X

Duygusal yeme bozuklukları: Nedenleri ve tedavisi

“Sürekli bir şeyler yemeye ihtiyacım var.” “Tok olduğumun farkındayım ama yemeye devam ediyorum.” Eğer bunlar tanıdık geliyorsa, duygusal yeme bozukluğunuz olabilir. Bu yazımızda duygusal yeme konusunu ele alıyoruz.

Duygusal yeme nedir?

Duygusal yeme bozuklukları; özellikle çevremizden göremediğimiz ilgi ve sevgiyi, kendimize verebilmek ve iyi hissetmek için yemek yemenin zevkinden yararlanmak istememizden kaynaklanabilir. Eğer faydasını görmenize rağmen diyet yapmaya devam edemiyorsanız, kilolu olmaktan hoşlanmamanıza rağmen yeme isteğinizi durduramıyorsanız, sebepleri duygusal olabilir.

Duygusal yeme problemine sahip insanlar, hayatlarını sürekli yemek yeme ihtiyacı içinde geçirir. Bu ihtiyacın yarattığı yeme isteği ve sonrasında gelen suçluluk duygusu; uzun vadede tekrar yeme isteği yaratacak negatif duygular olarak geri dönüyor ve iş içinden çıkılmaz bir hale geliyor.

Özellikle gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde, mutsuzluğun en önemli nedenlerinden biri, yeme ve kilo problemleri.

Kilo almanın nedenleri şunlar olabilir:

  • Yetersiz fiziksel egzersiz,
  • Fast food veya yüksek karbonhidrat içeren, sağlıksız yiyecekler tüketmek,
  • Tiroid disfonksiyonu gibi sağlık problemleri,
  • Duygusal nedenlere bağlı yemek yemek.

İlk üç madde ve çözüm önerileri hakkında detaylı bilgi olsa da; duygusal nedenler yüzünden yemek yiyen ve kilo alanların problemleriyle ilgili, uzun vadede çözüm olabilecek çok az bilgi var. Bilinçsizce yapılan bir çok diyet, sadece geçici çözümler üretebilirken, bu durum hayal kırıklığına uğramış milyonlarca duygusal yeme bozukluğundan muzdarip insan yaratıyor.

Duygusal yeme bozukluklarının çeşitleri

Aşırı yeme isteği, genellikle duygusal sebeplere dayanıyor. Duygusal yeme bozukluklarının iki türü var;

  • Stres, sevgisizlik, yalnızlık gibi negatif duygulardan kurtulmak için yemek
  • Kutlama ya da keyif almak gibi, ödül bazlı, pozitif duygulardan kaynaklanan aşırı yeme

Kötü hissettiğimiz zamanlarda, keyif veren yiyecekler tüketerek, negatif duygularımızı bir süreliğine kafamızdan uzaklaştırabiliyoruz. Yiyeceklerle gelen rahatlama hissi; bir süre sonra, negatif duyguları, yemek yemeyi tetikleyen bir hale dönüştürüyor.

Benzer bir durum, ödüllendirme konusunda da geçerli. Bir şeyleri kutlamak ya da kendimizi ödüllendirmek için yediğimizde, yedikten sonra sahip olduğumuz pozitif duygular; bir süre sonra bizi, benzer duyguları hissedebilmek için yememiz gerektiği konusunda şartlandırıyor.

Aşırı yeme isteğinin temelinde, genellikle bu iki tür koşullandırmadan biri yer alıyor.

Duygusal yemeyi tetikleyen düşünceler

Düşüncelerimiz de, yeme alışkanlıklarımız konusunda rol oynar. Bizi yemek yemeye yönlendiren bazı tipik düşünceler:

  • Başkaları tarafından kabul edilmenin yolu kusurlu olmak ve kilolarım benim kusurum,
  • Yemek yemek, hayattan zevk almanın en iyi yolu,
  • İstediğim şeyi istediğim zaman yiyememem, beni güçsüz kılar,
  • Seksten uzak durmanın en kolay yolu kilolu olmak,
  • İyi hissetmediğim zaman en kolay çözüm yemek yemek,
  • Kutlamanın en iyi yolu yemek,
  • Yemek duyguları bastırmanın en kolay yolu,

Duygusal yeme ile başa çıkma

Sizi yemek yemek için tetikleyen duyguları keşfetmek ve bunların temeline inmek; duygusal yeme bozukluklarının önüne geçebilmenin tek yolu. Eğer sizi tetikleyen duygu yalnızlıksa, biraz daha sosyal olmayı deneyebilirsiniz. Kendinize olan sevginizi göstermenin tek yolu, yemek yemekten geçmiyor. Sevilmediğinizi düşünüyorsanız, önce kendinizle barışmalı ve çözümün yemekten geçmediğinin fark etmelisiniz. Eğer problemlerinizi tek başınıza çözemiyorsanız; hem duygusal sıkıntılarınız hem de yeme bozukluklarınız için terapi almayı deneyebilirsiniz.

Önemli olan, çıkar yollarınızın olduğunu görebilmeniz.

İlginizi çekebilir: Duygusal yeme ile başa çıkmak için 5 öneri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale