X

Herkes için balon gücüyle internet: Google Loon Project

Tüm dünyada insanların %60’ının internet erişimi yok. İnternette yaptığınız her şeyi şöyle bir gözünüzün önüne getirin; bütün hayatınızı internet bağlantınız olmaksızın geçirebilir miydiniz?

Google, bunun tam tersini sormuş: Ya istisnasız, dünyadaki herkesin internet erişimi olsaydı? Ya dünyadaki bütün öğrencilerin parmağının ucunda bir ansiklopedi olsaydı? Ya her doktor, en son bilimsel araştırmalara bir saniyede erişebilseydi? Ya dünyadaki her çiftçi, yarın havanın nasıl olacağını, bir fırtınanın yaklaşmakta olup olmadığını bilebilseydi?

Bunları sağlayabilmek için kendilerine bir soru daha sormuşlar: “Nasıl, dünyadaki herkesi ucuz ve sürdürülebilir bir yöntemle internete bağlayabiliriz?”. İşte bu sorudan yola çıkarak, 2013’te Project Loon (Loon Projesi) adlı projeyi hayata geçirmeye başlamışlar.

Project Loon, 20 km yükseklikte dolaşacak bir yüksek irtifalı balon ağı oluşturarak tüm dünyaya internet dağıtılabileceği fikriyle ortaya çıkmış. Bildiğimiz üzere, yeryüzünden yaklaşık 10 km yükseklikte hava olayları yaşanıyor ve uçaklar uçuyor; bu “yüksek irtifalı büyük balonlar” ise bu olaylardan etkilenmeyecek şekilde, 20 km yükseklikte uçmak üzere dizayn edilmiş. Onları ancak bir teleskop yardımıyla görebiliyorsunuz. Uygun rüzgar akımı hesaplanarak, balonların belli bir yöne doğru uçmaları ve belli bir rotada geri dönerek birlikte hareket edebilmelerinin mümkün olabileceği düşünülmüş. Sonuç olarak bir balon hareket ettiğinde diğer balon onun yerini alacak şekilde ayarlanmış.

Balonlar hem birbirleriyle hem de yeryüzündeki internet dağıtım noktasıyla irtibat halindeler. Merkez internet sağlayıcısından aldıkları sinyali birbirlerine ve sonunda yeryüzünün diğer noktasına iletiyorlar.

Balonlar tamamen solar enerjiyle çalışıyor ve Loon Kontrol Merkezi tarafından yere inişleri ve kalkışları kontrol edilebiliyor. Loon Project balonları, rüzgar ve dünyanın dönüş hızı gibi etkilerle dünyanın çevresini tam tur dönerek Güney Amerika’dan Güney Afrika’ya gitmek, oradan tekrar Güney Amerika’ya dönmek üzere planlanmış.

Pilot program Yeni Zelanda’daki radyo istasyonları ve kullanıcılarıyla, Güney Hemisphere bölgesinde gerçekleştirilmiş. Pilot program katılımcılarına, telefonlarını Loon Ağı’na bağlayabilmeleri için özel SIM kartlar verilmiş. Bu deneme programı başarıyla hayata geçirilmiş ve şu anda Google’ın Loon Project sorumluları, bu programı nasıl genişletebilecekleri üzerine çalışıyorlar. Kesintisiz internet bağlantısını Güney Hemisphere bölgesinde tamamen sağladıktan sonra dünyanın diğer noktalarına da interneti götürmek için çabalamaya devam edecekler. Ne harika değil mi?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale