X

Dünyayı ‘sen’ kurtaracaksın: Çevreye, doğaya, dünyamıza duyarlı yaşamın ilk adımları

Son yazılarıma bakıyorum da hep doğayla ilgili, öyle olmasa bile bir şekilde doğayı vurgulamışım ufak da olsa…

Neydi acaba birden bende beliren bu doğa aşkı? Tanıdığım birçok kişinin bunu sorguluyor olduğundan eminim. Elbette bir doğa aktivisti olduğumu söylemem mümkün değil biliyorum. Ama tüm hayatım boyunca kendi çapımda da olsa saygı duydum doğaya. Onu korumak adına yapmam gerekenleri yaptım hep. En azından öyle olduğuma inanıyordum yakın geçmişe kadar. Sonra korona geldi, hayatlarımıza girdi. Evlere kapattı bizleri. Belki boşluktan, belki de yıllarca eksikliğini hissettiğimdendir bilemiyorum birden kendimi araştırmalara verdim. Nasıl daha iyi bir insan olabilirim dünyamızı korumak adına? Neler yapmam, neler yapmamam gerekir bunun için?

İlk olarak sosyal medyada takip ettiğim insan sayısını artırdım. Bu sefer karşılaştığımızda bir selamı esirgediğimiz o sanal arkadaşlar değildi ama takip ettiklerim. Çevreye, doğaya, dünyamıza duyarlı insanlar; bazen beni heyecanlandıran mutlu eden; bazen beni bilgilendiren hesaplar…

Aslıhan Gürbüz vardı listenin başında. Onun paylaşımlarından çok şey öğrendim diyebilirim. Meğer bilmediğimiz neler neler varmış. Meğer takip etmemiz gereken ne çok hesap varmış. Onun sayesinde onlarca şey öğrendim. Birçok takip edilesi hesap keşfettim. Ne de iyi ettim.

Her gün bir şey öğrendim, her gün bir şey izledim. Plastik tüketimini sıfıra elbette indiremedim ama mümkün oldukça azalttım mesela. Paylaşımlar yaptım belki bir kişinin bile olsa dikkatini çekebilirim diye. Evime giren haşereleri öldürmektense onları doğaya bıraktım. Bazen çöpe atacağım sebze kabuklarını ve köklerini toprağa ektim hani olur da tutarsa diye. Bazıları kök verdi inanır mısınız?

Bir arkadaşımın paylaştığı 53 dakikalık, belki eskiden olsa ilgimi çekmeyecek olan, su tüketimi ile ilgili bir belgesel izledim. Belgeselin adı ‘25 Litre’. İzlemediyseniz ilk fırsatta izlemenizi öneririm. Su tüketimini elimden geldiğince azaltmaya çalıştım o günden sonra. Şu an aklıma gelmeyen başka şeyler de yaptım inanın.

Biliyorum bunlar doğayı kurtarmak adına büyük adımlar değil elbet, ama bir yerden başladım ya o da başarı benim gözümde. Mutluyum benim gibi düşünen insanlar olduğunu bildiğim için. Mutsuzum dünyada büyük bir azınlık olduğumuzdan emin olduğum için.

Çok klişe gelecektir ama; hani diyoruz ya ‘Ben mi kurtaracağım dünyayı?’ diye, evet sevgili arkadaşım sen kurtaracaksın. Sen elinden geleni yap da bak doğa nasıl yeniden yüzünü dönüyor sana…

Bu yazıyı okuyan 1 kişinin bile farkındalığını arttırmayı başarabildiysem bir aferin bana.

Gizem Okut: 1986 yılında İstanbul'da doğdum ve Kıbrıslı'yım. 2010 yılında DAÜ'de Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü bitirdikten sonra Londra'da moda yazarlığı da dahil olmak üzere moda ile ilgili kurslara katıldım. Bir buçuk senelik bir Londra macerasının ardından tatil için gittiğim İstanbul'da ailemle kalmaya karar verdim ve İstanbul'da çeşitli firmalarda Stil Editörlüğü, Sosyal Medya Yönetimi, Müşteri İlişkileri gibi farklı pozisyonlarda çalıştım. 2016'da Kıbrıs'a geri dönmem ile birlikte üniversite yıllarımda staj yaptığım ve ülkenin en eski otellerinden olan Dome Hotel'de Misafir İlişkileri ve Sosyal Medya Yönetimi pozisyonlarında 2 yıl çalıştım. Daha sonra turizm sektörüne ait olmadığıma karar vererek ani bir kararla birbirinden tamamen farklı sektörlerde, birbirinden farklı işlerde çalıştım ve çalışmaya da devam ediyorum. Yazı yazmak, kitap okumak, müzik dinlemek, plajda vakit geçirmek gibi vazgeçemeyeceğim hobilerimin yanı sıra, seramik objeler yaratmak, bahçe ile uğraşmak, farklı tarifler denemek gibi hobilerim de mevcut. Şu hayattan istediğim üç şey; sağlık, barış, huzur.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale