X

Duygusal farkındalık: Duyguları tanımak ve altında yatan ihtiyaçları fark etmek

Son yıllarda sosyal-duygusal gelişime verilen önemin artması, artırılması gerekliliğinin fark edilmeye başlanılması duygularımızı tanımlayabilme, anlayabilme ve ihtiyaçlarımızı giderebilmenin öneminin altını çiziyor. Bu fark ediş umut verici olsa da küçüklüğümüzden itibaren bastırılmış duygularımızı keşfetme yoluna çıkmak ne yazık ki kolay bir süreç değil. Bu süreçte kişisel özellikler kadar coğrafi ve kültürel yatkınlıklar, öğretiler ve dayatmalar da etkili diyebiliriz. Örnek olarak, bizler “Kol kırılır yen içinde kalır”, “Kan içip kızılcık şerbeti içtim de” gibi güçlü olmak adına duygularımızı görmezden gelmeye teşvik edilerek büyütülmüş insanlarız.

Bu durum yavaş yavaş aşılmaya çalışılıyor. Sabır ve azim yüceltilirken duygularımızı bastırarak kendimize ve çevremize yalan söylemenin teşvik edilmesi gerçekten çok düşündürücü. Ayrıca, okul öncesi dönemdeki çocuklarla yürütülen bir araştırma, coğrafi değerlere göre duyguların ve duyguları yansıtmanın ya da saklamanın nasıl değişebileceğini gösteriyor. Bu araştırmada 5 yaşında çocukların eline boş bir hediye paketi veriliyor. Hediyeyi açan Alman çocuğun yüz ifadesinden hayal kırıklığı okunabilirken, 5 yaşındaki Hintli çocuk poker yüzü takınmaya çalışıyor ve hatta gülümsüyor. O yaşta hayal kırıklığını saklamayı öğrenebiliyor. Bu durum çok üzücü. Bizde de duygularımızı dinleme ve anlama konusu yeni yeni dikkatleri üzerine çekiyor diyebiliriz.

Okullarda da duygular konusu işlenirken genellikle dört temel duygudan ya da beş, altı duygudan bahsediliyor. Fakat aslında onlarca farklı duygu var ve her duygunun altında yatan çok farklı ihtiyaçlar olabiliyor. Bu yüzden önce duygularımızı, ihtiyaçlarımızın karşılanması veya karşılanmaması durumunda hissettiklerimiz olarak ayırarak listelenmiş olan bir kaynak (siddetsiziletisim.com), buna ek olarak da duygu ve olası ihtiyaçlarımızı gösteren “Başka bir okul mümkün”ün hazırlamış olduğu posteri paylaşacağım. Dilerim bu kaynaklar kendimizin, çocuklarımızın, öğrencilerimizin veya bireysel ilişkilerimizde temas ettiğimiz kişilerin duygularını anlayabilme yolculuğunda rehberlik edebilir.

 

İlginizi çekebilir: Başkalarının ne dediği önemli mi: Yaftalayıcı sıfatlardan kendinizi koruyun

Duygu Meriç: Ben Duygu Meriç, 2013 yılında Boğaziçi Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Bir yıl özel bir okulda çalıştıktan sonra atanarak doğu göreviyle köy öğretmenliğini deneyimledim. Daha sonra İstanbul’a döndükten sonra Boğaziçi Üniversitesi Erken Çocukluk alanında yüksek lisansımı tamamladım ve halen Kuştepe’de öğretmenlik görevime devam ediyorum. Sosyo-duygusal öğrenme, çocuk hakları, oyun, çocuk kitapları, anne çocuk ilişkileri ve ebeveynlik stilleri, çocuk tiyatroları, müzik ve toplumsal cinsiyet rolleri temel ilgi alanları olarak odaklandığım konuları oluşturuyor ve burada sizlerle deneyimlerimin ve eğitimlerinin bana verdiği bakış açısıyla önerilerimi ve düşüncelerimi paylaşma serüvenine başlıyorum. Hayata, çocuğa ve eğitime dair bilgi ve önerilerle buluşmak üzere...

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale