktirmeyin.

Ebeveynlikte zorlanmak oldukça doğaldır. Ancak yoğun öfke, çaresizlik, kopukluk, sürekli ağlama isteği, kendine ya da çocuğa zarar verme düşünceleri varsa profesyonel destek almanız gerekir. Tek başına taşımanın zor olduğu bu tür duygularla mücadele için desteği geciktirmemek de önemlidir.

Ebeveyn tükenmişliği ve ebeveyn pişmanlığı aynı şey değildir fakat ikisi de ciddiye alınması gereken deneyimlerdir. En sağlıklı başlangıç, bu duyguları yok saymak yerine güvenli bir alanda konuşabilmek ve destek istemeyi ebeveynliğin bir parçası olarak görebilmektir.

Kaynak: parents

İlginizi çekebilir: Ebeveyn tükenmişliğiyle başa çıkmak

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!