“Boredom is a gift” (Can sıkıntısı bir hediyedir): Yaz tatilinde “Canım sıkılıyor” diyen çocuklar 

Yaz tatili çocuklar için uzun bir özgürlük alanı gibi görünürken ebeveynler için bazen bitmeyen bir organizasyon takvimine dönüşebiliyor. Kurslar, oyun grupları, yaz okulları, ekran süresi pazarlıkları, hafta sonu planları, “bugün ne yapacağız?” soruları derken tatil de kendi içinde ayrı bir mesaiye dönüşebiliyor. 

Çocukların dinlenmesi, eğlenmesi ve gelişimi için bir şeyler planlamak elbette değerli. Fakat yaz tatilindeki her boşluğu doldurmaya çalışmak, çocukların kendi zamanlarını kurma becerisini fark etmeden geri plana itebiliyor. Oysa “canım sıkılıyor” cümlesi her zaman hemen çözülmesi gereken bir kriz anlamına gelmiyor. Bazen çocuğun kendi hayal gücüyle, merakıyla ve iç dünyasıyla temas edeceği değerli anların başlangıcı olabiliyor.

Can sıkıntısı çocuklar için neden gerekli?

Can sıkıntısı yetişkin kulağına çoğu zaman olumsuz gelse de yaratıcılık, sorun çözme ve kişisel tatmin anlamında fazlasıyla hayati. Çocuk sıkıldığında hemen ona bir etkinlik bulmak, oyun açmak ya da eline telefon vermek ise tam aksine oldukça zararlı. Çünkü canının sıkıldığını söyleyen çocuğa her seferinde yapacak bir şeyler bulmak, hem onun adına düşünmek anlamına geliyor hem de onların bireysel gelişimine zarar veriyor. Nitekim, çocuk canının sıkıldığını söylese de bir süre sonra kendi başına oyun üretme, yaratıcı düşünme ya da aklındaki bir senaryoyu hayata geçirme konusunda gerekli ilhamı kazanıyor.

Can sıkıntısında yavaş yavaş yeni fikir üretmeye başlayan çocuk zihni, sosyal medyada görülen taktiklerin ya da algoritmanın sunduğu önerilerin çok daha ötesine geçerek çocuğun gerçek ilgi alanlarını ve iç dünyasını yansıtıyor. 

Kendi başına düşünme ve sorunlarını çözme fırsatı bulan çocuklar ileride kendini sakinleştirebilen ve yaratıcı düşünebilen bireylere dönüşürken, kendi adına oyun bulunan çocuklar ise yönlendirmeye bağımlı hareket eden ve kendinden emin olamayan bireyler olabiliyor. Çocuklarda can sıkıntısının başlıca avantajları şöyle sıralanıyor:

  • Hayal gücünü harekete geçirme
  • Kendi kendine oyun üretme becerisini destekleme
  • Problem çözme becerisini geliştirme
  • Kendi başına karar alma cesaretini artırma
  • Dış yönlendirme bağımlılığını azaltma
  • Duygusal dayanıklılığı ve öz güveni güçlendirme

Ebeveynler neden boş zamanları doldurmak istiyor?

Bugünün ebeveynlerinin, çocukları için önceki nesillere kıyasla çok daha bilinçli ve detaylı kararlar aldığı kesin. Bu çabanın arkasında ise her neslin kendi çocuğu için istediği o “iyi gelecek” arzusu var. Yaz tatillerindeki her boş programın doldurulması ve adeta okul günlerinin mini bir kopyasının oluşturulması da tam olarak bu yüzden. Tamamlanacak ödevler, öğrenilecek dersler ve katılınacak kurslarla dolu bir yaz tatili programı çocuğun okul açıldığında elbette kendi yaş grubundan geri kalmaması amacıyla planlanıyor. Ancak bu planlı, programlı ve verimli geçmesi beklenen süreç ebeveyn açısından ne kadar olumlu gitse de çocuk için bazen aynı faydayı sağlayamıyor. Çünkü aslında çocuğun sadece tek başına kalarak öğrenebileceği ve belki hayatın başka hiçbir yerinde geliştirme fırsatı bulamayacağı önemli becerileri baskılayabiliyor. Dolayısıyla yaz tatilinde her güne bir etkinlik planlamak o kadar doğru bir yaklaşım olmayabilir.

Tıpkı yetişkinler gibi boş zamana ihtiyacı olan çocuğunuza her canı sıkıldığında aktivite üretmek yerine onu kendi dünyasında baş başa bırakabilirsiniz. Hazır etkinliklere ilgisini kısa sürede yitiren bir çocuk bile kendi başına minderlerden çadır kurmaya, oyuncaklara yeni roller atamaya ya da parkta keyfince koşturmaya başladığında uzun süre zihinsel canlılığını ve fiziksel heyecanını koruyacaktır. Bir dahaki sefere ona “Şunu yap”, “Bunu yap” demek veya onun için ek kurslar ve aktiviteler planlamak yerine onu düşünmeye davet edebilir ve can sıkıntısından kendi kendine kurtulmasını teşvik edebilirsiniz. Küçük çocuklarda ucu tamamen açık bir davet zorlayıcı olduğundan “Elindeki malzemelerle sence ne yapabilirsin” gibi ufak yönlendirici cümleler kurmak, süreci ikiniz adına da daha keyifli hale getirebilir. Böylece çocuk, ekranlardan uzakken de eğlenmenin ve yeni fikirler üretmenin bir yolunu bulabileceğini anlayabilir.

Yaz tatilinde can sıkıntısını günlük yaşama nasıl katabilirsiniz?

Yaz tatilinde çocuğunuzun can sıkıntısını destekleyecek olmanız, ona tamamen plansız ve sınırsız alan tanıyacağınız anlamına gelmiyor. Çocuklar genellikle güvende hissettikleri ortamlarda daha rahat hareket etmeye meyilli olduğundan, bu güvenilir alanı ona sunduğunuzda iç dünyasını ve düşüncelerini dışa vurma şansı yakalıyor. Çocuğunuzun hayal gücünü desteklerken ona güvenli bir alan sunmak için günlük hayatta deneyebileceğiniz adımlardan bazıları şunlar olabilir:

  • Günün her saatini planlamayın; özellikle sabah veya öğleden sonra için serbest oyun aralığı bırakın.
  • Evde karton kutu, renkli kağıt, ip, mandal, eski kumaş parçaları, boya ve deniz kabuğu gibi açık uçlu malzemeler bulundurun.
  • Çocuk sıkıldığında hemen etkinlik önermeden önce birkaç dakika düşünmesine izin verin.
  • Ekranı ilk çözüm olarak kullanmak yerine, zamanı belli bir seçenek olarak konumlandırın.
  • Dışarıda amaçsız zamana alan açın; parkta, bahçede, sahilde veya balkonda serbest oyun fırsatı yaratın.
  • Çocuğun kurduğu oyuna hemen müdahale etmeyin. Çünkü dağınıklık, tekrarlanan hareketler ve garip senaryolar yaratıcı oyunun parçası olabilir.

Yaz tatilinin her günü renkli, planlı ve unutulmaz olmak zorunda değil. Bazı günler yavaş geçerken, diğerleri çok daha aktif ve renkli olabilir. Bazı saatlerde ise çocuk ne yapacağını bilemez şekilde can sıkıntısı hissedebilir. Bu anları hemen susturmak yerine biraz bekleyip onun ne çözüm üreteceğini görmek, belki de yazın ona sunacağınız en öğretici ve yaratıcı etkinlik olabilir.

Kaynak: theguardian, whowhatwear

İlginizi çekebilir: Çocuklarla sahilde zaman geçirirken yapabileceğiniz aktiviteler

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!