X

Dürtülerimizi kontrol edebilir miyiz: Refleksif ve reflektif tepkiler

Hepimiz duygusal olarak öyle bir noktaya geliriz ki, tamamen içgüdüsel şekilde tepki veririz. Düşünme yoktur, otomatik pilot devreye girer. Zihinsel emniyet kemerimizi takmadan harekete geçeriz ve sonuç çoğu zaman sarsıcı olur. Düşünmeden hareket etmek, ya kendimizi korumaya çalıştığımızda ya da incindiğimizde ortaya çıkan refleksif bir tepkidir. Ama saldırı gerçekten en iyi savunma mıdır? Tepki vermek yerine, eğer tepkimizi düşünerek verirsek, bu türbülansın üstüne çıkıp yumuşak bir iniş sağlayabiliriz.

Wellbeing.com yazarlarından Terapist Marie Rowland kaleme aldığı reflexive vs reflective responses yazısında konuya şu şekilde değiniyor:

Bir doktorun diz kapağımızın altına hafifçe vurup reflekslerimizi test etmesi tanıdık bir sahnedir. Refleksif tepki, kelimenin tam anlamıyla tetiğe dokunur dokunmaz harekete geçen bir tepkidir. Ne düşünce vardır ne de planlama, sadece yaparsınız. Bu yüzden bu tür tepkilere ‘diz refleksi’ denir. Psikolojide bu durum ‘eylem eğilimi’ olarak adlandırılır. Bu, güçlü bir duyguyla bağlantılı içgüdüsel bir dürtü ya da varsayılan davranıştır. Korku hissinde kaçmak ya da saklanmak, öfke anında ise saldırmak gibi.

Bu başa çıkma mekanizmaları, tehdit altında ya da bunalmış hissettiğimizde devreye girer ve çoğu zaman kötü sonuçlar doğurabilecek tepkilerle sonuçlanır. Duygusal refleks, stres merkezimizden gelen davranışsal bir tepkiyi tetikler. Bu, amigdalanın yönettiği bir ‘savaş, kaç veya donbaşa çıkma mekanizmaları, tehdit altında ya da bunalmış hissettiğimizde devreye girer ve çoğu zaman kötü sonuçlar doğurabilecek tepkilerle sonuçlanır. Duygusal refleks, stres merkezimizden gelen davranışsal bir tepkiyi tetikler. Bu, amigdalanın yönettiği bir ‘‘ tepkisidir.

Bu tür tepkiler, günlük hayatın içinde başkalarıyla etkileşim halindeyken de ortaya çıkar. Duygular kabarıp tsunami gibi vurduğunda, bilinçli düşünmeyi kenara bırakır, duygularla hareket ederiz. Bunun sonucunda da öfke patlamaları ya da savunmaya geçme gibi beklenmedik durumlar yaşanabilir. Oysa düşünerek, kontrollü bir şekilde tepki verdiğimizde duygularımızı kontrol altında tutabiliriz. Bu kendini düzenleme şekli, refleks tepkimizin yanlış olduğunu değil, reflektif tepkinin bizi anın sıcaklığından kurtararak duygularımızı daha doğru ifade etmemizi sağladığını gösterir.

Hareket mi tepki mi?

Refleksif tepkiler bilinçdışından gelir. Bastırılmış anılar ve duyguların bulunduğu zihin katmanlarına ulaşır. Aynı zamanda korkularımızın ve güvensizliklerimizin tetiklenmeyi beklediği yerdir. Travmalarımız burada saklıdır. Örneğin, savaş gazisi biri bir aracın egzoz patlamasını silah sesi gibi algılayıp kendini yere atabilir.

Benzer şekilde, yoğun baskı altında kaldığımızda ya da beklenmedik kötü bir haber aldığımızda, kendimizi tutamayabilir, istemediğimiz şeyler söyleyebiliriz. Kaç kere anlık tepkilerle hareket ettik, sonra ‘Neden bunu söyledim?’ diye pişman olduk? Şaşkınlıkla ağlayabilir ya da içine kapanabiliriz. Bilinçdışı düşünmez ya da yönetilmez, tamamen doğaldır ve bu yüzden tepkiseldir.

Sorun, bu tür tepkilerin farkındalık veya analiz olmadan yargılara dönüşmesidir. Duygular, her ne kadar iyi göstergeler olsa da baskı altındayken bizi yanıltabilir, hatta yanlış kararlar almamıza neden olabilir.

Reflektif etki

Refleksif tepkilerin aksine, duygusal yansıtma (reflection), amigdala tepkisini devre dışı bırakıp düşünmeyi sağlayan ön kortekse geri dönmeyi hedefler. Bu süreç, bizi üzen şeyin neden bu etkiyi yarattığını anlamak için bir adım geri atmamızı sağlar. Bu, durum üzerinde netlik ve perspektif kazanmamıza olanak tanır. Yani duygusal işleme sürecidir.

Refleks, duygunun ilk anına, fizyolojik tepkiye ve davranışsal sonuca odaklanırken; reflektif yaklaşım düşünerek hareket etmemizi sağlar.

Reflektif olmak, acıyı ya da stresi yaşarken o duygunun farkına varmak ve hemen tepki vermek yerine bunu gözlemlemektir. Duyguyu kabul ederiz ama hemen haklı çıkarmayız. Bunun yerine tepkiyi analiz eder, hangi davranışın en doğrusu olduğunu değerlendiririz. Bu süreç duyguların gerçek olduğunu kabul ederken, zihinsel gücümüzü de devreye sokar.

Anın içinde durmak ve düşünmek kolay değildir. Refleksif olmak doğaldır ama reflektif olmak öğrenilmesi gereken bir beceridir. Bu, tepki verme dürtüsünü gözlemleyip kendini geri çekme yetisidir. Duygularımızı yok saymak değil, onların geçerliliğini sorgulamaktır. Bu her zaman kolay değildir ama pratikle tepkilerimizi daha iyi yönetebiliriz. Amaç, duyguların bizi yönetmeden önce bizim onları yönetebilmemizdir. Aşağıdaki teknikler bu konuda yardımcı olabilir:

  • Nefes egzersizleri (nefes çalışması)

  • Tetikleyicileri tanımak

  • Vücuttaki fiziksel tepkileri fark etmek (içeride yükselen hisler)

  • Alternatif fiziksel tepkiler geliştirmek: nefes almak, gözleri kapatmak, yumruk sıkmak, mantra tekrarlamak, ortamdan uzaklaşmak.

Zihinsel ve duygusal dengede kalmak

Düşünmek ve hissetmek birlikte yürüyebilir. Bilinçsiz zihinde tepki veririz, bilinçli zihinde hareket ederiz. Bu iki yaklaşım birbirini tamamlayabilir. Refleks, içten gelen tepki ise, reflektif olan düşünülmüş eylemdir. Bu ikisini dengede tutmak bizi bütün yapar.

Hayattaki olayları hem duygusal hem de zihinsel olarak değerlendirmek mümkündür. Bir sanat eserinden ya da bir müzik parçasından etkilenirken aynı zamanda yapısal olarak da değerlendirebiliriz. Yemek programlarındaki jüri üyelerini düşünün; hem tadı hissediyorlar hem de teknik açıdan değerlendiriyorlar. Tat alırken puan veriyorlar.

Refleks zıplamaktır. Reflektif olmak ise zıplamadan önce bakmaktır. Önemli olan refleksi fark edip ardından gevşeyebilmektir.

Kaynak: wellbeing.com

İlginizi çekebilir: Yapılan iş sevilmediği zaman insan vücudunun verdiği tepkiler

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale