X

Duygusal zeka beynin neresinde: EQ’yu geliştirmek için 7 adım

Duygusal zeka (EQ: emotional intelligence), son yıllarda insan kaynaklarının, liderlik gruplarının, kurumsal ve kişisel gelişim eğitimlerin ön saflarındaki konu haline geldi. Bunun çok da haklı bir sebebi var; çünkü kanıtlar duygusal zekanın iş yeri performansında büyük rol oynadığını gösteriyor. Duygusal zekası yüksek olan kişiler daha iyi performans gösterirken aynı zamanda zihinsel ve fiziksel olarak daha sağlıklılar.

Duygusal zeka nedir?

1920’lerden bu yana bilinen IQ, yani en basit haliyle kişisel zeka skoru olarak tanımlanan kavram, kişilerin matematik becerisi, dil yeteneği, hafıza, mantık yeteneği ve bilgi işleme hızını, yani entelektüel becerilerini ölçmek için kullanılmaktadır. IQ skorunun yüksekliğinin gerek çocukların akademik başarısında gerekse iş hayatında en önemli unsur olduğu düşünülmekteydi. Ancak, 21.yüzyılda hayatta kalabilmek için IQ’nun tek başına yeterli olmadığı ve IQ kadar EQ adı verilen duygusal zekanın gerekliliği ortaya konmuştur.

Duygusal zeka kavramı Daniel Goleman’ın 1996 da çok satanlar listesine giren “Duygusal Zeka” isimli kitabıyla popülerleşti. Ancak fikir, ilk olarak 1990’da Yale üniversitesinden John Mayer ve Peter Salovey tarafından ortaya atıldı.

Duygusal zeka modeli dört bileşenden oluşmaktadır.

  • Kendinin ve başkalarının duygularını doğru bir şekilde algılamak.
  • Düşünce ve karar verme süreçlerinde duyguları kullanmak.
  • Duyguları, duygusal dili ve duyguların ilettiği sinyalleri anlamak.
  • Belirli hedeflere ulaşmak için duyguları yönetmek.

Araştırmalar aynı zamanda duygusal zekanın yapılandırılmış eğitim programlarıyla geliştirilebileceğini ve hayatın her alanında en iyi performansı göstermede yardımcı olduğunu göstermektedir.

EQ beynin neresinde?

Beynin serebral korteks denilen en dış katmanının, belli bölgelerinin belli işlevleri gerçekleştirmekten sorumlu olduğunu 1909’da Alman anatomist Korbinian Brodman’ın yayınladığı kortikal bölgenin ilk haritasından bu yana biliyoruz. Beynin daha derin bölgelerinin nasıl çalıştığını ve ne işe yaradıklarını keşfetmemiz ise son 20-30 sene içinde teknolojinin gelişimiyle birlikte özellikle fonksiyonel MRI cihazlarıyla oldu.

Yapılan araştırmalar Duygusal Zeka konusunda, amigdala (korku, kaygı bölgesi) ile düşünce ve karar verme süreçlerimizi yürüten, ön lob da denilen prefrontal korteksi n(PFC) ve aynı zamanda bilinçlilik, duygu farkındalığı ve regülasyonu, empati, şefkat gibi duygularla ilişkili olan insula bölgesinin rol oynadığını göstermektedir. Bu bölgeler arsında kurulmuş bağlantıları çeşitli eğitim ve egzersizlerle yeniden yapılandırmak mümkün.

EQ geliştirmenin 7 temel adımı: İşte size duygusal zekanızı artırmanın yedi basit yolu

1. Duygularınızı etiketleyin.

Duygularımızın verdiğimiz her kararı etkilemesine rağmen, insanlar nadiren duyguları hakkında konuşmaktan hoşlanırlar. Birçok kişi için, “göğsümde bir sıkışma var sanki ” ya da “boğazımda bir yumru var” gibi şeyler söylemek, gerçekten hissettiklerinden çok daha rahattır, ki bu ifadeler genellikle üzüntü veya kaygıdır.

Duygularınızı gerçek duygularla etiketlemeyi deneyin. Kendinizi günde birkaç kez kontrol edin ve yüksek sesle duyurmasanız bile nasıl hissettiğinize dikkat edin.

2. Duygularınızın yargılarınızı nasıl etkilediğini düşünün.

Artık nasıl hissettiğinizi bildiğinize göre, bu duyguların düşüncelerinizi ve davranışlarınızı nasıl etkilediğini düşünmek için zaman ayırın. Üzgün veya endişeliyseniz, bu sizin reddedilmekten korkmanıza ve dolayısıyla önemli bir başarı fırsatını hafife almanıza veya kaçırmanıza sebep olabilir.

Öte yandan, eğer bir fırsat için aşırı heyecanlıysanız, şansınızı olduğundan daha iyimser tahmin edebilirsiniz. Bu, potansiyel sonuçları veya dezavantajları incelemeden risk almanıza yol açabilir.

Daha iyi kararlar vermek için duygularınızın yargılarınızı nasıl etkilediğini bilmeniz gerekir. Bunu yaparken, kendi mantığınızı ve duygularınızı dengeleyecek ve böylece doğru karar vermek için daha donanımlı olacaksınız.

3- Duygularınızın dost mu, yoksa düşman mı olduğuna karar verin.

Duyguları iyi ve kötü diye ayıramayız. Çünkü olumlu veya olumsuz her duygunun bizi hayatta tutmak için önemli bir işlevi vardır. Ancak yaşadığımız her duygu, zaman zaman yardımcımız ya da çelme takanımız olma gücüne sahiptir. Aynı duygu, onu nasıl kullandığımıza bağlı olarak bizi olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkileyebilir.

Herhangi bir anda ne hissettiğinizi belirledikten sonra, o duygunun size bir dost mu yoksa bir düşman mı olduğunu düşünün. Adaletsizliğe karşı durmanıza yardımcı olduğunda öfke bir arkadaş olabilir. Ancak patronunuzla bir tartışmaya girdiğinizde aynı duygu bir düşman olabilir.

Üzüntü, artık sahip olmadığınız bir kişiyi hatırladığınızda onu onurlandırmakta, yaşanılan bir olaydan ders çıkartmakta yardımcınız olabilir. Fakat yaşam motivasyonunuzun önüne geçtiğinde bir düşman olabilir.

Olumsuz bir duygunun, her hangi bir anda bir düşman olarak çalıştığını fark ederseniz, duygularınızı düzenlemek için farklı baş etme stratejileri deneyin. Belki birkaç dakika meditasyon sakinleşmenize ve duygunun dengelenmesine yardımcı olabilir. Çıkıp bir yürüyüş yapmak veya sizi mutlu eden bir aktivite ile ilgilenmek gibi.

4. Kendi duygularınızdan sorumlu olun.

İş arkadaşınızın veya patronunuzun sizi kötü hissettirdiğini söylemek veya eşinizin sizi kötü bir ruh haline sokmaktan sorumlu tutmak, diğer insanların duygularınızı kontrol etmesine izin verdiğiniz anlamına gelir. Duygularınızı yönetebilmek için öncelikle onların tam sorumluluğunu almanız gerekir.

Kendimizden başka hiç kimsenin nasıl davranacağını yönetemezsiniz. Koşullarınıza ve diğer insanlara nasıl cevap vermeye karar vereceğinizi sadece siz seçebilirsiniz. Başka birinin sizi duygusal olarak aşağı çektiğini düşünmeye başladığınızda bunu unutmayın. “Beni deli ediyor” diye genellemek yerine “Şu an yaptığını sevmiyorum ve kızıyorum” şeklinde andaki durumu ve duygunuzu tanımlayın. Neden bu şekilde hissettiğiniz ve bu durumun oluşmasında sizin payınıza düşen sorumluk nedir üzerine düşünün.

5. Diğer insanların duygularına dikkat edin.

Duygusal zekanızı yükseltmenin temel bileşenlerinden biri, diğer insanların nasıl hissettiğine dair anlayışınızı geliştirmektir. Buna odaklanmak ve geliştirmek, fikir ayrılığına sahip olduğunuz bir kişiyle yıkıcı bir tartışma içine girmenizi engelleyecektir. Diğer insanların duygusal durumlarına çok dikkat edin. Birinin nasıl hissettiğini anlayabiliyorsanız, o duyguların o kişinin algısını ve davranışını nasıl etkilediğini daha iyi anlayacaksınız. Tıpkı kendi duygularınızın sizin algınızı ve davranışlarınızı nasıl etkilediğini anlamak gibi. Bunu geliştirmek size doğru zamanlamayla doğru iletişimle ilişkilerinizi sürdürmekte yardımcı olacaktır.

6. Ekran sürenizi sınırlayın.

Dijital cihazlarınıza çok fazla zaman harcamak ilişkilerinizi olumsuz etkileyecektir. Araştırmalar romantik ilişkilerde, , biriyle zaman geçirirken bir akıllı telefonun bulunmasının yakınlığı engelleyebileceğini ve güveni yıpratabildiğini göstermektedir. Çok fazla ekran süresi, bireyin duyguları okuma veya anlama yeteneğini de etkileyebilir. Ve bu duygusal zekanın dört kritik bileşeninden biridir. Özellikle sosyal mecralarda işlevsiz geçirilen uzun zamanların, duygusal durumunuzu olumsuz yönde etkilediğinin farkında olun.

2014 yılında “Computers in Human Behaviour” dergisinde yayınlanan bir araştırma, dijital cihazlarına erişmeden bir kampta beş gün geçiren 51 kişinin, normal hayatına devam eden 55 kişilik bir diğer gruba göre, başka insanların duygularını okuma yeteneklerini büyük ölçüde geliştirdiğini göstermektedir.

Teknoloji ile aranıza sağlıklı sınırlar koymak zihninize, beyninize iyi gelecektir. İnsanlarla yüz yüze konuşurken telefonunuzu çıkarmayın. Gün içinde telefonunuzu kullanmayacağınız zaman aralıkları belirleyin. Uyandıktan sonraki ilk saat ve yatmadan önce en az 30dk telefondan uzak kalmak en etkili zamanlar.
Arada bir dijital detoks yapmak size gerçekten iyi gelebilir. Elektronik olmadan birkaç gün geçirmek, diğer insanların duygularını okuma yeteneğinizde sizi daha iyi donatır.

7. İlerlemenizi ölçümleyin.

Her günün sonunda duygusal zeka alanında ilerlemeniz üzerine düşünün. Sinirli bir iş arkadaşınızla iyi bir şekilde etkileşime girdiniz mi? Zorlu geri bildirimler karşında savunma yaptınız mı? Endişe duygusu patronunuzla konuşmanıza engel oldu mu? Bunlardan ders almaya dikkat edin ve gelecekte daha iyisini yapın.

Duygusal zeka söz konusu olduğunda becerilerinizi geliştirmek için her zaman daha iyisine yer vardır. Sıkışmış hissediyorsanız bir eğitim programına kaydolmanız size yardımcı olabilir. Bu konuda okuyacağınız kitaplar da destek olacaktır.

Beynin duygusal zeka ile ilişkili bölgelerinden özellikle insulanın aktivitesini arttıracak bir zihin egzersizine de aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Kaynak

psychologytoday.com; sciencedirect.com ; Lamm ve Singer (2010). The role of anterior insular cortex in social emotions. Brain Structure& Function. 214(5-6):579-91; Brodmann K (1909) Vergleichende Lokalisationslehre der Großhirnrinde in ihren Prinzipien dargestellt auf Grund des Zellenbaues. Verlag von Johann Ambrosius Barth, Leipzig. Uhls ve ark, (2014). Five days at outdoor education camp without screens improves preteen skills with nonverbal emotion cues. Computers in Human Behavior Volume 39, October 2014, Pages 387-392.

İlginizi çekebilir: Beyin gerçekle hayal arasındaki farkı bilmiyor: “Hayallerimi Yaratıyorum” meditasyonuyla beyninizi hackleyin

Gülferi Yıldırım: Psikoloji ve Nörobilim Uzmanı. Mindfulness Eğitmeni İTÜ Elektronik Mühendisliği’nden mezun ve Yeditepe Üniversitesi’nden (MBA) İşletme Yüksek Lisansına sahip olan Gülferi Yıldırım, Üsküdar Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji ve Nörobilim Yüksek Lisansını tamamlamıştır. Aynı zamanda Kültür Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi olarak “İletişim ve Marka Yönetimi” dersi vermektedir. Kurumsal dünyada, 25 yılı aşkın süredir strateji, organizasyonel yapılanma, iletişim ve pazarlama konularında danışmanlık ve liderlik yapmaktadır. Her yıl İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Mutlu İnsan ZihinRuhBeden Festivali”nin kurucusudur. Kendini keşfetmek üzere çıktığı yolda Türkiye’den Güney Afrika’ya, ABD’den Peru’ya, Hindistan’dan İngiltere’ye ve Bali’ye pek çok eğitime katılmıştır. Bu eğitimlerden bazıları; Oxford, MIT (Massachusetts Institute of Technology), University of Massachusetts gibi dünyanın saygın üniversitelerinde aldığı mindfulness, meditasyon ve nörobilim temelli eğitimlerdir. Doğunun binlerce yıllık kadim bilgilerini, batı bilimi ışığında, kurumsal deneyimleriyle sentezleyerek oluşturduğu mindfulness temelli mutluluk, liderlik, yaratıcılık ve stres yönetimi eğitimleriyle kurumların ve bireylerin hedeflerine ulaşmalarına vesile olmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale