Düştüğümüz tuzaklar: Başkalarını iyi hissettirme çabası

Başkalarını iyi hissettirebileceğimize inanırız. Bu inanç zamanımızın en güçlü şartlanmalarından biridir. Bizden önceki kuşakların kendi duygularının sorumluluğunu almayı öğrenememesi sebebiyle bize kalmış bir miras bu. Bir şartlanma, yani bir yalan.

Bu yalan için bugüne kadar oldukça büyük bir enerji harcadık. Enerjimizi artık geri alıyoruz, çünkü ona hayal ettiğimiz yaşamları inşa etmek için ihtiyacımız var. Sizce de zamanı gelmedi mi?

Başkalarını iyi hissettirmek zorunda olduğumuzu düşünürüz çünkü…

Çocukluğumuzda içinde yaşadığımız aile ve toplum bize başkalarını iyi hissettirmenin “doğru” olduğunu söyler. Bununla birlikte, etrafımızdaki birçok insan da bu şekilde davranır. Bize öğretilen ve gördüğümüz davranışlar arasındaki bu tutarlılık bu bilgiyi “doğru” kabul etmemize yol açar. Doğru kabul ettiğimiz her bilgi gibi bu da hayatımızı yönetmeye başlar. Büyürüz, arkadaşlarımız olur, okula gideriz, işe başlarız, bir sevgilimiz olur, evleniriz, çocuklarımız olur ve hayatımıza eşlik eden tüm bu insanları iyi hissettirmeye çalışırız.

Bu öylesine güçlü bir “doğrudur” ki bir başkasını iyi hissettirmek için uğraş vermeyen birini gördüğümüzde onu sorgusuz sualsiz hemen bencil veya duygusuz olmakla yargılarız.

Bir şekilde kendimizle yeniden bağlantıya geçmenin bir yolunu bulana kadar da “başkalarını iyi hissettirme misyonumuz” yalancı bir ihtiyaç olarak tüm hayatımızı etkilemeye ve enerjimizden çalmaya devam eder.

Başkalarının duygularının sorumluluğunu aldığımızda başkaları için yaşarız. Yaşamımızda bize ve kendi duygularımıza yer kalmaz. Bu da bizi önce kendimizden, sonra yaşamdan kopuşa götürür.

Yaşamımızda sorumluluk duymamız gereken tek duygu kendi duygularımızdır.

Biz yaşamımızda sadece kendi duygu ve davranışlarımızdan sorumluyuz. Bir başkasınınkilerden değil. Evet, bizim duygularımız etrafımızdaki insanları mutlaka etkileyecektir ama bu hallerimize nasıl tepki ve cevap verecekleri tamamen onların sorumluluğundadır.

Başkaları tarafından yanlış anlaşılmayı göze alabilirsen kendin olma özgürlüğünün kapılarını aralayabilirsin.

“Ben artık sadece kendi duygularımın sorumluluğunu alarak yaşamayı seçiyorum” dediğin ve bu yönde kararlılıkla adım atmaya başladığında etrafında bugüne kadar duygularını taşımaya alıştırdığın insanlarla sıkıntı yaşayabilirsin. Seni yanlış anlayabilirler; soğukkanlı, kalpsiz ve hatta bencil olmakla bile yargılanabilirsin. Bunu göze alabilmelisin.

Bir başkasının duygularının sorumluluğunu almayı bırakmak özgürlüğüne attığın kocaman bir adım olacak. Kendin olma sorumluluğunu alıp bu yolda kararlılıkla yürüdükçe yaşam büyük bir hafiflikle önünde açılacak. Bunun için biraz yanlış anlaşılmayı göze almaya değmez mi?

Bu, özenli ve sevgi dolu olmaktan vazgeçmeni gerektirmez.

Başkalarının duygularının sorumluluğunu almayı bırakarak, kendi hayatımızın ve duygularımızın sorumluluğunu almak için yer açıyoruz. Başkasının ne hissettiğine odaklanmak yerine kendi duygularımızla yaşamayı öğrenmeyi seçiyoruz.

Duygularınla yaşamayı öğrendiğinde farkındalık kazanırsın. Farkındalıklar ile gelişirsin, olgunlaşırsın. Gelişmek kendine yolculuktur. Özümüz sevgidir, özendir. Kendine yaklaştığında özen ve sevgiyle dolar taşarsın.

Tüm duygular hissedilmek ister.

Onları yeni yeni hissetmeye başladığın ilk zamanlarda duyguları taşımak biraz zor gelebilir. Bu nedenle duygularını etrafına fazlaca yansıtırken bulabilirsin kendini. Evet, bu seni sevenler için biraz zorlayıcı bir dönem olabilir. Ancak, sevgi için endişelenmene hiç gerek yok. İçinde bulunduğun durumu onlarla açıkça paylaş ve zor durumlarda yardımlarını iste. Seni gerçekten sevenler kendin olma yolculuğun boyunca yanında olmak için elinden geleni yapacaklardır. Senin duygularını taşımak için değil, sen duygularını taşımayı öğrenirken elini tutmak için. Yanında duramazlarsa da onlara kızma; kendi duygularına alan açmak için biraz uzaklaşma ihtiyacı duymuş olabilirler.

Duygularından korkma onlar sadece hissedilmek isterler ve sana içleri hediye dolu gelirler. Orada onlarla kalabildiğinde birçok şartlanmadan özgürleşebilirsin. Yoğun duygular hissettiğinde savunmaya geçmek, saldırmak ya da geri çekilmek yerine bir kenara çekilip sadece onları hissetmeye başlamanı öneririm. Bir süre sonra uzmanlık kazanacak ve onların içindeyken bile kendini ifade edebilmeyi öğreneceksin. O zamana kadar biraz sabır…

Hiçbir şeye mecbur değilsin! Hemen şimdi seçmeye başla!

Başkalarını iyi hissettirmeye çalışmak, kendimiz olma ve hayal ettiğimiz yaşamı yaratma yolunda düştüğümüz tuzaklardan yalnızca biri. Kendi hayatımızı yaratmak istediğimizde bunun için bol miktarda enerjiye ihtiyaç duyarız, bu nedenle bu kaçakları tespit edip hayatımızdan çıkarmak yaratımın önemli bir parçasıdır.

Kendin için nasıl bir gelecek hayal ediyorsun? Şu anda bu hayalinin neresindesin? Hayal ettiğin yaşamı gerçekleştirmek istiyor ama nasıl yapacağını bilemiyorsan tam da bu amaçla tasarladığım Gelecekte Sen Yaratım Kampında bize katılmak ister misin?

Bu kampta, yaşamı, ilişkileri, kendimiz olmayı anlayıp, gelecek vizyonumuzu belirleyeceğiz ve adım adım oraya nasıl gideceğimizi öğreneceğiz.

Kamp Detayları:
1-5 Mayıs
Endes Camp, Kaz Dağları
Detaylı bilgi ve iletişim için: [email protected]

Sevgiyle buluşmak üzere.

İlginizi çekebilir: Yaratım Kampı: Gelecekte Sen Nasıl Birisin?

Diğdem Girici
İnanıyorum ki doğru bilgiye ulaşabilen ve bu bilgiyi hayatında doğru şekilde kullanmayı öğrenen her insan hayal ettiği yaşamı yaratabilir. İşte bu yüzden yazıyorum, yaşamımı ... Devam